Parçacığın peşine düşüp CERN’e gittiler!

Dilek Acar ve Tuba Köylü, Şanlıurfa’dan CERN kampüsüne giden dört şanslı öğretmen sadece ikisi. CERN’de yaşadıklarını ve gördüklerini öğrencileriyle paylaşan öğretmenler CERN’ün bilime merak saran herkesin mutlaka görüp, incelemesi gereken bir yer konusunda mutabık.

27 / 02 / 2017 11:51

(Röportaj: Hüseyin ÖZKAN-İPEKYOL)

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) son yıllarda bilim insanlarının en çok kafa yorduğu, alın teri döktüğü ve insanlığın ortak bilim mirası olan bir yer haline geldi. 1954 yılında faaliyetine başlayan CERN’de dünyanın farklı ülkelerinden gelen binlerce bilim insanı insanlığın medeniyetine bir tuğla koyma derdinde. Elektronlar, nötronlar, protonlar, kuarklar, hadronlar, atom çekirdeği gibi evreni oluşturan bu ve buna benzer bileşenlerin var oluş nedenleri üzerine çalışmalar yapılıyor. CERN, kimisine göre Tanrı parçacığı, kimisine göre de maddenin ilk halinin ne olduğu yönünde deneylerin yapıldığı yer, devasa bir kampüs. Dilek Acar ve Tuba Köylü, her yıl binlerce ziyaretçinin seçilerek gittiği kampüsü ziyaret eden Şanlıurfa’daki dört şanslı öğretmen ikisi. Her iki öğretmenimiz de orada gördüklerini, yaşadıkları tecrübeleri, bilim insanlarının nasıl uğraş verdiklerini şimdi öğrencileriyle paylaşıyor olmanın mutluluğunu yaşıyor. Biz de Gazete İpekyol olarak bu iki öğretmenimizin bilgiye ve bilime giden yolda yapmış oldukları yolculuğu konuştuk.


CERN maceranız nasıl başladı?

Tuba Köylü (T.K.)

Cern maceramız, bir mail gelmesi ile başladı. Bu mailde TTP4 programına katılmak için bir başvuru formu vardı. Formu doldurduktan sonra seçildiğimizi duyunca çok mutlu olduk.  Türkiye’den toplam 36 öğretmen seçilmişti bu programa.


Dilek Acar (D.A.)

Birkaç yıldır CERN’i takip ediyordum bu yıl başvurmaya karar verdim. Seçim süreci biraz meşakkatli geçiyor. Form doldurduktan sonra birkaç testten geçiyoruz. Bu konuda kendime pek güvenmiyordum. Bir hazırlık süreci geçirdim. Çalışmalar yaptıktan sonra başvurumuzu yaptık. Olup olmayacağını bilmiyorduk ama sonucu güzel geldi. Listede adımı görünce sevindim tabi ki gitmemiz de zor bir süreçten geçti, gerekli izinlerin alınması gerekiyordu. Gittiğimizde orada daha çok parçacık fiziği üzerine ve biz gittiğimizde öğrencilerimize burada öğrendiğimiz bu merkezde gördüklerimizi nasıl aktarabiliriz ve belki gelecekte bizim de öğrencilerimizden CERN’de çalışabilecek, çalışmalar yapabilecek nesiller yetiştirmek asıl amaçtı. Bunu nasıl yapabileceğimizi anlattılar daha çok. Yerleşkeyi gezdirdiler. Yine öğrencilere CERN’ü nasıl anlayabiliriz? Nasıl aktarabiliriz diye çalışmalar yapıldı. Tabi bunu yapabilmek içi öncelikle bizim CERN’ü iyice öğrenmemiz gerekti. Bununla ilgili sunumlar, dersler, uygulamalar, öğrencilerle yapacağımız deneyler vs. Bu şekilde bir süreç gelişti.


Öğretmenler neye göre seçiliyor?

T.K - Öğretmenler, oradaki Türk Bilim İnsanları tarafından belli kriterlere göre, başvuru formu incelendikten sonra onların istediği kriterlere göre seçimler yapılıyor. Bu seçimler dönem dönem yapılmakta. Normalde iki yılda bir yapılıyor. Ancak bundan sonra yılda bir defa yapılabilir.


CERN’e gittiğinizde ilk izleniminiz nasıldı?

