İSLAM VE GÜNCELLEME

14 / 03 / 2018

Her içtihat bir güncellemedir/yorumlamadır. Bilindiği gibi Kur’an dört ana esas üzerine bina edilmiştir: Tevhid (Allah’ın varlığı ve birliği), nübüvvet (peygamberlik), haşir (öldükten sonra dirilme ve hesap), ibadet/muamelat. İmanın altıesası da diyebileceğimiz bu gibi hususlarda herhangi bir güncellemeye/yorumlamaya gitmek bütün Müslümanların ittifakıyla küfürdür.

Allah’ın varlığı ve birliği, peygamberliğin hak olduğu, (bunun aksi deizmdir) öldükten sonra dirilme, cennet ve cehennem gibi hususlar güneş gibi haktır/aşikardır. Bunlar zaruriyat-ı diniyyeolduğundan hiçbir güncellemeye/yorumlamaya açık değildir. Gerçi İslam düşünce tarihinde Allah’ın isim ve sıfatlarının neliğinde/nasıllığında, öldükten sonra dirilmenin, cennet/cehennemin mahiyetine dair bazı felsefi/kelami münakaşalar vaki olmamış değil, ama meselenin esasına halel getirecek boyutta değil bunlar.

İslam’ın ahkamına gelince ilk akla gelenler İslam’ın beş şartı/şiarıdır: Namaz, Zekat, Oruç, Hac, Kelime-i Şehadet. Zamanın (ezmanın) değişmesiyle bunların değiştiğini (tebeddül) söyleyebilir miyiz? Yani güncellendiğini/güncellenebilirliğini.(Güncellemek,toplumsal ihtiyaçlara cevap vermeyen herhangi bir tarihsel metni veya uygulamayı bu ihtiyaçlara cevap verir/verecekşekilde yorumlamak demektir.)

Mesela 1400 yıl önce peygamberimizin rehberliğinde günde 5 vakit namaz eda ediliyordu. Aradan 1400 yıl geçmesine rağmen bizler de günümüzde aynı şeyi yapıyoruz hala. Demek namazı güncellemek mümkün değildir. Böyle bir şeye gerek de yok, şârinin izni de yok. Oruç, hac, zekat buna kıyas edilebilir. Çünkü bu gibi emirlerin o dönem insanlarının tarihsel/toplumsal koşullarıyla bir ilgisi yoktu. Biz bunları bize nasıl ulaştıysa olduğu gibi yapmakla mükellefiz. İçeriklerine ve şekillerine müdahale etme yetkisi hiç kimseye verilmemiştir.

Hâsılı imanın altı esasında ve İslam’ın beş şartında herhangi bir güncellemeye gitmek akl-ı selim bir Müslüman için söz konusu bile olamaz. Miras bölüşümü, kadının şahitliği, çokeşlilik, riba (faiz), kölelik gibi mevzularda herhangi bir güncellemeye gitmek mümkün mü peki? Aslında bu soru,İslam dünyasının yaklaşık bir buçuk asırlık modernleşme hikayesinin/macerasının özetidir.

Güncellemenin/içtihadın girebileceği alanlar (nazariyat)nas ve olay diyalektiğinin tam olarak uyumlu/uygun olduğu alanlardır. Kuran’ın toplumsal ahkamı nazil olduğu toplumun karakterini/özelliğini yansıttığından, ister istemez ahkamda mevcut toplumun/sosyolojinin rengine bürünecektir. İlk muhatap onlar olduğundan tebliğ açısından bundan başka bir yol yoktu zaten. 

Ezcümle, ataerkil (erkek egemen) bir toplumda miras bölüşümünde erkeğe iki kadına bir verilmesi, çok evliliğin yaygın olması, şahitlikte iki kadının bir erkeğe eşit tutulması gibi uygulamalar tamamen o dönemin toplumsal/sosyolojik yapısıyla alakalı bir şey. Kur’an bu uygulamaların olmadığı başka tarihsel bir vasatta nazil olsaydı eğer, durum çok daha farklı olacaktı belki de.

Kendi tarihselliği/zamansallığı içerisinde çok anlamlı ve uygulanabilir olan ahkam, başka tarihselliklere/zamansallıklara taşınınca bazı sorunlar çıkıyor ortaya. Yine sözgelimi, Medeni kanunun geçerli olduğu bir ülkede miras bölüşümünü eşit yapmak Kuran’a aykırı mı? Zahirde aykırı ama batında Kuran’ın ruhuna tam muvafık.

Zira ortada bir adaletsizlik yok -aksine sosyolojik yapının değişmesine bağlı olarak- bir hakkı fazlasıyla iade/teslim etmek var. Yine günümüzde tek eşle evliliği teşvik etmek, küçük çocuklarla evliliği kanun ile yasaklamak(güncellemek) Kuran’a aykırı mı? Bizce hayır, çünkü yapılan/yapılmak istenen şey toplumun mevcut örfüne göre nasları anlaşılabilir ve uygulanabilir bir hale getirmekten ibarettir.

Bilhassa toplumsal konularda nazil olduğu dönemde çok anlamlı olan bazı ahkam, başka toplumsallıklara güncellenerek/yorumlanarak taşınabilir ancak. Mezheplerin ortaya çıkış nedeni de bu değil mi zaten? Ancak başörtüsü (cilbab) gibi bir emri zamana göre güncelleyebilir miyiz? Asla! Bir zamanlar bazıları ‘füruattır’ diyerek yapmaya çalıştı bunu. Sonucun ne olduğu herkesin malumu.