METAL YORGUNLUK VE BAŞIMIZA GELECEKLER

14 / 08 / 2017

Ülke olarak sıkıntılı bir coğrafyada olduğumuzdan atacağımız her adımın, almış olduğumuz her kararın doğru olması ya da gelecekte başımıza iş alabileceğimiz nitelikte olmaması gerekiyor.

Oysa ki biz günü kurtarmak için o günkü şartlara göre hareket eder geleceğimizi düşünmeyiz ve bu yüzdendir ki belki de üçüncü dünya ülkesi konumundayız.  Siyasiler aldıkları kararın arkasında durmayı bilmez, yanlış olduğu anlaşıldığında ise o gün koşullar öyleydi deyip  ''dün dündür bugün bugündür '' gibi akıllarla dalga geçen bir tip savunma ile geçiştirirler.

Son günlerde sayın Cumhurbaşkanının ''metal yorgunluk'' tabiri bayağı bir gündem oluşturdu. Ona göre bu tarz insanlar partiye ve ülkeye zarar veriyorlar ve kendiliğinden gitmeleri gerektiğini söylüyor. Gitmeseler de onları partiden ya da bulundukları yerden kendileri uzaklaştıracakmış.

Sayın Cumhurbaşkanına bir sormak gerekir; bu insanları getiren sizlersiniz, bunlara sınırsız yetkiler verende sizlersiniz, on on beş yıl bakanlık yapıp artık tüm alanlarda uzman olmalarına sebep olanlarda yine sizlersiniz.

Bunlar kötü ise niye başa getirildiler ya da bugüne kadar neden beklendi. En güzel örnek kentimizin de vekili olan sayın Faruk Çelik. Gidişi ne kadar sessiz oldu değil mi? Ne parti içinde ne de kentte hiç bir tepki veya farklı bir durum yok. Yerine vatandaşın sevdiği Fakıbaba getirilerek biraz tribüne oynandı ve şimdilerde de, bu başarılmış gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı bu halkı çok iyi bilen ve okuyan biri. Ağzından çıkan her sözün nereye gideceğini bilip halkta bulacağı tepkiyi çok iyi hesap edebilen ya da bunları bilen bir ekibe sahip. Son günlerde gündeme getirdiği metal yorgunlukta tam da bununla ilgili.

Referandumda bu halk AKP 'ye sarı kart göstermiştir. Cumhurbaşkanına bu senin son şansın demiştir ki devletin tüm imkanlarını kullanarak ve karşı tarafı vatan haini terörist ilan ederek ancak başa baş bir sonuçla çıkabilmişlerdir.

Kendisinden ve partisinden uzaklaşan seçmenin gazını şu metal yorgunluk muhabbetti ile almaya çalışan Cumhurbaşkanı seçimler içinde start vermiş durumda.

Korkumuz odur ki metal yorgunluğa maruz kalanların yerine geleceklerin gideni aratacağı yönündedir ve bunun öyle olacağı da görülecektir. Ben seçmenin buna prim vermeyeceğini öngörüyor ve bu anlamda bir kırılma yaşanacağı fikrimi canlı tutuyorum. Urfa'da kullanılan bir deyimle durumu özetleyip bu hafta ki yazıma son veriyorum. Güzel günlere erişebilme ümidi ile ..

Hac görevini yerine getiren ve döndüğünde eski işlerine devam eden hatta bunları ilerleten kimseler için ; '' bıçak gitti ustura geldi '' deyimi kullanılır ve inanın ki gelecek günlerimizde bunu gösteriyor ...