Bu ülke

05 / 01 / 2017

Bu ülke bizim için ne ifade ediyor, burada olmak, bu topraklarda yaşıyor olmak bizim için ne anlama geliyor. Bu soru dahası bizim bu soruya vereceğimiz cevaplar üzerinde hassasiyetle düşünmemiz gerekiyor.

Ülke olarak çok hassas günlerden geçiyoruz, içinden geçtiğimiz günler kim bilir belki yüz yıl sonra tarih olarak okutulacak günler. 15 Temmuz’dan bu yana birçok girişimde bulunuldu. Darbe girişimi, terör saldırıları üzerinden milleti bezdirmeye çalışma gayretleri, dolar üzerinden ekonomik sıkıntılar oluşturma çabaları ve bugün tam da yeni yılın ilk saatlerinde meydana gelen terör saldırısı sonrası iç savaş çığırtkanlıkları. Bitecek mi bitmeyecek, daha birçok yolu deneyecekler. Bu ülkeyi karıştırmak için bu topraklarda kanın eksilmemesi için şer odaklar tüm güçlerini ortaya koyacaklardır. 

Sözün başında sormuş olduğumuz sorulara vereceğimiz cevaplar ve bu cevaplar doğrultusunda ortaya koyacağımız tavır ile karşı karşıya olduğumuz tehlikeli durumu bertaraf edebileceğiz. O yüzden Bu(a)rada, dün ile yarın arasında bu arada, doğu ile batı arasında burada, bu topraklarda, bugün bu ülkede yaşıyor olmanın neye karşılık geldiğini anlamamız gerekiyor. Bunu anladığımız zaman oluşturulmaya çalışılan iç savaşın karşısına iç barışı ortaya koyabiliriz.  Bu topraklarda yaşayan herkesin aynı millete mensup olduğunun bilincine varması gerekiyor. Burada olmamız gerekiyor. Bu topraklarla bir bağ kuramıyorsak, her ne olacaksa bu topraklarda Türk, Kürt, Arap; Alevi, Sünni; sağcı solcu liberal muhafazakâr; ya da doğulusu batılısı hep beraber birlikte olacağına olan inancımızı yitirmişsek sürecin bizi götüreceği yerin mahkûmu olacağız. Bir arada yaşamanın üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor. Kutuplaşmayı, ayrışmayı, çatışmayı derinleştirmenin hep beraber hepimizi felakete götüreceğinin bilincinde olmamız gerekiyor. Unutmamalıyız ki bizim kendi içimizde birbirimize karşı yürüttüğümüzü sandığımız bu kavga ne hazindir ki bizim kavgamız değil. Ve tekrar ediyoruz; kendi evimizde başkalarının kavgasıdır yaşanılan. Milleti hedef alan, kardeşliğe kasteden, birliği beraberliği ortadan kaldıracak olan bu fitneye karşı uyanık olmamız gerekiyor.

Her tür fikir ayrılığını bir tarafa bırakarak, yeniden ve yineden bir yol ayrımındayız. Yerli yerinde bir dile ihtiyacımız var, bunun için ilk yapılacak olan “burada” buluşmaktır. Çünkü Hoca Nasreddin’in dediği gibi “dünyanın merkezi” burası. Sabitemiz burası, mensubiyetimiz milletin anlam değerleri. Buluşacağımız noktada burası olacaktır. Mevlana’nın deyişi ile pergelin iğneli ucunu yaşadığımız yer olan bu topraklarla ilişkilendirmeliyiz. Burada isek, buradan konuşuyorsak bir kıymeti olacaktır sözümüzün. Ayağımız bu topraklara basmıyorsa, ya da ayağımız bu topraklara basarken kafalarımız ithal ise, düşüncelerimiz ithal ise, başkaları adına konuşuyor olacağız. Yerli gövdelerimizin üzerine başka dil başka kulak başka kafa monte etmişsek, çalınmış kafalarla dolaşıyorsak, sözümüz bizim sözümüz olamayacaktır. Bir arada yaşamanın üzerinde yoğunlaşmanın ötesinde çaremizin olmadığını görebilmeliyiz.

''İstanbulOrtaköy'de düzenlenen terör saldırısını şiddetle kınıyorum. Türkiye'nin güvenliği bütün İslam dünyasının güvenliği demektir. Türkiye'yi yıkmak isteyen güçler hiç boş durmuyorlar, Her gün saldırıyorlar. Türk halkı bunlara karşı birlik içinde olmalı. Oyunları bozmalı.'' Bu ifadeler İstanbul'da bir gece kulübüne yönelik düzenlenen ve 39 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısı nedeniyle mesaj yayınlayan Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Dr. Yusuf El Kardavi’ye ait. Bu mesajı çok iyi okumalıyız. Bütün Müslümanların umudu olan; bu ülke hakkında, Türkiye hakkında derinlikli düşünmeye ihtiyacımız var. Bu yazı birazda bu düşünceden hareketle ortaya çıktı.  vakilli@hotmail.com