‘MAHCUP TARİHSELCİLİK’ VE ‘TARİHSELCİ NURCULUK’

21 / 03 / 2018

Tarihsellik/tarihselcilik/zamansallık Modern İslam Düşüncesinin iki sacayağından biri. Diğeri mealcilik/Kurancılık/metinsellik. Gariptir, ikisi de düşman birbirine. Çünkü tarihselcilik, ana tezlerini ispatlamak için Kuran metni dışında kalan tarihsel malzemeye şiddetle muhtaç iken; Kurancılık, Kuran metni (metinselcilik) dışında herhangi bir kaynak kabul etmemekte olabildiğince ısrarcı.

Tarihselcilik, genellikle eksik ve yanlış anlaşılmakla birlikte Kurancılığa nazaran çok daha ciddi bir düşünce. Çünkü Kurancılığın geçmişi yok. Yersiz ve köksüzdür Kurancılık. Tarihselcilik, doğruyu söylemek gerekirse ülkemizde yeteri kadar tartışılabilmiş değil henüz.Gerçi ‘Bu Ülke’de hangi düşünce tam manasıyla tartışılabilmiş ki? Meşhur bir tarihselci ilim adamının tabiriyle çağdaş her Müslüman bir parça ‘mahcup tarihselci’dir. Örtük tarihselci demek daha doğru belki de.

Müfrit/heretiktarihselcilikten sarf-ı nazar ederek mâkul/vasat tarihselciliğin ana tezini kabaca şöyle özetlemek mümkün: Kuran-ı Kerim’in bazı hükümleri nazil olduğu devrin/dönemin rengini almıştır. Bazı ayet-i kerimeler o devirde cari olan örf ve adetlere binaen nazil olmuştur. Kölelik, cariyelik, çokeşlilik, zıhar, lian, haram aylar, çocuk yaştaki kızlarla evlilik gibi…

Bunlar, tekeşliliğin olduğu ve köleliğin olmadığı çağdaş bir toplumda garip karşılanabilir veya uygulanmayabilir. Bunun nedeni -haşa- o ayet-i kerimeleri inkar veya tezyif değil, itikat bazındahepsini kabul etmekle birlikte günümüz toplumsallığının bu gibi bazı emirlerin uygulanabilirliği (kabul edilebilirliği değil) açısından uygun olmadığını söylemekten ibarettir. Bu noktada “Kuran çağa uydurulmaz, çağ Kuran’a uydurulur” söylemi gerçeklikten uzak olup romantik olmanın ötesine geçmez.

“Kuran-ı Kerim’in her ayeti kendi tarihselliğinden bağımsız ve yalıtık olarak evrenseldir, yani kıyamete kadar gelecek bütün zamanlar/mekanlar için aynı ölçüde geçerlidir ve uygulanabilir” dersek eğer, sadece kendimizi kandırmış ve dahiİslam’ı çok büyük sıkıntılara sokmuş oluruz. Çünkü kölelik, cariyelik, çokeşlilik, küçük çocuklarla evlilik, necva sadakası gibi hususların evrensel olmayıp tarihsel/yerel olduğu çok açıktır.(Zaruriyat-ı diniye olan itikat ve ibadet ahkamının-bunun tam aksine- tarihsel değil evrensel olduğunu söylemeye hacet bile yok.)

Yıllardır bu köşede müfrit/heretiktarihselcilere karşı amansız bir mücadele vermiş olan bu satırların yazarını sadece bir yazısından dolayı “tarihselci nurcu” olarak tesmiye/itham eden kardeşlerime soruyorum özellikle: Günümüz modern dünyasında bırakın eğitimli, hiç eğitim almamış hangi kadın kuma gitmeyi ister?Hangi kadın kendisinden 30-40 yaş büyük bir erkekle gönül rızasıyla evlenmeyi arzu veya kabul eder? Keza kaç ebeveyn bırakın çocuk yaştaki, 18-20 yaşındaki kızının 50 yaşındaki bir erkekle evlenmesine rıza gösterir? Lakayt ve seküler yaşayanları demiyorum sadece, dini bütün ‘evliya’ gibi yaşayan ebeveynleri de kastediyorum.

Hâlbuki bunlar, peygamber efendimiz ve sahabe-i kiramın çok rahatlıkla ve defalarca yaptığı ‘sıradan’ şeylerdi. Onların gönül rahatlığı ile yaptıklarını yapmak bize neden bu kadar ağır geliyor? En ateşin evrenselcilerin bile bu gibi sorular karşısında hemen kısa devre yapıp tarihselciler gibi konuştuklarına şahit olursunuz:“Efendim ama o günün şartları… O dönem insanlarının örf ve adetleri… Günümüz dünyasının değişen koşulları… Olur mu öyle şey!...Bak sen!...O zamana özgü… Ayetin nüzul sebebini bilmek lazım… Nüzul sebebi sandığınız gibi değil…”

Yanlış anlaşılmasın, bu gibi helallerin günümüzde uygulan(a)maması onların haram olduğu anlamına gelmez asla. Allah ve Resulünün helal ettiği bir şeyi hiç kimse haram etme yetkisine sahip değil çünkü. O halde hayati soru şu: Allah ve Resulünün helal ettiği bir şeyi,günümüz insanın vicdanı neden uygulamaktan imtina eder? Vicdanlar mı tefessüh etmiş yoksa toplumsallıklar mı değişmiş?Dürüst olmak gerekirse bizce cevap ikincisi.

Tarihselciğin teorikte belki birçok açmazı ve sorunu var fakat pratikte mezkûr bazı ahkamın uygulanması/uygulanabilirliği noktasında çağdaş Müslümanlar olarak hepimiz bir parça ‘mahcup tarihselci’yiz.Tarihselcimodernist Müslümanlarınyanlışlarını her fırsatta kemal-i şa’şaa ile ifşa etmekten kendi hal-i pür melalimizi görmeye vakit bulamıyoruz. Onlar çağdaş toplumun aynası. Aynaya kızmanın lüzumu yok.