“BİR”LEMEDEN BİRLEŞEMEYECEĞİZ

19 / 10 / 2017

Bizi birbirimize bağlayan nedir, nedir bizi“bir”leştirecek olan, aramızdaki farlılıkları ihtilafları bir tarafa bırakarak bizi, biz kılacak olan, “biz”leştirecek olan nedir?Yâdabiz derken neyi anlıyoruz, bizin ne demeye geldiğini anlayabiliyormuyuz mesela, biz olmanın, bizden ortaya koymamızı istediği tavır nedir? Sorular, sorular, sorular. Sorumuz kadarızdır. Zira her soru esasen birazda meselemizdir. Sorun ettiğimiz için sorarız soruyu. Madem soruya bu kadar yer verdik şunu da ekleyelim; sual, Arapça “seele” filinden türemiş olup,  istemek, talep etmek anlamına geliyor. Yani her soru, bir manada, istediğimizi, varmak istediğimizi, olmak istediğimizi ortaya koyar.

Müslümanlar olarak yaşamış olduğumuz zaman diliminde bir türlü birleşmiyoruz, bir araya gelemiyoruz, varmak istediğimiz nokta Müslümanların birleşmesi ama sonuç; Müslüman Müslümanı katlediyor, Müslümanların kendi aralarında ki ihtilaflar hiç bitmeyecek gibi. Mezhepler üzerinden ayrışıyoruz, etnik kimlikleri üzerinden ayrışıyoruz, sınırlar üzerinden ayrışıyoruz, meşrepler üzerinden, partiler üzerinden ayrışıyoruz, cemaatler üzerinden, gruplar üzerinden ayrışıyoruz. Hâsılı her tür aidiyetimizi ayrışmaya konu edebiliyorken, birleşme üzerine hiçbir çabamız yok.

Birleşemiyoruz çünkü  “bir”lemiyoruz, “bir”leyemiyoruz. Bizi birbirimize bağlayan nedir, bu soruya esaslı bir cevap veremiyoruz, ya da cevabı biliyoruz da cevaba uygun bir hayatı ortaya koyamıyoruz.  Bizi birbirimize bağlayan, sınırlar değildir, mezhepler, etnik kimlikler değildir,  cemaatler, vakıflar her ne derseniz bunlar değildir. Bizi birbirimize bağlayan inancımızdır. Allah’a olan inancımızdır. Allah ortak paydasında buluşamıyorsak, İslam ortak paydası bir birleştiremiyorsa bizi, gerçek manada Allah’ı“bir”leyeyememizdendir. Menfaatler, dünyevi çıkarlar, stratejiler,politikalar Allah’ı birlememizin önünde engel teşkil ediyor. Biz bu coğrafyada bunu anlayamadığımız müddetçe imanda ve inançta Allah’ı ‘bir’lemediğimiz müddetçe, Allah’ın dışındaki tüm unsurlar prangalarımız olacaktır. İslam coğrafyasında Müslümanlar olarak; bölünmeye, parçalanmaya, birbirimizi öldürmeye devam edeceğiz.

Bakın ülke olarak bizim de dâhil olduğumuz ve bu coğrafyada acının kanın gözyaşının dinmediği ve böyle giderse daha uzun süre de dinmeyeceği sürecin içinden geçiyoruz. Bir olmak zorundayız, birlik olmak zorundayız, hep beraber olmak zorundayız. Rabbimizin bizden istediği şekilde onu birleyerek yaşamak zorundayız. Bizi bir kılacak, bizi birleştirecek bir sürü unsur varken birleşemiyoruz. Aynı Allah’a inanıyoruz, ama aynı inançta olduğumuz insanlar; vahşetin, terörün, şiddetin her türlüsünü sergileyebiliyor.

“Birlik müminlerin içsel ve dışsal vasfıdır içsel olarak tanrıyı birleyen, gerçekliği de birler. Böylece insan birleşir. Dışsal olarak da inananlar coğrafya zaman ve başka ayrımları aşarak “kardeşlik” seviyesine yükselir. Bu seviyede siyasi, ekonomik, sosyal bütünleşme, yani yeni bir uygarlık ortaya çıkar.” (Savaş Ş. Barkçin; Kalbin Aklı)

Her kim bizi bir arada tutacak bir dil kullanmıyorsa, kelimeleri, kullandığı dili, duruşu, yaklaşımı daha fazla ayrıştırıyorsa, burada Allah’ı “bir”leyememe sorunu vardır. Allah,âdem ve âlem arasında ilahi barışı bozucu, dengeyi yıkıcı her yaklaşım Allah’ı birleyememekten kaynaklanıyor.  Allah vardır ve başkası yoktur diyorsanız, Allah’ı birlemişsiniz demektir. Allah’ı birlemişseniz, birleşememenin önündeki engelleri kaldırmışsınız demektir. Sözün özü; her şeyden önce Allah’ı birlemek zorundayız ki birleşebilelim. Özün özü; birleşemiyorsak Allah’ı ‘bir’leyemediğimizdendir. vakilli@hotmail.com