ÜLKEYE VE KENTE DAİR UMUT-UMUTSUZLUK

01 / 12 / 2017

Umudum kalmadı gibi artık bu kentten ve bu ülkeden. Daha hangi düzenbazlığı, hangi vurdumduymazlığı, koşulsuz biati göreceğiz. 

İnsanlarda omurga, duruş namına hiçbir belirti yok. Bunca olayı, sıkıntıyı sanki bir Afrika ülkesi yaşıyormuşçasına uzağız her şeyden. Gündem demeye artık dilim varmıyor çünkü ikinci gün unutuluyor yaşananlar. Hiç kimse bu ülkenin gerçek gündemini göremiyor. 

Tek gündemimiz ülkenin her geçen gün daha da dibe doğru yuvarlandığıdır aslında. Gerçek olan bu gündemi görmeden suni durumlarla meşgul oluyor ve boş şeylerle beyinlerimizi dolduruyoruz, tabi ki varsa!

Yaşı yetmiş seksen civarında olanlar artık alıştı bu duruma. Onların zamanı daha sade daha verimliydi. "Bizim zamanımızda böyle değildi, daha güzel zamanlar yaşıyorduk." muhabbetleri hepimizin duyduğu şeylerdi. Bırakın bu yaşları öyle bir hale gelindi ki on dört yaşında ki çocuk " batsın bu dünya " tribini yaşıyor. 

Gençler, orta yaşlılar bir nesil olamadı bu ülkede. Altmış kuşağı, yetmiş sekiz kuşağı ve en sonlarda doksanlar bir nebze pay alabildi bu omurgalı ve aynı zamanda zorlu dönemlerden. 

Okuyan, irdeleyen, eleştiren, boyun eğmeyen toplum yerini deyim yerindeyse süt dökmüş kedi misali korkak ve duyarsız bir hale geldi. 

İktidarları seversiniz sevmezsiniz, tarafı olur ya da olmazsınız ama hiç bir şey olmamış gibi davranmak insan olanın fıtratında olmayacak şeyler. İnsan ne için yaşar arkadaşlar; ekmek için, aşk için, onurlu bir yaşam için, el pençe durmamak için. Peki hangisini yapabiliyoruz şimdilerde. Hangisinin hakkını vererekten yolumuza devam edebiliyoruz. 

Rahmetli  sayın Özal'ın  "Benim memurun işini bilir"  şiarıyla beslenen bir toplumun sonucunu görüyoruz hepimiz. "Dün dündür bugün bugündür" diyen  rahmetli  sayın Demirel' in  getirmiş olduğu siyasi anlayış ülkeyi hallaç pamuğuna çevirmiştir. 

"Ne istedin ki vermedik" diyen sayın Erdoğan'ın  taviz verdiklerinin ülkeyi ne hale getirdiklerini hep beraber görüyoruz. 

Yereli anlatmaya çalışırsak sayfalar dolar zaten. Hasbelkader Büyükşehir Belediye Başkanı olanı mı dersin (Karaköprü için taşıma oy muhabbeti bayağı meşgul etmişti gündemi), başkan seçildiği ilk zamanlarda birilerine aldırdığı arsayı katlarca fazlasıyla belediyeye satanımı dersin, elimizi taşın altına koyduk, o lige çay içmeye gidiyoruz diyip diğer gün Urfaspor' u yüzüstü bırakanları mı dersin. 
Yani diyecek şey çok ama ne benim anlatacak mecalim ne de çoğunun anlayacak ya da anlayıp da irdeleyecek durumu var. İste bu umutlu olmak ya da umutsuz bir hale bürünmek böyle bir şey. İyi günlere erişebilme ümidi ile.