T.K. - Çok heyecan vericiydi.  İnsan sürekli orada olup bilim yapmak istiyor. İnsanlar hep bilimle uğraşıyor. Parçacık fiziği hakkında zaten derinlemesine bilgi edindik. Zaten kuantum fiziğine ilgim vardı benim. Ama oraya gittiğim zaman daha çok merak etmeye ve daha çok heyecanlanmaya başladım. Bende oluşan bu merakı öğrencilerime aşılamak istedim.  Çünkü merak her şeydir. Merak eden insan öğrenir. Öğrenci merak ederse kendi kendine bir şekilde öğrenecektir. Benim de şu an yapmak istediğim tam olarak bu öğrencilerime merak etmelerini sağlamak. Oradaki izlenimlerimi aktarmaya çalışıyorum. Maddenin en küçük yapı taşı nedir? Atomdan daha küçük bir madde var mıdır? En küçüğe doğru ilerlemeye çalışıyoruz. Onlar da heyecanlanmaya başladılar. Bu tabi beni de heyecanlandırmaya başladı. Bu şekilde çalışmalarımız devam ediyor.

D.A – Benim orayla ilgili ilk izlenimin gerçekten süperdi. Buraya iyi ki gelmişiz dedim. Buraya her öğretmenin çabalayıp bir şekilde gelmesi gereken bir yer. Çünkü tamamen bilim aşkını körüklüyor. Bir yerde şöyle düşünüyorsunuz; Neden benim bir öğrencim de burada olmasın? Buradaki çalışmalarda yer alıp ülkesini temsil etmesin? Zaten yerleşkeyle ilgili fotoğrafları öğrencilerimize gösterdik. Bir de orada çocukların ilgisini çekecek alanlar da var. Çocuklar için laboratuar, simülasyon odaları hazırlanmış. Dedim keşke yapabilsek de çocukları da buraya getirebilsek. Bu durum için bilgi aldık. Orası sadece lise öğrencilerine açık durumda şu an için. Ortaokul öğretmeni olduğum için bu duruma üzüldüm açıkçası. En azın biz bunu bilirsek öğrencilerimize anlatıp onların ufuklarını açabiliriz. Kendi açımdan ufkumun açıldığını söyleyebilirim. Buraya geldiğimizde orada yapmış olduğumuz çalışmaları video şeklinde öğrencilerimize gösterdiğimizde ‘keşke biz de orada olabilseydik’ dediler. 1954 yılında kurulan CERN’ü biz yeni öğrendik. Bu sayede öğrencilerimiz ortaokul çağındayken bilgi sahibi olabiliyorlar. 


Öğrencilere CERN nasıl anlatılmalı?

D.A - Orada yapılmış veya geçmiş yıllarda yapılmış deneyler var.  Çok basit bir şekilde bir tava ve birkaç muzla yapabileceğiniz çok güzel parçacık deneyleri var. Bize bu şekilde aktardılar ki biz de çocuklara aktardığımızda daha anlaşılır olsun. Çünkü çocuklara sözel bir şekilde aktardığımızda anlaması çok zor bu şekilde deneylerle pekiştirirsek çocuklar için daha kolay olacağını düşünüyorum. Konu gelince hatta birkaç deneyi yapabileceğimi düşünüyorum. Öyle çok üstün malzemelere de hiç gerek yok. Çok basit bir şekilde bir tava, bir cezveyle de yapabilirsiniz dediler. Günümüzde hemen hemen tüm okullarda akıllı tahta var. Akıllı tahtalarda bu şekilde deneyler anlatılabilir. Yani nasıl aktaracağımızın her yolunu gösterdiler.


CERN için insanlığın ortak mirası diyebilir miyiz?

T.K- Tabi ki, çünkü dünyanın her yerinden araştırmacılar araştırmalarını, deneylerini yapabiliyorlar. O yüzden gerçekten ortak bir miras diyebiliriz.


Nihai bir sonuç bekleniyor mu CERN?

T.K. Bir sonuç beklenmiyor. Çünkü bilinmeyen çok şey var. Her şeyin teorisini bulmaya çalışıyorlar. Standart bir model var. Evrendeki belli bir etkileşimleri açıklayan bir model. Ama bunun da bazı eksiklikleri var. Ve bunun hepsini kapsayan bir model olduğunu düşünüyorlar. Ve buna her şeyin teorisi adını veriyorlar. Ama böyle bir şeyi henüz bulmuş değiller. Araştırma içerisindeler. Her gün çarpıştırmalar yapılıyor. Her gün yeni bir şey bulunmasa bile çalışmalara devam ediliyor.

D.A. - Buldukları şey her zaman bir şeye yöneliktir. Tıpta mesela kullanılıyor. Parçacık hızlandırıcıları birçok hastalık ve kanser tedavisinde kullanılıyor. Mesela CERN’de sadece parçacık mı kovalanıyor şeklindeki soruya www’nun çıkış noktası CERN. Böyle bir faydası oldu insanlara. Dokunmatik ekranın ilk çıkış noktası CERN. Orada kendileri için olacak faydalı bir şey için çalışırken bizim için daha kolaylaştırıcı şeyler çıkıyor aslında.


Orada bilim insanlarıyla tanıştınız mı?

