ATATÜRK VE KRALDAN ÇOK KRALCILIK

22 / 11 / 2017

Hayatı boyunca demokratik muhalefetten ve çoğulculuktan hiç hoşlanmayan ve onun için kendi partisine (Cumhuriyet Halk Fırkası) karşı kurulan bütün diğer partileri bir yolunu bulup kapatan…

Aleyhinde yarım kelimeyle eleştiri yazısı yazan gazeteci ve akademisyen bazı tanınmış isimleri susmaya veya yurt dışına göç etmeye zorlayan…

Kendisine muti bir asker gibi itaat eden aydınları sonuna kadar taltif eden, ermeyenleri ise bir yolunu bulup ya hapislere ya da sürgünleremahkum eden…

Bütün siyasi rakiplerini tasfiye etmek için Şeyh Said ve Menemen gibi hadiseleri birer balyoz gibi kullanan…

Sosyolojik hiçbir temeli yokken Latin harflerini bir gecede getirerek binyıllık bir alfabeyi rafa kaldıran…(Ve bundan dolayı bir gecede hafızasını kaybedip cahil kalmaya mecbur bırakılan yüz binler.)

“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler ve dervişler ülkesi değildir” diyerek tekke, zaviye ve türbeleri kapatarak yerine opera binası ve bale salonları açan…

Siyasi olarak her cins tutarsızlığı, ilkesizliği ve kıblesizliği sergilemekte beis görmeyen…

Yerine göre batıcı, yerine emperyalist, yerine göre anti-emperyalist, yerine göre Hitler’ci, yerine göre Mussololini’ci olabilen aşırı pragmatist…

Kendisinden başka hiç kimseye güvenmeyen ve en yakın silah arkadaşlarını bile tutuklamaya kadar giden evhamlı bir ruh hali…

Türkçe Namaz, Türkçe Kur’an, Türkçe Hutbe kısacası, “Türkçe ibadet” adı altında hiçbir Müslüman’ın kalbinde makes bulmayan, makes bulmak bir yana, bütün Müslümanları derinden rencide eden rahatsız edici uygulamalar…

Irkçılığın daniskası olan “Türk Tarih Tezi” ve “Güneş Dil Teorisi” gibi absürd tez ve teoriler için harcanan nice çabalar…

Dersim gibi bizzat kendilerinin yönettiği bir harekat, daha doğrusu katliam…

Şapka inkılabı’na karşı oldukları gerekçesiyle idam edilen Müslüman âlimler…

İstiklal Mahkemeleri’nde masum yere sallandırılan Müslüman kanaat önderleri…

Dini ve İslami bir kitap yazdı gerekçesiyle yıllarca hapislere mahkum edilenler…

Okullarda kızların açılıp saçılmasını ve erkeklerle birlikte karma eğitim görmesini zorunlu hale getiren diğer inkılaplar…

Önce saltanat ve hilafet makamına övgüler dizmeler ve birkaç yıl sonra bu iki kurumu ortadan kaldırmalar…

Önceleri İslamiyet için övücü cümleler sarf etmeler sonra da İslam kokusu gelen her şeyden İslam’ı ayırmalar, İslam dininin Türk milletini geri bıraktığını söylemeler...

İçki içmeyi seven, sirozdan ölen, Can Dündar’ın “Mustafa” filminde değindiği gibi karanlıktan ve yalnız başına kalmaktan korkan… Bunlar normal.

Normal olmayan şu:

“Asım’ın nesli” olması arzu edilen İmam Hatiplilerin bütün bunları ve çok daha fazlasını yapan bir liderin imzasını bedenleriyle yazmak için sıraya girmesi…

Vemevcut iktidarın sanki yetmiyormuş gibi bu zatın sevgisini gönüllere daha fazla nakşetmek için devletin bütün imkanlarını seferber eylemesi…

Dahası gönüllü, coşkulu ve hatta militanca “Atatürkçülük” manifestolarının yayınlanması. “Atatükçülük”ün en önde gideni olduklarını göstermek için yarışa girilmesi…

Hâsılı, kraldan çok kralcılık yapılması…