#HİZMETİNADINİHATÇİFTÇİ

13 / 03 / 2017

Sosyal medya hayatımızın bir paçası…

Aynı zamanda algı, haber, yorum, icraatın içinden gibi konularda herkesin özgürce kendini ifade ettiği gazete sayfası…

Her kim düşünmüşse, bu mecrada Baş Başkan Nihat Çiftçi’ye tag oluşturmuş.

Google amca, Tag nedir?

İngilizce bir kelime olan "tag", Türkçe'de; (fiil olarak kullanıldığında) "etiket takmak, etiketlemek, isimlik takmak, kafiye bulmak, birleştirmek, kovalamak, peşini bırakmamak, peşinden koşturmak, kırkmak gibi anlamlara geliyor.

Tag açılır açılmaz kelimenin manası kelimelere dönüşüverdi…

Ahbap çavuşlar kovalandı, belediyeciler peşinden koştu, edebi isimlik takıldı…

Bu normal mi?

Örnekleyelim siz karar verin. Nereden?

Tabi ki Antep’ten…

Fatma Şahin’in takipçisi 1 milyon 300 bin

Nihat Çiftçi’nin 31 bin…

Şahin attığı her tweet ortalama 30 paylaşım, 100 civarında beğeni alıyor.
Çiftçi’nin atığı her tweet, Şahin’in retweet sayısında katlıyor.

Şahin günde 3-5 tweet atıyor bizimki retweetlerle 10-15’den 20’ye kadar çıkıyor.

İlçe başkanları hakeza…

İcraat neredeyse “Bir kürek toprak attık” tablosuna kadar iniyor… Aha bu kürek, bu da toprak fotoğrafı…

(Bu arada bir müjde vereyim Urfayağı yani sade yağ tescillendi!)

An oluyor ki katliamlar, bombalar, ölümlerle Twitter sallanıyor; bizimkiler hala tweet paslaşmasında…

Bugünlerde ülke referanduma odaklanmış…

Uluslararası alanda kıyamet kopuyor…

Kentin genelinde, belediyelerin istatistiklerde yeri belli…

Onca gündeme rağmen #HizmetinAdıNihatÇiftçi diye bir tag açılıyor.

E’tabiatıyla istisnalar dışındaki “Çığırtkan”lara gün doğuyor…

Mitralyöz gibi ilgili ilgisiz ve çoğunlukla da abartıda sınır tanımayan bilgisiz tweetler yağmaya başlıyor.

“Ya git işine, sen her şeyi eleştirirsin!” diyebilirsiniz…

Ben de size sorarım?

#HizmetinAdıNihatÇiftçi tag örneğinden başka, ilin hele de büyükşehrin başkanına yapılmış mı?

Varsa örnek verebilir misiniz?
Beyler, algı oluşturmak kadar tersine algı denilen bir olgu var.

Yaptığınız paylaşımlar tersine algıdır… Siz “hizmetin adı” deyince ters algı oluşturuyorsunuz ki;  

Sanki ‘hizmet’ etmiyormuş da siz bu tweet taglarıyla bir ispat peşinde koşan; göze girmek için mukallit çocuğa dönüşüyorsunuz…

Size acilinden bir mamey mekir lazım.

O da ne?

İmaj maker!  

Bakın, Acar Hocamız ne demiş…

“Seni överler hoşlanırsın, daha da överler daha çok hoşlanırsın. Övgü deniz suyu gibidir; içtikçe kanmaz, daha çok içmek istersin...”

Yani sen icraatını yap kardeşim bu övülmeleri yapan vasıfsızlara vasıf verme!

Tweetlerin, Facelerin değil vatandaşın ferasetine güven… Onlar hizmeti yaşayarak görür, anlar, hakkını da teslim eder.

Acar Hoca demişken konuyu değiştirelim…(Ç’yi bilerek kullanmıyorum)

N’oldu şu vefa gecesi…

VEFA EVİ NEREDE?

Onca mobilya nereye gitti? Dökülüp saçılmalar hepsi bu kadar mı? Vefalılık bitti mi?

Hocam bu soruları geç gitsin, yaptığınız doğru işlerden biriydi…

Toprak kurulunda, topraktan yana tavrınızı duyunca, ‘aha bizim hocamız’ dedik.

11 Nisan’a 28 gün kaldı.

Geçen yıl VEFA BERATI verdiğiniz kaç kişi bu dünyadan göçtü biliyor musunuz?

Bir şair göçtü ki, bir adam, gerçek bir beyefendi Mehmet Hulusi Öcal…

Sonra bir şair daha göçtü, divan edebiyatımızın, müziğin, gazelin, sevecenliğin adı Halil Biner…

Hazan mevsimi, sevgi halkasının son temsilcisi, Google Amcası, yeşil dostu Mehmet Göncü…

Ve türkülerin, bestelerin efendisi… Abdullah Balak beyefendi…

Bunlar bildiklerimiz…

Biliyor musun, geçen yıl yaptığınız Vefa Gecesi’nde bu dört güzel adam öyle mutluydu ki…

Sosyal medya onların fotoğraflarıyla yıkıldı…

2. Vefa Listesini al eline, geçen yılki gibi çok kabalık etmeden bir VEFA Gecesi daha yap…

Özelikle de yaşı kıdemli olanları çağır…

Hani şu vecizlerden, veciz sözlerinizden biri vardı ya “Yanında, seni düşman gibi eleştiren birini gezdir…”

Yok! Yahu bu söz öyle değildi…

Sözün özündeki adam değiliz ama öyle olmaya çalışıyoruz.

Acarlığını, Açar’lığı, acarsızlığını, icraatını, hatanı eleştirebiliriz ama yeri geldiğinde takdir etmesini de biliriz.

Akçeli işleri yazarken an az 10 defa düşünürüz ki, bugüne kadar bu taraklarda bezinizin olmadığını da biliriz…   

Neyse, siz şu “Vefa” önerisini düşünün isterseniz…

Sadece gecede değil… Bu insanların adını bir caddeye, bir parka vererek…

Vefakârlık yılda bir kez kutlanan 11 Nisan’dan ibaret olmadığını cümle aleme gösterelim.