DELİLİM YOK KALBİMDEN BAŞKA

04 / 05 / 2017

Benim bir kalbim olsaydı, bilirdim.

Benim kalbim “bir” olsaydı, yanardım.

Kalbim bir benim olsaydı, bulurdum.

Ben bir kalbim olsaydım, olurdum.

Bilemedim, bulamadım, olamadım, yanarım!

Serdar TUNCER

Kalbinizle aranız nasıl, kalbinize iyi bakıyor musunuz, iyi besliyor musunuz kalbinizi, konuşuyor musunuz kalbinizle, ya da dinliyor musunuz dertleşiyormusunuz, şöyle tutup ellerinden kalbinizi ya da bırakıp kendinizi kalbinizin ellerine hoş bir yolculuk yapabiliyor musunuz, sahi kalbinizin farkında mısınız..?Kalbinizle aranız nasıl, kalbinizle aranızdaki mesafenin farkında mısınız?  Tüm bu sorulara hikmetli cevaplar sunacak bir kitap… Kitap ve yazar bağlamında yazılarımızın bugünkü konuğu “Delilim Yok Kalbimden Başka” diyen Serdar TUNCER.

“Kalp çocuk gibidir, neyi öğretirsen onu söyler, demişler. Bütün öğreneceği tek bir kelime; Allah diyecek, bütün mesele bu. Ama öğretemedim. Dilimden anlamıyor diye dilimi damağıma yapıştırdım, söyledim. Yine öğretemedim. Ben bir kelimeyi öğretemedim ona ama o bütün lüzumsuz kelimeleri şeddeli öğrendi; makam mevki, mal mülk, şan şeref, para pul... Benim kalbim hiç olmadı… Kalp saat gibi olacak buyurmuşlar. Sen ne yaparsan yap, ne ile uğraşırsan uğraş o hep yaratılış sebebini ifade edecek; Allah, Allah, Allah..”

Evet, kalbinize iyi gelecek bir kitaptan bahsediyoruz. Alıp başka yerlere götürdüğünüz yüreğinizi size geri getirecek bir kitap. Dumanı üstünde tütüyor henüz Nisan’da basıldı. Bahtı açık olsun. Kitap size kalbinizle sohbet etme imkânını dahası kalbinizle dertleşme imkânını sunacak. Hayata dair hikmetli sualler soruyor, bu sorulara hikmetli cevaplar veriyor. Hayata farklı bir bakışla, yok yok farklı bir nazarla bakmamıza vesile oluyor. Dışarıda avare avare dolaşan bakışını içinize, bir derviş gözüyle nazara davet ediyor. Estetiği ve zarafeti gösteriyor. Cilalı suretlerden, derinlikli manaya çeviriyor yönümüzü. Neyi unuttuğunuzu hatırlatıyor, dert edindiklerimizin ardında dert edinmemiz gerekenleri haber veriyor bize. Hep konuşan, hep eleştiren, hep başkalarını hedef alan insan bir türlü kendine, kendi nefsine dönemez. Bir türlü sıra kendine gelmez. Terazi hep başkaları içindir. Oysa insan bir de terazide kendini tartsa kendi özün görse ‘şeytanlıktan’ kurtulacak.

Kelimelerimiz aciz, kelimelerimiz çaresiz bugün, sözümüz söz değil, zira sözümüz özden gelmiyor. Kal ehli çok, hal ehli yok.  “Mazinin İstanbul’u insanlar bir eşkıyanın elinden illallah etmiş. Son çare arif bir zata diyorlar ki,  ‘efendim bir de siz nasihat etseniz.’ O zat eşkıyanın kulağına bir cümle söylüyor, adam bir tespih gibi yere yığılıp kalıyor. Aman efendim diyorlar, ne dediniz ki böyle oldu? Arif mahcup; Allah’tan kork dedim, hepsi bu.”  bir tek cümle yetiyor… Ya biz,  ya yaşadığımız dünya; bugün söz çok,  bilgi çok, cila çok, suret çok ancak hikmet yok, öz yok, mana yok, hal yok...  Bir de ‘Siz abdesti kitaptan öğrendiniz evladım, biz bir büyüğün eline su dökerek!” Nasıl bir şeydir bu, nasıl bir dünya, nasıl bir bakış ya biz, ah… Modernizme verip alamadıklarımızı bir fark edebilsek.

Sahip olduğun şeyler üzerinde istediğini yapma hakkına sahipsin diye dursun birileri, biz sahip olmak ne demek diye düşüneceğiz. Kendisi kendisinin olmayan kimsenin başka bir şeye sahipliği ne kadar gerçek olabilir ki diye düşüneceğiz. Emanete bir kapı aranacak buradan. Emanet kelimesine kudemanın yüklediği anlamı sil baştan hatırlayacağız. Emanet; senin olmayan, sende durması için sana bir müddet için teslim edilen... Dağlara, taşlara teklif edilen ama onların kabul etmekten imtina ettiği, emanet... Münafığın üç alameti gelecek aklımıza. Emanete ve ihanete bir de buradan bakıp 'hiç böyle düşünmemiştim' diyeceğiz. Kendi öz canını bile emanet diye taşıması gereken insanın, sahip olduğu bir şeyden bahisle 'benim' diyebilmesine kahkahalarla güleceğiz.”

Evet,Serdar Tuncer; bizi bize, kendimize, yüreğimize, kalbimize davet ediyor. Kalbimize, zira hakikaten “Delilimiz Yok Kalbimizden Başka” Her zaman olduğu gibi ancak hazineye işaret edebildik, yüreğine sağlıkSerdar Tuncer, kalbe iyi gelen bu güzel kitabın bahtı açık olsun diyoruz ve meraklısını kitaba davet ediyoruz, vesselam.