Din: Yola Gelmektir; Sanat: Yoldan Çıkmaktır

22 / 03 / 2017

Sanat, olayları ve eşyayı estetize eder. Her sanatçı bir parça estettir aynı zamanda. Estetize işi muhayyile [hayal yetisi] ve müsavvirenin [tasvir yetisi] görevidir. Eşya ve hadiseler bu iki kuvvenin menşurundan geçerek “sanat eseri” olma vasfı kazanır. Onun için bir fotoğraf makinesinin çektiği manzara sanat değildir, tekniktir yalnızca. Ama bir ressamın fırçasından çıkan manzara resmi bir sanat eseridir. Aradaki fark birinin motamot taklit olması, diğerinin insan muhayyilesinin ilmiğinden geçmesi. Dinin dünyasında insan yapımı sanat eserlerinin herhangi bir değeri yoktur. Asıl önemli olan “ölümsüzlük iksiri” taşıyan, esmanın mazharı ilahi sanatlardır. Bütün kainat ve içindekiler yani. Sanat tarihinin bahse konu ettiği eserler genellikle insan yapımı olan resim, mimari, heykel gibi plastik eserlerdir. Bunların da talihi insan gibi nakıs ve geçici olması. Din ile sanatı mukayese ederken sanattan kastımız beşeri olanlardır, ilahi olanlar [san’at-ı ilahiye] değil. Din ile sanat arasındaki farkları yüzeysel bir okuma sonucu şöyle hulasa etmek mümkün:

Din dramdır; sanat trajedidir.

Din ilahidir; sanat beşeridir.

Din tebliğ eder; sanat telkin eder.

Din uyarmadır; sanat uyandırmadır.

Din amacı doğruyu yakalamaktır;  sanatın amacı güzeli yakalamaktır.

Dinde hak/batıl kavramları vardır; sanatta güzel/çirkin kavramları vardır.

Din genellikle toplumsaldır; sanat genellikle bireyseldir.

Din de egoyu paylama vardır; sanatta egoyu parlatma vardır.

Din fena-yı nefistir; sanat beka-yı nefistir.

Din ezeli hakikatler mecmuasıdır; sanat ezeli kuşkular yumağıdır.

Din hakikattir; sanat yalandır.

Din gerçektir; sanat sanaldır.

Din yakindir; sanat vehimdir.

Din batındır; sanat zahirdir.

Din içseldir; sanat dışsaldır.

Din visaldir; sanat firaktır.

Din bulmaktır; sanat aramaktır.

Din kazanmaktır; sanat yitirmektir.

Din geçmiş ve gelecektir; sanat sadece şimdidir.

Din mahiyettir; sanat hüviyettir.

Din kesinliktir;  sanat tereddüttür.

Din tahkiktir; sanat taklittir. [Drama/Aristo]

Din aydınlık ve berraktır; sanat sisli ve bulanıktır.

Din uhrevidir; sanat dünyevidir.

Din zaruriyyat ve haciyattır; sanat tahsiniyyattır.

Din kesin bir tercihtir; sanat tercih edemeyiştir.

Din yerdir, “yer”lidir; sanat yer değil,  “yer”sizdir.

Din Araftan kurtulma vesilesidir; sanat Arafta kalma halidir.

Dinin kaynağı vahiydir; sanatın kaynağı hevadır. 

Din hayydır; sanat meyyittir.

Din hayat verir; sanat hayat alır.

Din hidayetin bizatihi kendisidir; sanat hidayete vesile bile olamaz.

Din hakikidir; sanat hayalidir.

Din mahza hakikattir; sanat serapa hayalattır.  

Din ümittir; sanat ümitsizliktir.

Din huzurdur; sanat huzursuzluktur.

Din ferahlıktır; [inşirah] sanat kasvettir.

Din güvendir; sanat güvensizliktir.

Din kurtuluştur; sanat esarettir.

Din malumdur; sanat meçhuldür.

Din kendine gelmedir; sanat kendinden geçmedir.

Din ayılmaktır; sanat bayılmaktır.

Sözün özü, din yola gelmektir; sanat yoldan çıkmaktır, yolu kaybetmektir.