BAŞKASI OLMA, KENDİN OL

04 / 01 / 2018

Başlık size de bir şarkı sözünü çağrıştırmış olabilir ilk etapta, ama biz burada bir şarkıdan bahsetmeyeceğiz elbette. Belki uzun soluklu bir türküdür yazacaklarımız, ya da şiirdir mevzumuz. Kaybettiğimiz, yitirdiğimizdir; hasretini çektiğimizdir. Bizi biz kılandır; bizi, her birimizi fert fert ben kılandır. Kendimizdir, kendilik bilincimizdir.

Başkası olma, kendin ol diyoruz ya. Nedir, ne diyoruz, neyi ifade ediyoruz. Kendini ara, kendini bul, kendine gel, kendin ol. Hamlıktan kurtulmak için, olmak için, pişmek için başkası olma kendin ol. Bırak başkalarında oyalanmayı, bırak başka diyarlarda boş boş gezmeyi. Bırak başka zamanlarda ziyan etmeyi zamanı. İnsanı anla, zamanı anla, mekânı anla. Anla ki; medeniyeti anlayabilesin, anla ki; medeniyet tasavvurunu oluşturabilesin, anla ki; hayatı inşa edebilesin.  İnsanı; zamanla ve mekânla uyumlu hale getirebilmek için, âlemde kozmosun ahengine ulaşabilmek için, mekânın ‘ol’durduklarından olabilmek için bir çıkar yol; “başkası olma kendin ol.”

Bırak başka insanlardan medet ummayı, başkalarına benzeme gafletinden vazgeç. Kendin ol, olduğun gibi ol, ki; varlığını varoluşa ulaştırabilesin. Bırak başka zamanlarda yaşamayı, kendi zamanını “an”ını yaşa,  vaktini anla, ibnulvakt ol. Buraya gel, zira burası sensin, burası kendindir. Ve sen ancak burada “ol”abilirsin. Burada var olabilirsin. Burayı mekân kılabilirsen, burası sana imkân olabilirse; tahmin edemeyeceğin birçok şeyin mümkün olduğunu anlayacaksın. O yüzden başkası olma kendin ol, başka yerde olma kendi yerinde ol, kendi yerini, kendi mekânını bil. Kendi mekânını bul. Sahi düşün; yaşadığın yer, mekânın sana mı ait. Sen mekânınla “burada” mısın başka yerde mi, yaşadığın mekân sana huzur mu veriyor huzursuzluk mu, güvende hissedebiliyor musun kendini mekânda ya da güvensizlik ve tekinsizlik duygusu mu sarıyor her yanını. Mekân imkan sunmuyorsa sana, güven vermiyorsa, bir huzursuzluksa yaşadığın;bil ki sen kendi mekânında değilsin.  O yüzden mekânınla başkaları olmaktan kurtul, mekanını kendin kıl, mekanını kendi kıl, mekanını kendi mekanın haline getir. Mekânı kendine ait kıl.

Başkası olma kendin ol; neresidir, kendimiz olacağımız yer, elbette mekânımızdır. Hepsi bu mu? Elbette değil,  o kadar mı,  burası kıldığımız yerdir. Zira bura kıldığımız yer evimiz olacaktır. O yüzden kendimiz olacağımız yerdir, evimizdir, yüreğimizdir, yok yok daha da öte gönlümüzdür kendimiz olacağımız yer.

Kendin olmak insan için bu kadar önemlidir. Ya milletler için, devletler için de öyle değil midir? Elbette aynıdır. Milletler için kendi olmak hayatidir. Yani kendi olamadığı zaman millet, hayatını yitirecektir. Var olmak ve yok olmak arasındaki fark kadardır; kendi olmak ve başkası olmak. 

Evet, insanla insan arasındaki mesafe her geçen gün daha da açılıyor. Bütün dünya ile iletişim kurabilen insan; yanı başındaki insanla bir bağ kuramıyor. Ve bütün uzaklaşmaları insanın kendinden uzaklaşmasıyla başlıyor. Kendinden kaçmasıyla başlıyor. Ne tuhaf insan kendinden uzaklaşıyor ilkin, kendinden kaçıyor ve sonra insandan uzaklaşıyor, insanlıktan uzaklaşıyor.

“Başkası olma kendin ol. Bu anlayışı, bizi hem fert olarak kendimize getirecek, hem millet olarak var kılacak bir husus olarak her zaman bir tabela gibi önümüze koymalıyız. Kendimiz olarak; özümüze uygun bir hayat ortaya koyabileceğiz. Kendi medeniyet anlayışımız, kendi mekân ve zaman tasavvurumuzla güzel olana ulaşabileceğiz.  Biz ‘ben’ olarak kendi bilincini giyinmiş insanlardan oluşmuş biz ile ancak kendi medeniyet anlayışımıza uygun mekânı inşa ederek inşa olacağız. Kendi medeniyet anlayışımıza uygun zaman ve tarih bilinci ile geleceği oluşturacağız. Kendimiz olamazsak başkası olacağız, yani aslında biz olmayacağız yok olacağız.