URFA’DAKİ KISIR DÖNGÜ ‘’KİMLERDENSİN ‘’

19 / 06 / 2017

Urfa’da muhabbetin ilk cümlelerinde, ilk sorularında karşılaşılan bir durumdur. Bu sorunun aslında çok derin psikolojik, tarihsel geçmişi vardır .‘’Kimlerdensin sen?”

Evet memleketimiz o kadar şekil şema seviyor ki ya da güce kayan, güce tapan bir toplum oluşmuş ki, herkes bir yerlere yamanma, bir yerlere mensup olma güdüsü içerisinde yaşamını devam ettiriyor.

Kürt’e, Arap’a  Türk’e soruyorsun (kendini yerlisiyim diye tabir eden kesim ) biz filan aşiret mensubuyuz, kökenlerimiz  şuradan geliyor, şeyh, bey, ağa, kanaat önderiyiz, on binlerce mensubumuz var, şu ailedeniz, asriyiz biz, biz köylü değil Urfa’nın yerlisiyiz vs vs...

Bu tanımlamalar uzadıkça uzuyor, karıştıkça karışıyor. Malın mülkün, şanın, toprağın zaman içerisinde yer ve el değiştirdiği artık hepimiz tarafından bilinen bir gerçek.

Belirli bir bölgede ve belirli zamanda hüküm sürenlerin gelecekteki nesilleri yine o bölgede topraksız işçi olarak çalışabiliyor. Bu durumun tersi de mümkün tabi ki. Geçmiş yıllarda mevsimlik işçi, yarıcılık ya da vasıfsız insan olarak yaşamlarını sürdürenler çeşitli sebeplerden dolayı çok farklı noktaları gelmiş olabiliyorlar.

Herkes doğuştan şanlı şerefli ya da bahtsız doğmuyor. Zamanın şartları neyi gerektiriyorsa o yöne doğru eviriliyor insanlar.

Bu yüzdendir ki ben oyum buyum demenin bir anlamı yok. Kendine yakıştırmış olduğun bu takılar sana doğuştan verilmedi ya da dünyaya mal olacak bir icattan sonra kazanmadın bu ön takıları.

Evet ta uzaklarda Trump Ağa diye biri var. Adam bırakın ülkesini dünyayı yönetiyor. O da mutlaka bizim buralardan gitmedir !!! Kökünde ağalık vardır, asaleti doğuştandır mutlaka !!!

İki binli yılların içerisinde olduğumuz bu zamanda biz bu durumları ne yazık en üst safhada yaşarken Avrupa’da bu bin beş yüz yıllarda ortaçağın kapanmasıyla son bulmuştu. O dönemlerde de kont, şövalye,  dük, kontes, düşes gibi takıları kullanan Avrupalıların günümüzde geldiği seviye ortadadır.

Evet kimlerdesin sen diye sorulduğunda ben kimselerden değilim diyebilmeliyiz. Tabi ki her birimizin mensup olduğu bir yer bir aile muhakkak var ama bunu gösteriş, güç, caydırıcılık, senden güçsüz olanı ezme anlamında kullandığımızda ne yazık ki bugün oluşsan durumlar ortaya çıkıyor.

Urfa bu durumu iliklerine kadar hisseden bir kent ne yazık ki. Kentteki aşiretlerin ve ailelerin durumunu bakılırsa kentin nüfusunun otuz milyona dayanması gerekiyor. Ağzını açan bizim aşiretimiz otuz bin kişi diğeri bizim ki altmış bine dayanıyor, diğer taraftan bizim aile şu kadar geniş bu kadar çaplı, bir saatte buraya bir kamyon adam dökerim gibi sözlerle kendi içinde bulundukları kısır döngüyü gün yüzüne çıkarıyorlar.

Evet, sonuç olarak açıklıyorum en büyük aşiret ve aile insan aşireti… İnsan olabilme ve onun erdemlerini yerine getirebileceğimiz güzel günler ümidi ile….