D-A- Bu çalıştayı düzenleyenler de oradaydılar. Onların amacı zaten burada kapalı bir kampüste kalmak yerine ne yaptığımızı insanlar bilsin özellikle de öğretmenler bilsin diye bunu amaç edinmişler. Hepsiyle tanıştık birebir hepsi bize eğitim verdi. Çok güzel zamanlar geçirdik. Bilim dolu zamanlar geçirdik diyebilirim.

T.K- Sohbet arasında bile bir şeyler öğrenmeye çalışan bir zaman geçirdik. Oradaki bilim insanlarımızı da ayrıca tebrik etmek istiyorum. Çünkü bu işi tamamen gönüllülük esaslı yapıyorlar. Zamanlarının çoğunu bu işe ayırıyorlar. Türkiye’de yaygınlaşması için nasıl bunu yapabiliriz diye düşündüklerinde öğrencilere ulaşması için öncelikli olarak öğretmenlere aktarılmasını düşünmüşler ve bu şekilde öğretmenlerden seçim yapılarak böyle bir çalıştay düzenlendi. Biz de bundan sonra öğrencilerimize aktarmaya çalışacağız.


Fiziki mekan olarak nasıl bir yer CERN?

D.A.- Çok büyük bir kampüs gerçekten, İsviçre ve Fransa sınırında birazı Fransa’da, birazı İsviçre’de kalmış bir kampüs, çok devasa büyüklükte her şeyi mevcut içerisinde. Yurtlar, sosyal tesis, çalışma alanları var.  Parçacık hızlandırıcıları daha çok yerin altında. Deneyde herhangi bir sorun yaşanmasın diye yerin altı daha güvenli olduğu için yerin altına alınmış. Yerden ve enerjiden tasarruf etmek için de yapılmış bir uygulama.


Nasıl çalışıyorlar bilim insanları?

T.K. – Herkesin çalışma alanı farklı, herkes belli bir alanda uzmanlaşmış. Belli bir konuda ‘benim bilgim yok’ diyebiliyorlar. Çok geniş bir alan olduğu için herkes kendisini belli bir alanda uzmanlaştırmış ve bu şekilde gruplar halinde çalışıyorlar. 


Bu çalışmaları insanlarımıza peki nasıl anlatabiliriz?

T.K. - Öncelikle yaygınlaştırmamız gerekiyor. Öğrencilerimizi, insanlarımızı bilinçlendirmemiz gerekiyor bu konuda. Biz de CERN’ı orada öğrenmiş olduk ama bunun daha erken olması gerekiyordu. Erken yaşlarda biliyor ve araştırıyor olmalıydık diye düşünüyorum. Bu çalışmaları öğrencilerimize aktarmamız gerekiyor. Bu konu ile ilgili öğretmen arkadaşlarımıza seminerler vermeyi düşünüyoruz. Onlar bilinçlenir ve öğrenirse aynı şeyi onlar da öğrencilerine aktarabilirler. En azından bir bilinç düzeyi oluşturabiliriz bu konuda. Öğrencilerimizi temel bilimlere yönlendirmemiz gerekiyor. Temel bilimler ülkemizde çok tercih edilmiyor. Bu yüzden bilim insanları olarak bunu teşvik etmemiz gerekiyor. Öğrencilerimize merak duygusunu aşılamamız gerekiyor. CERN’ün kesinlikle gezilmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum.

D.A – Biz burada e-konferanslar düzenleyeceğiz. Bu konferanslara gelen her öğretmen onlar da konferanslar düzenleyecek. Yaptığımız e-konferanslara herkes bağlanabilecek. Sadece gidilen şehirlerde değil online bir şekilde bunu yaymaya çalışacağız. Onlar da öğrenince kendi okulunda ve halka bu şekilde yansıtabilirler. Mesela bilim şenlikleri oluyor bölgemizde orada bunu anlatan bir deney, bir sunum ile halka da aktarılabilir. Bu çalışmalar domino taşları gibi sıralı bir şekilde herkese aktarılacak inşallah.


Şu anda CERN’e giden öğretmenlerle iletişim halinde misiniz?

D.A- Şu anda evet iletişim halindeyiz. Yapacağımız çalışmalar hakkında da iletişimde olacağız.

T.K - Bu programın en önemli katkılarından bir tanesi de çok önemli insanlarla tanışma fırsatı bulduk. Çok değerli bilim insanları ile fikir alışverişinde bulunuyoruz, neler yapılabilir diye. Bilim ve her konuda bilgi alınabileceğimiz bir alan oldu. Bu da bizim için büyük fırsat.

* Tuba Köylü, Akabe TOKİ Anadolu Lisesi Bilişim Teknolojileri Öğretmeni,

* Dilek Acar, Yeşilurfa Ortaokulu Fen Bilimleri Öğretmeni

---BİTTİ---