DÜŞÜNCE, “DÜŞ”ÜNCE BAŞLAR

19 / 04 / 2018

Düşmeden düşünemeyeceğiz,  ‘düş’melerimiz olmadan, tasamız, kederimiz olmadan düşünemeyeceğiz. Düşmeden, ayağımız taşa değmeden düşünemeyeceğizdir.  Hüznümüz kadardır düşüncemiz, acımız kadar kederimiz kadar…

Önce yeryüzüne düşmüş idik ilk hüznümüz ve ilk tövbemizdi bu. İlk gözyaşımız,  ilk acımız yeryüzüne düşmekle başlamıştı.  Cennetimizden düştükten sonra başlamıştı arayışımız, cennete olan hasretimizdi hüznümüz, kederimiz efkârımız.

Efkârımız düşümüze dairdi hayalimize dair. Düştüğümüz yerde, hüznümüzün efkârında tefekkürümüz olmalıydı, fikrimiz olmalıydı ki; düşüncemiz olsun.  Fikrimiz ile tefekkürümüz iledüşümüz ile venihayet düşüncemiz ile yeniden kendimize doğru bir yürüyüşe geçecektik.

Efkârınız olmadan düşünceniz olmayacaktır.Fikrimizin olabilmesi; efkârımızın, derdimizin, tasamızın, meselemizin olmasına bağlıdır. Efkâr basmalı yani, efkâra düşmeli,  kaygılanmalı ki insan düş olabilsin düşünce olabilsin. Derinliğine ulaşabilsin fikrin, düşünceye dalabilsin. Düşünce ancak efkârdan doğacaktır. Efkârsızlıktan kurtulabilmek için mefkûremizin olması gerekiyor, düşüncemizin fikre efkâra ulaşması gerekiyor.

Düşmek lazım dedik, düş lazım, efkâr lazım, tefekkür lazım. Görüyorsunuz ya düşüncenin oluşabilmesi için emek lazım. Sadece bunlar mı; değil elbette. “Kendi İçine Düşmek”; Düşünce için düşmek lazım. Nereye düşecek insan; yüreğine dahası gönlüne,  kendi içine düşecektir insan. Bunun için yüreğini temiz tutacaktır. Zira gönül aynasından bakacaktır hayata. Kalp insanın aynasıdır madem, onun tozunu almak gerekecektir, cilalamak gerekecektir.

Modern zamanların bireylerinin unuttuğu bir şeyden bahsediyoruz; sakatatçı kadar gönle önem verilmediği zamanlarda yüreğe atıf yapıyoruz; içimize dönelim, iç gücümüzün farkına varalım. Allah’ın sırını koyduğu yere; kalbimize dönelim.

Evimize, yüreğimize, Kâbe’mize dönelim. Putlardanarındıraraktemizleyelim Kâbe’mizi. Hayata yüreğimizle bakalım. Akleden kalp ile akledelim. Düşünceye içimize düşerek ulaşalım.

Düşünce için, düşmek gerekecektir, düş gerekecektir, insanın içine yüreğine düşmesi gerekecektir. Evet, düşünce; “düş”ünce başlayacaktır. Nereye düşecektir insan? Düşünce için; düşüne düşecek, içine düşecek, sonra; derde, sıkıntıya, kedere düşecek.

Başka; düşünce için başka ne lazım? Sukut lazım düşünce için söz sükûta düşecektir. Sukuta dokunacaktır. Sukutla düşünceye varacaktır insan Söz lal olacaktır, düş de, düşünce de söz lal olunca ortaya çıkacaktır.

Sözü yazımıza ilham olan Özkan Gözel’in “Kendi İçine Düşmek” kitabından yaptığımız alıntıyla bitirelim. “Düşünme, bir kendi içine düşmedir ki bu “düşme” her nasılsa kendinden uzaklaşan kişinin bir “kendine geliş”ini veya “kendine dönüş”ünü ifade eder.”