Mustafa İslamoğlu ve Hz. Adem’in Babası

08 / 02 / 2017

İslami Modernizm’in şu garip haline bakar mısınız? Biri çıktı, Kurandaki Kıssaların çoğunun mecazi/sembolik/metaforik olduğunu söyledi. (M. Halefullah) Biri çıktı, “Hz. İsa’nın da bir babası var” dedi. (M. Ali Lahuri) Biri çıktı, 19 sözde mucizesine uymadığı gerekçesiyle Tevbe Suresi’nin son iki ayetini Kurandan çıkarmaya teşebbüs etti. (Reşad Halife) Biri çıktı, Namazın beş vakit değil üç vakit olduğunu söyledi. (Y.N. Öztürk) Biri çıktı, İslam da bildiğimiz anlamda namaz diye bir şeyin olmadığını söyledi. (İ. Eliaçık) Biri çıktı, cinsel ilişki ile iftar açılabileceğini söyledi.(Z.Beyaz) Biri çıktı, “Allah gaybı bilmez” dedi. (A.Bayındır) Biri çıktı, “Kabir azabı yoktur” dedi. (M. Okuyan) Biri çıktı, Kurandaki bütün ahkam ayetlerin tarihsel olduğunu dolayısıyla bizi bağlamadığını söyledi. (M. Öztürk) Ve nihayet biri çıktı, Hz. Adem’in bir babasının olduğunu ve üstelik Evrim Teorisi’nin de gerçek olduğunu söyledi.

Mustafa İslamoğlu, yeni çıkan “Yaratılış ve Evrim” isimli kitabında Hz. Adem’in hem annesinin hem de babasının olduğunu söylüyor. Ama bu ebeveynler bizim gibi “insan” değil birer “beşer.” Biyoloji diliyle söyleyecek olursak birer “Homo Sapiens.”İddiasına delil olarak üç adet ayet-i kerime getiriyor. “Adem’in babası var mıydı? Bu soruyu Kuran’a soruyoruz ve Kuran bize birden fazla delille cevap veriyor. Bunu ben söylemiyorum Kuran söylüyor.” (M.İslamoğlu, Yaratılış ve Evrim, s.189, Düşün y. 2015) Yani bu iddia kendisinin değil Kuran’ın asırlar önce ilan ettiği bir hakikat imiş hazrete göre. Ama her nedense, hiçbir müfessir bu açık gerçeği görememiş, anlayamamış ve dahi kavrayamamış.

İddiasına delil olarak getirdiği en önemli ayette şöyle buyuruyorCenab-ı Hak:“İnsanın tarih sahnesinde görünmesinden önceki dönem sonsuz bir zaman kesitinden ibaret değil midir? İnsanın henüz dikkate değer bir varlık olmadığı bir zaman kesiti. Şüphesiz, denemek için insanı katıksız bir sperm damlasından yaratan Biziz. Biz onu işitme ve görme duyuları ile donatılmış bir varlık kıldık.” (İnsan Suresi 1-2)

İslamoğlu, ayetteki el-insan ifadesinin bütün insanları kapsadığı, Hz. Adem’inde bunun içinde olduğu dolayısıyla onun da bir spermadan yaratıldığı söylüyor. Bundan sonrasını kendisinden okuyalım: “Adem insan mıdır, değil midir? O, elbette insandır. Aksi düşünülemez. Eğer Adem insansa, bu ayet, Ademin de tüm diğer insanlar gibi nutfeden yaratıldığını dolaylı olarak söylemektedir. Buna hayır diyebilmek için yapılacak ilk iş, Adem’in insan olmadığını ispatlamak olacaktır.”(s.191)Peki nutfe nedir? Tarifini yine kendisi yapıyor: “Nutfe, anne rahminde bir canlının vücut bulması için babanın üreme organları tarafından üretilen hayat tohumudur…”(s.191)

Bu ifadelerin Kuran-ı Kerim’in Hz. Adem’in yaratılışıyla alakalı diğer pasajlarıyla görünür bir tezat teşkil ettiği hakikatinden sarfı nazar ederek, yani işin yanlışlığını ve doğruluğunu bir süreliğine kenarda bırakıp, sadece bir husus muvacehesinde, İslamoğlu’nun kurguladığı mantıküzerinden gidelim.Hz. İsa(a.s) insan mıdır, değil midir. O, elbette insandır. Aksi düşünülemez. Eğer Hz. İsa(a.s) insansa, bu ayet, Hz. İsa’nın da tüm diğer insanlar gibi nutfeden yaratıldığını dolaylı olarak söylemektedir. Buna hayır diyebilmek için yapılacak ilk iş,Hz. İsa’nın insan olmadığını ispatlamak olacaktır.

