GAP beklentileri karşılamadı!


14 / 01 / 2017 10:31

Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

1955 Şanlıurfa doğumluyum. Tahsil durumum ortaokul. Maddi imkansızlıklardan dolayı eğitim hayatıma son vermek zorunda kaldım. Askerlik dönüşü 1978 yılında Şanlıurfa Tünel Tesisi inşaatının başladığı dönemde Şanlıurfa Tünel Tesisinde çalışmaya başladım. Daha sonra açık öğretimden ortaokulu bitirdim. Lise diplomasını da alacakken 12 Eylül darbesi hadisesi yaşanmasından ötürü lise öğrenimini tamamlayamadım. 21 yıl fiili olarak sendika üyeliğinden sendika yöneticiliğine kadar birçok görevde yer aldım.

21 yıl boyunca fiili olarak çalıştınız. GAP’ın ilk başladığı günle bugünü kıyasladığınızda aynı heyecan ve coşkuyu görüyor musunuz?

Hayır, çünkü o günkü düşüncelerimiz şuydu; GAP projesi geldiği zaman Şanlıurfa’nın sosyal yaşamı değişecekti. Ekonomik yapısı düzelecekti. Yaklaşık olarak suyun aktığı günden bu yana 25 yıl geçti. Genel olarak baktığımızda çok da şey değişmemiştir. Tabi ekonomik olarak bazı şeyler değişim yaşadı. O günkü koşullarda Şanlıurfa’nın nüfusu 500 bin iken şu an 1 milyonu geçmiş durumda. Ama bu değişimde şuna inanıyorum, GAP’ın değişimiyle değil, üniversitelerin açılmasıyla, ziraat fakültesinin açılması, tıp fakültesinin açılmasıyla Şanlıurfa’ya gelen öğrenciler ister istemez Şanlıurfa’daki insanların ufuklarını değiştirdi. Ancak şu heyecanı göremedik; Biz o günkü koşullarda Şanlıurfa Tünelinde su aktığı zaman, Harran ovasına su gittiği zaman, GAP projesi bittiği zaman örnek verilmesi gerekirken biz GAP havalimanı diyorduk, bu memlekette kim bir çakıl taşı koyarsa biz ona minnettar kalırız. Fakat birileri onu tamamen kendi çıkarları doğrultusunda kullandı. Bırakın artık GAP havalimanını, limandan öteye şu an kışın 10 uçak seferi düzenlenmesi gerekirken 1 sefer dahi yapılamıyor sisten, hava şartlarından dolayı. Şanlıurfa’da GAP havalimanı derken bu limanda, bu bölgede yetişen sebze meyve türlerinin Avrupa’daki çeşitli ülkelere ihraç edilmesi heyecanını yaşıyorduk. Fakat şu an bırakın GAP havalimanını, Türkiye’deki normal seferleri yapamıyorlar. Neymiş vatan için, halk için, iki üç kişinin gönlünü hoş tutmak için bu havalimanı kuruldu. Şu anda zaten nasıl bir halde olduğunu herkes biliyor. Bununla beraber eski heyecanı yaşamıyoruz. Neden yaşamıyoruz? Biz isterdik ki Tarım İl Müdürlüğü, DSİ, Ziraat Odası, Mühendisler Ziraat Odası bunların her yıl ortaklaşa dünya genelini araştırıp ekonomik sosyolojik alanlarda araştırma yapıp, Şanlıurfa’da üretilen ürünlerin geliştirilmesini istiyoruz. Bunun yanında entegre tesislerinin kurulması gerekmektedir.

