Efsane Aşklar ve Günümüz

28 / 02 / 2017

  Geçen hafta sonu uçakla İstanbul'a gittim. Sabahın yedisinde alanda olmam gerektiğinden erken kalkmıştım o günde. Unutmadan Antep'ten kalkıyordu uçak,malum Urfa'mızda uçuş sayısı halen istenilen seviyede değil ki bu yüzdendir yakın şehirlerde alternatif uçuşlar aranıyor.

  Uykulu ve melül gözlerle,yorgun bir şekilde  oturdum koltuğuma . Uçağın kalkış ve inişlerinde bir şeylerle ilgilenir gibi dikkatimi ona vermeye çalışırım ki kalkış ve inişlerdeki sarsıntıların etkilerini en aza indirgeyeyim.

  Kalkış anonsu yapılırken uçaktaki dergiye bakmaya başlamıştım bile. Bir iki önemsiz sayfaya baktıktan sonra ''efsane aşklar'' diye bir haber yazısı ilişti gözüme. Tarih boyunca dillere destan olmuş,aşklara örnek olmuş çeşitli derlemelerden ibaret bir yazıydı ve yazının en can alıcı noktası ise '' tabi ki en büyük aşk yaşadığımız aşktır'' diyordu.

  Gerçektende öyleydi en büyük aşk kendi yaşadığımız aşktı. Bu kaçınılmazdı,rüyalarımızı süsleyen,yemeden içmeden kestiren,günlerce avare avare gezdiren yaşadığımız veya yaşamış olduğumuz aşk değil miydi?

  Yazıda Antonius ve Kleopatra, Leyla ile Mecnun,Ferhat ile Şirin ,John Lenon ile Yoko Ona,Romeo ve Juliet,Napolyon ve Josephine,Juan Peron ve Eva Peron gibi dünya tarihine mal olmuş ve bir çoğu sansasyonel aşklardan oluşsan örnekler verilmişti . Gerçektende okudukça vay be ne biçim aşklar yaşamışlar demekten kendini alamıyor insan . Kimi dağları delmiş,kimi çöllere vurmuş kendini;diğeri yıllarca süren evliliğini bırakmış aşkı için. Kral olabileceği günler sayılı bile iken tahtı bırakma pahasına bile yaşanmış aşklar var .

  Günümüzde bunların örnekleri lokal olarak olmakla beraber ne yazık ki yok denecek kadar az, Teknoloji denilen illet ince damarlarımıza kadar işlemiş ve bu güzel duyguları yaşamamızı engellemiştir.

  Oysa ki ne hoştur değil mi İstanbul'un göbeğinde sevgiliyi elinizde bir demet Nergiz'le beklemek,onun gelebileceği yönü tahmin ederekten çiçeği arkanıza saklamak ve arkanızdan gelen sevgilinin farkında olmamak. Asıl sürprize kendinizin maruz kalması ne güzeldir bir duygudur.

  Evet yaşayamıyoruz aşkları güzel olan hiç bir şeyi yaşamadığımız gibi. Aşk güzel bir şey, yaşanması gerekilen bir şey. Henüz geç olmadan, bir gün bir bombaya, bir cinayete konu mankeni  olmadan bir şeyler yapın kendinize ve aşkı gerçek sevgiyi yaşamaya çalışın . Kendini seven karşısındakini de sevecek,biri birlerini seven toplumu da sevecek ve belki de güzel zamanlara doğru birer adım atmış olacağız .Güzel günlere erişebilme ümidi ile...