15 TEMMUZ RUHU

16 / 07 / 2017

15 Temmuz’un birinci yıl dönümündeyiz.Toplumların milletlerin tarihlerinde çok az gerçekleşen bazı olaylar vardır ki, bu olaylar vesilesiyle toplumlar yaşamış oldukları duygu yoğunluğu ile ayakta dururlar. 15 Temmuz bu anlamda bu ülkede insanımızın belki Çanakkale’den sonra duygu yoğunluğunu en yüksek düzeyde yaşamış olduğu gündür. Millet olarak 15 Temmuz ruhunu her zaman diri tutabilmemiz; 15 Temmuz’dan devşirdiklerimizle, alacağımız derslerle,yasadığımıztecrübe ile mümkün olabilecek ve ancak o zaman 15 Temmuz ruhu yolumuz aydınlatabilecektir. 

15 Temmuz,bu ülke için günlerden bir gün değil artık.

15 Temmuz, bu coğrafyada millet olduğumuzu tüm dünyaya gösterdiğimiz gündür.

15 Temmuz, Milleti millet yapan değerleri hedef alanlara bu milletin verdiği en asil cevaptır.

15 Temmuz, bu coğrafyada inancı ırkı düşüncesi ne olursa olsun bu millete mensup olanların her ne şart altında olursa olsun küllerinden dirilebileceğini ortaya koyan gündür.

15 Temmuz, Millete rağmen; milleti karşı olanların, milleti hedef alanların, milletin birliğine, beraberliğine, dirliğine kast edenlerin, milleti sindirme girişimlerinin karşısında ölümü göze alan, soylu direnişin adıdır.

15 Temmuz, millete darbe yapmak isteyenlere, 10 yılda bir askeri darbelerle milleti terbiye etmeyi kendisi için “hak” olarak gören jakoben anlayışa millet tarafından unutulmayacak darbenin vurulduğu günün adıdır.

15 Temmuz, vesayetçilerin, taşeronların, bu ülke ile mensubiyet bağı kuramayanların, bu ülkeyi yok etme heveslerinin kursaklarında kaldığı gündür.

15 Temmuz bu milletin yüz yıllık suskunluğunu, teslimiyetini, acziyetini bozarak tarihin akışını değiştirmek için “ben varım, buradayım ve her zaman burada olacağım” dediği günün adıdır.

15 Temmuz, “biz” olduğumuz, kendimize döndüğümüz, değerlerimizle ayağa kalkabileceğimizi ortaya koyduğumuz gündür.

15 Temmuz; uluslararası güçlereve tetikçiliğini yapan şer örgütlere millet tarafından istedikleri gibi at oynatamayacaklarının gösterildiği gündür.

15 Temmuz; Müslümanların umudu ve ümmetin son kalesi Türkiye’nin şanlı duruşunun adıdır.

15 Temmuz, Darbeye karşı, darbecilere karşı, sokağa çıkma yasağına karşı meydanların doldurulduğu, tankların önüne yürünüşle askeri birliklerin önünde duvar gibi dimdik bir duruşun adıdır.

15 Temmuz, Milletin “darbelere dur” dediği, “artık inisiyatif bende” diye haykırdığı günün adıdır.

Evet, 15 Temmuz’da bu ülkenin insanları, millet düşmanlarına gereken cevabı vermiştir. Bu Millet pervasızca üzerlerine bomba yağdıranların, kendisine kurşunlayanların, meclisini bombalayanların karşısında etten duvar gibi durabilmiştir.

15 Temmuzun yıldönümünde bir kez daha tekrar ediyoruz, coğrafyamızda cereyan eden olayları iyi okuyabilmeliyiz, unutulmamalı ki;hedef “bu ülke”, hedef bu ülkeyi dert edinenler, hedef bu ülkeyi umut edinenlerdir. Bu darbe girişimi ile asıl amaçlanan; bu ülkeyi hala bir umut olarak görenlerin umudunu kırmak, yeise düşürmek, bu ülkeye olan ümitleri kırmaktır. Bu ülke ve bu millet umuttur. Ve bu umut asla kırılamayacaktır inşallah… Mısır’ın mazlumlarının, Suriye’nin, Filistin’in mazlumlarının dünya Müslümanlarının bu ülkeye dair umutları ve de duaları vardır.  O yüzden hep beraber “millet” ortak paydasında buluşmak zorundayız. Millet 15 Temmuz darbe girişimine karşı tamda kendisini bölmek isteyen iradenin karşısında asil bir duruş ortaya koyarak birleşmiştir. Millet; kendisi ile ilgili yapılan tüm sosyolojik tezleri çürütmüştür. Birçok kesimin bu milletle ilgili olumsuz bir duyguya kapıldığı, olumsuz bir dil kullandığı, “bu milletten bir şey olmaz” anlayışını taşıdığı bir zaman diliminde bu millet, tam da “Millet”  olmanın gereğini yerine getirerek bütün olumsuz düşünceleri yerle bir etmiştir.