Şu anda devlet, hayvancılık için destek veriyor. Güzel ama bunu yapacağına herkese 20-30 inek vererek bununla beraber 10 kişiyi birleştirsin tek projede, bunun yanında entegre tesisi kursun. Yoğurdu, sütü, ayranı, kaymağı, yağı dışarıya ihraç edilecek bir şekilde getirelim. Şu anda yapılan projeler bana çok da mantıklı gelmiyor açıkçası. Heyecan yaşamamamızın sebeplerinden bir tanesi buydu. Beklentilerimizi, umduklarımızı bulamadık. Biz bu tüneli savaş gözüyle görüyorduk. Biz tünel çalışmalarında 40 arkadaşımızı şehit verdik, iş kazasında, tünel çökmeleri sonucu… Ben orada yıllarca sendikacılık yaptım. Kemal Yazar olarak ne yaptım? İlk etapta tünelin başlangıcında Şanlıurfa’da kalifiye eleman bulamıyorduk. Dışarıdan hep elemanlar geliyordu. Şanlıurfa’da nizamiyenin önünde uzun kuyruklar oluşurdu. Gelen kişilere ‘ne iş yapabilirsin’ dediğimizde koğuşçuluk, bekçilik, o günkü koşullarda gençliğin de verdiği heyecanla biz orada sendikada iş alma komisyonu kurma gereği duyduk. Sendikadan 3 kişi işverenden 2 kişi biz artık bu şekilde işçi almaya karar verdik.

Kaç kişiyle başlamıştı tünel inşaatı?

İlk başladığımızda bin 500 işçimiz varken bu personellerin içerisinde Şanlıurfalı olarak yüzde 5’ti çünkü kalifiyeli elemanımız yoktu. 84-85 yıllarına gelindiği zaman bu oran yüzde 70’lere çıktı. Ben bunlarla övünmüyorum. Övündüğüm nokta; biz o insanlarımıza bir ekmek parası kazanacak bir meslek kazandırdık. Daha doğrusu kendini tanımasını sağladık. O insanlara her gün balık vermektense onlara balık tutmayı öğrettik.

Dün ile bugünü kıyaslarsanız, nasıl bir sosyal değişim yaşanıyor bölgede sizce GAP’la birlikte?

Sosyolojik değişim nedir? Sosyolojik değişim kendini yenilemek, yenilikçi, kendini tanımaktır. Örnek vermek gerekirse; Aç bir insan sadece midesini düşünür. Refah düzeyi geliştikçe ister istemez farklı alanlara yönelir. Kendini tanıma fırsatı bulur. Bunla beraber Şanlıurfa’da GAP’ın başkenti başta da belirttiğim gibi üniversitelerin açılması ve kadroların genişlemesi dışarıdan gelen insanların ve yerli halkın entegre süreci yaşaması ister istemez herkesi değiştirmiştir sosyolojik olarak. Şunu da belirtmekte yarar var. Aslında GAP ile birlikte bize en fazla yararı olan, Türkiye’nin önünü açan, GAP projesinin daha fazla katkı sağlamasını isteyen önemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dır. Özal’ın bu konuda çok çok katkısı olmuştur. O dönemde hiç kimse cebinde 1 doları bulunduramazdı. Ondan sonra döviz büroları kuruldu. Bu neydi dünyaya açılmaktı. Yani Özal, birçok şeyi değiştirdi. O dönemde doğru dürüst ne bir köy yolumuz vardı ne bir içecek suyumuz vardı. Yani yenilikçilik GAP projesiyle beraber aslında en büyük katkıyı sağlayan rahmetli Turgut Özal’dır. Biz eğer o gün onun bıraktığı mirası devam ettirebilseydik Türkiye’nin durumu da çok farklı yerlerde olurdu.

Sizce bugün bölge insanının refah seviyesi değişmiş midir, değişmiş ise ne yönde değişmiştir?

Bu süreçte insanlar öyle bir konuma getirildi ki gölgesinden bile korkmaya başlamıştır. Herkes insanları sindirip onların kabuklarına çekilmesini zorunlu kıldı. Rahmetli Özal’ın gelmesi ile birlikte insanlar kendilerini tamamlamaya başladı. Bununla beraber ekonomi ve refah düzeyleri düzelmeye başladı tabi ister istemez insanların yaşamları da değişmeye başladı.

