BANA BİR MASAL ANLAT!

22 / 03 / 2018

Bizim hikâyemizi kim anlatacak? Böyle bir soru soruyordu; Tarık Tufan. Evet, bizim hikâyemizi kim anlatacak, bu soru önemli. Eğer hikâyenizin olup olmaması çok önemli değilse sizin için sorun yok.  Ama birçok konuda yaşamış olduğumuz sıkışıklığımızya da yürümüş olduğumuz yollarda yolumuzun niçin çokça çıkmaz sokaklara çıktığı üzerinde kafa yoranlardansanız,yaşamın kekreliğinden kurtulamadığımızı düşünenlerdenseniz bu konuda talihsizliğimizin hikâyesizliğimizden kaynaklandığını ifade edebiliriz.

Evet, aslında yazının başlığının dilimizde kullanım şekliyle çok da olumlu olmadığının farkındayım,  “bana masal anlatma” denir ya.  Bizim ifade ettiğimizve de varmak istediğimiz yer, tam da sıkça kullanılan ifadelerin zıddına, yani masala varmak ister.

Bana bir masal anlat! Bize bir masal anlatın zira masalımız olmadan yürüyemiyoruz…Masalımız olmadan nefes alamıyoruz, yaşayamıyoruz. Bizi, huzura kavuşturacak, kendimize getirecek, yaşamımızı “hay”ata ulaştıracak bir masala ihtiyacımız var.

Bir hikâyemiz olmalı, bizim olmalı, bizim hikâyemiz olmalı. Bizi “biz” kılmalı, bu kadar ayrılığın, bu kadar ötekileştirmenin, bu kadar kutuplaştırmanın içinden çekip almalı bizi, “bir”leştirmeli. 

Bir masalımız olmalı; paramparça halimizi, kırık dökük kalbimizi, karmakarışık aklımızı, birbirinden olabildiğince uzaklaşmış gönüllerimizi dağılmış olan yerlerinden toparlayacak… Onaracak… Birleştirecek… 

Bir masalımız olmalı; “bir”leştirmeli bizi, “bir”e ulaştırmalı, “bir”le kılmalı… Bir hikâyede birleşmeli yollarımız, bir hikâyede olmalıyız, bir hikâye  “ol”durmalı bizi, bir hikâyemizolmalı ki; bizi bir y/ola koymalı, bire ulaştırmalı, birle kılmalı, bizle kılmalı.

Bir masalımız olmalı,  ondan önce hayalimiz olmalı, düşümüz, düşüncemiz olmalı. Zira hayali olmayanın masalı olamayacaktır. Hayali olmadan yaşayamayacaktır insan. Masalı olmadan, hikâyesi olmadan varoluşa ulaşamayacaktır. Bir hayat kurabilmenin, bir dünya inşa edebilmenin yolunu da açacak olan masalımızdır. Çok mu uzattık; hasılı hikaye hayat memat.

Geçtiğimiz hafta sonuİlim Yayma Cemiyeti Şanlıurfa Şubesince düzenlenen imza ve söyleşi etkinliğinde Tarık Tufan’ı dinledik. Edebiyata dair, tarihe dair, meselelerimize dair, kadim kültürümüze dair, söylemimize dair, sanatımıza, edebiyatımıza, musikimize dair,  hepsinin üstüne hikâyemize dair hoş bir sohbet dinledik. Eksikliğimizin,  yitirdiğimizin, yarım kalmışlık duygumuzun hikâyesizliğimizden kaynaklandığını hatırlattı bize. Dahası kendi hikâyemizden habersiz oluşumuzu, masalımızdan, hayalimizden nasıl uzaklaştığımızı, yeniden hikâyemize dönmemiz gerektiğini hatırlattı. Onun için diyoruz ki; bize masal anlatacak, hikayemizi hatırlatacak birilerine ihtiyacımız var. Masala ihtiyacımız var, hikâyeye ihtiyacımız var. Sahi bir hikâyeniz var mı? Yoksa sizde başlığa sığınabilirsiniz; Bana Masal Anlat…