Çok iyi biliyoruz ki; “Bu milletin külüne üflesen altından İman çıkacaktır.” Yeter ki “biz” demenin neye karşılık geldiğini gerçek manada anlayabilelim. Yeter ki millet olmanın bilincini taşıyalım. Evet, 15 Temmuz’un oluşturduğu duygu yoğunluğunu, 15 Temmuz ruhunu, tam da millet olabildiğimizin farkına vardığımız için yaşadığımızı unutmayalım. Bu bağlamda; millet olarak, ülke olarak, devlet olarak oluşan bu duygu yoğunluğunun, bu birliktelik ruhunun devam etmesi, bundan sonraki sürecin millete hayır getirebilmesi açısından hayati önem taşıyor. Nedir, milleti öldürmeyen bu sürecin bundan sonra bu milleti yaşatması, yok edemeyen darbe girişimin var kılabilmesi, bölemeyen bu girişimin bundan sonraki süreçte de gerçek manada bir birlik ve beraberliği tesis edebilmesi gerekiyor. Bu durum en az milletin 15 Temmuz’da göstermiş olduğu asil duruş kadar önemli. Zira yok etmeyi başaramayan bu darbe girişimi, milleti var edemeyecekse, diriltemeyecekse, birleştiremeyecekse; bu olumlu hava, bu duygu yoğunluğu, oluşan bu ruh hali belki de heba edilmiş olacaktır. Bunun için bütün unsurlarıyla bizi millet kılacak düşünceyi ve değerleri ortaya koymamız gerekiyor. İslam coğrafyasının bu ülkeye dair umutlarının devam edebilmesi adına, medeniyet iddiamızım içini doldurmamız gerekiyor.

Çok açık bir şekilde ifade etmemiz gerekir ki; 15 Temmuz ruhu, 15 Temmuz’da oluşan duygu yoğunluğu istenilen düzeyde diri tutulamamıştır. Milleti hedef alan şer örgütü ile mücadelede oluşturulan mağduriyetler, yanlış stratejiler hakkaniyete uygun olmayan ihraçlar ve bu ihraçlar sonrası mağdur olanların geri dönüşlerindeki sürecin uzaması, adalet duygusunun zedelenmesine sebep olmuştur. “Düşmanlarımıza bile adaletten başka borcumuz yok!” Adaleti sekteye uğratacak, kamu vicdanını yaralayacak uygulamalar, korku toplumunun oluşmasına hizmet edecektir ki, bu durum tam da fetö, terör örgütleri ve bunların ardındaki zihniyetin ekmeğine yağ sürecektir. Bu bağlamda, “geciken adalet,adalet değildir” düşüncesinden hareketle, adaletin en hızlı şekilde gerçekleştirilmesi, ihraçlar ile ilgili olarak oluşturulan komisyonların çok hızlı bir şekilde oluşan mağduriyetleri ortadan kaldırması, 15 Temmuz ruhunun diri tutulması adına büyük önem arz etmektedir.

Evet, 15 Temmuzun birinci yılında şer güçler içerde ve dışarıda bu millete yönelik şeytani oyunlarından vazgeçmiş değiller. Millet olarak hep beraber uyanık olmak, durumundayız. Vatandaşından devletine, sivil toplumundan hükümetine herkes millet olabilmenin bilinciyle, birlik ve beraberlik ruhu ile hareket etmek durumundadır. Bütün etnik, mezhebi, fikir ayrılıklarımızla kendini milletin bir parçası olarak gören herkesle hep beraber, Millet olduğumuzu unutmadan hareket edeceğiz. Devletin millet ile yekvücut görüntüsü; bu milleti bölmek isteyenlere, bu ülke üzerinde hesap yapanlara en iyi cevap olacaktır.15 Temmuz ruhunu her daim diri tutarak, oluşan duygu yoğunluğunu sürekli kılarak, birbirimizi daha fazla severek, birbirimize daha fazla dayanarak, daha fazla birlik içinde hareket ederek planlanan oyunları bertaraf edeceğiz. Türkiye aslında sadece, birilerinin taşeronları olan ve birbirlerine paralel terör örgütleri ile mücadele etmiyor. Aynı zamanda ve esasen bu taşeronların arkasındaki şer odakları ile de mücadele ediyor.  O yüzden dışarıya karşı bu mücadele yürütülürken içeride elzem olan birliktelik ruhunu muhafaza etmek 15 Temmuz ruhunu devam ettirecektir.

15 Temmuz günlerden bir gün değil artık, 15 Temmuz milletin tarihine destan olarak yazılmış soylu direnişin adıdır, Bu büyük destanı da, 15 Temmuz’da bu ülkeye kast edenleri de unutmayacağız, unutturmayacağımız. Bütün şehitlerimizin ruhu şad, mekânları cennet olsun.  vakilli@hotmail.com