Bu ekonomik ve refah düzeyinin sürdürülmesi için neler yapılabilir?

Batıda metropollerde yaşayan Şanlıurfalı iş adamlarına seslenmek istiyorum. Gelsinler kendi memleketlerinde fabrikalar kursunlar. Yatırımlarını Şanlıurfa’ya yönelik yapsınlar. Bugün Şanlıurfa’ya gelmezlerse de yarın öbür gün mezarları Şanlıurfa’da olacak o zaman gelecekler. Kıymetini, değerini bilin sizin yapacağınız yatırımlarla burada yaşayan halk da faydalansın.  GAP projesi gerçekleşmeden önce insanlarımız mal gibi batıya yönlendirilip orada yevmiyecilikle çalıştırılıyordu. Şu anda da bu durum devam etmekte ama asgari seviyeye inmiş durumda. Artık herkes kendi işini bir şekilde yürütüyor. Ama GAP projesi kurulmadan önce böyle imkanlar yoktu. Dünyada tarımla uğraşanlar en bilinçli sınıftır. Bugün gelişen teknoloji ile birlikte bir sulamacı olarak biz de Şanlıurfa’ya katkı sağlamak istiyoruz.

GAP’ta yer alan biri olarak GAP’ın geleceğini nasıl görüyorsunuz ?

GAP’ın geleceği demek yerine insanlarımızın geleceği demek istiyorum. Neticede GAP insanlar için yapılmış. İnsanlarımızın refah seviyelerinin yükseltilmesi adına GAP’ın bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında sadece suyun akıtmayla değil. Bir sulamacı olarak her köye ziraat mühendisleri kontrol amaçlı desteklemelerin biraz daha aktifleştirilmesi gerekmektedir. Mehmet Akif Ersoy’un bir sözü vardır “İnsanlar eğitimle doğmaz, eğitimle büyür” eğitim seviyemiz yükseldikçe insanımızın refah seviyesi düzelecektir. Yoksa daha önce de Fırat suyu akıyordu. Ama insanlara, memlekete bir faydası var mıydı? Hayır. Bilinçli bir şekilde insanlarımıza anlatıldı. Projelendirildi şu anda da ekilen ağacın meyvesini almaya başlıyoruz. Bunun yanı sıra entegre tesislerinin kurulması gerek. Bu da devletin öncülük etmesiyle olur. Devletin gayret göstermesi gerekmektedir. Yani bu bölgede bilinçsiz insanımızın beyni gözündedir. Görmeli ki kabul edebilsin. Bununla beraber şunu da söyleyeyim bölgede devletin hibe destekleri var. Hibe projelerini ilk yapanlardan biriyim ben. 2007 yılında. 3 yıl yaptım 4. yıl yapma gereği duymadım. DSİ diyor ki 20 litreden fazla yeraltı suyu kullanma izin belgesini vermiyorum. Peki, bunu soruyorum; Elektrik parası kesilirken 20 litreye göre mi kesiliyor yoksa o çiftçinin tarlasının dönümüne göre mi kesiyorsun? Burada çok ciddi bir çelişki var. Bu çelişkinin bir an önce ortadan kaldırılması gerekmektedir. Eğer gerçekten insanların refah seviyelerini yükseltmek GAP projesini yaşatmak istiyorsak bunların çözüme kavuşması lazım. İkinci bir husus da devletin elektrik konusunda bir destek sağlaması gerek. Bu şekilde değil. Yarı özerk kurumlaşması lazım. Her bölgede 5-6 muhtarlığın toplanıp bir kooperatif kurulması gerek.  Aynı şu an sulama birliklerinde olduğu gibi. Bu orada kurulacak özerk bir yapıya, devlet katkısıyla ve enerjiye çözüm getirmesi gerek.