Şimdi hayati sorumuzu sormanın tam zamanı:O zaman Hz. İsa’nın babası kim? Halbuki Kuran onun,mucizevi olarak babasız bir şekilde dünyaya geldiğini açıkça söyler.Her vesileyle,  Kuran’a aykırı gerekçesiyle birçok sahih hadisi reddeden İslamoğlu, teorisinde tutarlı olmak istiyorsa, Kuran’ın te’vil götürmeyen açık beyanına rağmen, ya Hz. İsa’ya bir baba bulmalı ya da zahir bir çelişkiye düştüğünü kabul etmeli. Çünkü baştan sona anlattıkları bu iki şıktan birini tercih etmesini zorunlu kılıyor. Şayet “evet, Hz. İsa’nın dabir babası vardır” diyorsa ona diyecek sözümüz yok artık. Ama bunu diyemiyorsa -ki Kuran ayetleri bağlamında demesi imkansız- çelişkiye düştüğünü açık yüreklilikle itiraf etmeli.Zira yanlışını itiraf etmek erdemlerin en azizi.

Ehl-i Sünnet kelamı ittifakla “beşer” ve “insan” gibi yapay ayrımlara tevessül etme ihtiyacı duymadan Hz. Adem’i “beşerin babası” (ebu’l beşer) olarak adlandırır. Şii-İsmaili kelamda  iseHz. Adem’in babasının Huneyd, Tehum gibi  adları bile vardır.(Ebu’l Kasım Cafer bin Mansur, Serair ve Esrar’unNuteka, s.193-194) Yani anlayacağınız İslamoğlu bu iddiasında yalnız değil. Ama zat-ı alileri bu fikre şu gerekçeyle katılmaz: “Bu Batıni yorum da Adem de bir insan olmuş olmaktadır. Yani Adem de bir insanoğludur. Bu hem tabiat ayetlerine hem Kuran ayetlerine aykırıdır.”(s.194) Neden aykırı olsun? Hani “el-İnsan” lafzı içine Adem de giriyordu. Eğer giriyorsa o da bir meniden yani bir anne ve babanın bileşiminden dünyaya geliyor demektir. Kısacası Adem de bir insanoğluydu.Görüyorsunuz, daha iki sayfa geçmeden kendisiyle çelişiyor. Açıkça söylemek gerekirse hayli fantastik olmakla birlikte Şia’nın düşüncesi İslamoğlu’na göre daha tutarlı bir gibi duruyor. Çünkü en azından Hz. Adem’in babasının da insan olduğunu söylüyor.

Kitabın her satırına sinmiş tarifi kabil olmayan bir bariz husumet göze çarpıyor. Bu husumetin muhatabı kolayca tahmin edileceği üzere milyonlarca mensubu bulunan Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat mezhebi. Her defasında bu mezhebin samimi bağlılarını uydurulmuş dinin takipçileri olarak tezyif ve tahkir etmekten çekinmez. Hatta bazı zaman hızını alamayarak hepsini, Evrim Teorisi’ne karşı oldukları gerekçesiyle “uydurulan dine inanmış maymunlaşan Müslümanlar”(s.308) olarak tesmiye etmekte bir beis görmez. Geçmiş tüm müfessirleri alaylı bir üslupla aşağılamaktan çekinmez ve tümünün Kuran’a aykırı yorumlar yaptığı onu hurafelerle bulandırdığını söyler. Hazret, Hz. Adem’in peygamber oluşunun kesin olmadığı (s.195) -ne tuhaf, Hz. Adem’in bir babasının olduğu kesin ama peygamber olduğu kesin değil- insanlığın maymundan gelmesinin gayet normal olduğu buna karşı çıkmanın ise yobazlıktan başka bir anlam ifade etmediği hususunda ısrarcıdır. Evrim Teorisi’ni Kuran’a onaylatmaktan başka bir anlam taşımayan bu kutsal çaba uğruna bütün Kuran ayetlerini seferber etmekte bir sakınca görmez. Sorun teşkil edeceğini düşündüğü ayetlerite’vil marifetiyle amacı doğrultusunda konuşturmak ise ustalıkla becerebildiği en kolay şey. 

Sözün özü, “Sadece İslam Ümmetine mensup kesimlerin değil, temeli vahye dayanan dejenere olmuş dinlerinin mensupları dahi üzerinde ittifak ettiği “Hepiniz Adem’densiniz; Adem de topraktandır” hakikatini “öyle değilmiş, Adem’in de babası varmış” diyerek reddedilmesi gerekenler kategorisine sokuyorsanız, bulunduğunuz yer Sofestaiyyedir, bilesiniz!”