BÜYÜKLER GERÇEKTEN ÇOK TUHAF OLUYOR

08 / 12 / 2017

Hep küçüklerden yana şikâyetleri olan büyüklere, bir küçükten, ” Küçük Prens”ten dersler. Evet, ilgilisinin anlayacağı üzere bugün köşemize bir küçüğü konuk edeceğiz. Büyüdükçe küçülen insanlara bir çocuğun dünyasından hayata bakmayı öğreten bir kitaptan bahsedeceğiz.  Küçük Prens. “Büyüklere bir şeyi Açıklamazsanız olmaz. Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da sıkıcı oluyor doğrusu. Onların düzeyine iniyordum. Briç diyordum, golf, politika, kravat mıravat.”

Dedik ya; hep çocuklardan yana şikâyetçi olan büyüklere; büyük, çok büyük sözler ediyor, Küçük Prens. Küçüklerle iletişime giremeyen büyüklerin düzeyine inerek bir şeyler söylüyor.  Hayata dair, insana dair, gezegene, âleme, çiçeğe, güzelliğe dair esaslı şeyler söylüyor. Arkadaşlığa dair, sevgiye dair, yalnızlığa dair, sayıların koca dünyasının küçüklüğüne dair büyük sözler söylüyor. “İnsanlar hızlı trenlere biniyorlar ama ne aradıklarını bildikleri yok. Koşuyor, heyecanlanıyor, dönüp duruyorlar. Bunca çabaya değse bari… “

Bir çocuğun saflığıdır bizi kurtaracak olan; bir çocuk vicdanı, bir çocuk merhameti.
Bir çocuğun küçücük yüreğinin ardındaki koca dünyadır; dünyamızı genişletecek olan, ferahlatacak olan, sükûnete kavuşturacak olan. Ve bir çocuk bakışıdır muhtaç olduğumuz; karşılıksızdır, çıkarsızdır, hesapsızdır.

Ne diyoruz çocuklaşalım, çocukça bakalım hayata, bir çocuğun saflığıyla bir çocuğun tertemiz, kirlenmemiş duygularıyla yaklaşalım insana ve dünyaya. Nedir, bir çocuğun Allah’a yakın duruşu, rahmani merhameti, hakikatle yalın yakınlığıdır, bizi reel dünyalarımızın esaretinden ve kirlerinden arındıracak olan. “Sizin dünyada insanlar bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar; yine de ne aradıklarını bulamıyorlar. Oysa aradıkları tek bir gülde, bir damla suda bulunabilir… Ama gözler kördür insan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez…” İşte budur, işte bu kadardır bizi kendimize getirecek olan hakikat, bu kadar basittir aslında ama zorlaştırır büyükler. Zira büyükler tuhaftır hep.

Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan ve 1943'te yayımlanan masal. Dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biridir. Eserde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. Sahra Çölü'ne düşen pilotun Küçük Prens'le karşılaşması  ve sonrasında farklı gezegenlerde, farklı insanlarla serüveni sunulur. Kitapta yazar her gezegende karşılaştıkları üzerinden insan türleri, insanın hastalıkları, büyüklerin hayata bakışlarının garabetini ortaya koyar.

“Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar… Kaç yaşında derler, kaç kardeşi, var, babası kaç para kazanıyor? Bu tür bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar… Böyledir onlar. Çok şey beklememelisiniz. Çocuklar büyükleri hoş görmeye alışmalıdır. “

Büyükler gerçekten tuhaf oluyor, Küçük Prens kitapta karşılaştığı büyüklerle ilgili çokça bu ifadeyi kullanıyor. Sorular üzerinden, çocukça sorular üzerinden büyüklerin tuhaflıklarını ortaya koyuyor. Çocuklara, biz büyüklere hoşgörüyle yaklaşmalarını öğütlüyor. Şaşırdınız değil mi, büyüklerin çocukları anlamadığı, anlayamadığı, çocuklara hoşgörü ile yaklaşmaktan uzaklaştığı, çocukların proje olarak görüldüğü zamanlarda daha iyi anlıyoruz, hayata çocukça bakmanın önemini. Zira büyükler gerçekten çok tuhaf oluyor. Bakın biz de sözü uzatarak tuhaflaşıyoruz, iyisi mi sözü Küçük Prens’in dünyasından derslere bırakalım.

Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.

Kimse yerinden memnun değildir dedi makasçı… Zaten yalnız çocuklar ne aradıklarını bilirler, dedi Küçük Prens…

Zengin olman neye yarıyor?

Dostlar edinmeli, yeni şeyler tanımalıyım… İnsanların tanımaya ayıracakları zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkânlardan. Ama dost satan dükkânlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar…

İnsanların dünyanın yüzeyinde kapladıkları yer çok küçüktür.

Biliyor musun, insan üzgün olunca günbatımın tadına daha iyi varıyor.

Yargılarımı sözlere değil davranışlara göre ayarlamalıyım.

Hadi mutlu olmaya çalış…

Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi, insanların arasında da yalnızlık duyulur. Dedi…

Hepiniz dostum olun. Yapayalnızım... Yapayalnızım… Yapayalnızım…