EDEBİYATIMIZDA RAMAZAN

15 / 06 / 2017

Gönderdi Hudâ çün bize mihman Ramazanı

Hoş tutmaya niyyet edelim biz dahı anı.”

Zati.

Ramazan; rahmet, magfiret, istiğfar ayı. Ramazan; açlık, susuzluk, dinginlik hali. Ramazan; başka bir zaman, başka bir hal, başka bir dünya. Bambaşka bir ikilimdir Ramazan. Edebiyat dünyamızda Ramazana bigane kalmamışır.

Bütün zorluğuna rağmen baş üstünde tutulur. Öyle şikayet yoktur Ramazandan, tatlı bir meşakkettir. “Ramazaniye”ler bu yüzden yazılmıştır. Ramazan ayının gelişini tebrik için yazılan ve Ramazan ayının özellikleri ve fazîletleri üzerinde durulan şiirler, ilahiler, kasideler, nesirler yazılmıştır. Ramazaniye adı verilen bu edebi metinlerde mübarek ayın verdiği coşku dile gelir, Ramazanın her anı edebiyatla dile gelecektir. Ramazan edebiyatla buluşacaktır.  Derviş Yunus’ta hoş gelen olacaktır Ramazan. Hoş geldin diyecektir.

Safa geldin izzet ile
Dahi azim nimet ile
Müminlere rahmet ile
Şehr-i Ramazan merhaba

Şair Nabinin “Hayriyye” mesnevisinde oruç bir ilahi lutufa dönüşecektir.

Savmdur kullarına lütf-ü Hüda

Savma bizzat eder Allah ceza.

Necip Fazıl’da ruhuna uygun yaşanmayan, ruhsuz bir eğlenceye çevrilen Ramazan’a sitem olacaktır. O yüzden söz bir yakınmaya dönüşecektir.

“Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı;

Bilinmezi bilirler, bilseler ağlamayı...” 

Ramazan, en çok duaların arşa yükseldiği aydır.  O yüzden Mehmet Akif’te olduğu gibi çokça duaya dönüşecektir Ramazan. Ve ne yazık ki Mehmet Akifin ümmet için duası bugünde aynı şekilde geçerliliğini koruyacaktır.

Yâ Rab, şu muazzam Ramazân hürmetine,
Kaldır aradan vahdete hâil ne ise.
Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan
Artık ezilip düşmesin ümmet ye’se.

Ramazan; Sezai Karakoç’ta; “Samanyolunda Ziyafet” sunan bir 'Ruh Şöleni'ne dönüşecektir. Öyle bir ruh şöleni ki, ruhu aslına rücu ettiren bir ruh şöleni. Ramazan; Nuri Pakdil’de;  kanlı canlı bir surete dönüşecektir. Bir müfettiştir gelir, denetler, varoluş sınavından geçirir insanı ve gider.Dücane Cündioğlu’nda; kalbin kapılarını açmak için iştah ve şehveten uzaklaşma, hayvanlığı bırakıp insanlığa gidilen bir yola dönüşecektir Ramazan.

Yahya Kemal’de oruç bir teselliye dönüşür. Oruç tutmadığı halde, oruçlu bir toplumda yaşıyor olmayı bir şükür sebebi sayan, Ramazan’ın huzur duygusuyla “teselli” bulan bir şiir olur, Yahya Kemal.

…Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı,
Hadsiz yaşattı ruhuma bir gurbet akşamı.
Bir tek düşünce oldu teselli bu derdime;
Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Mademki böyle duygularım kaldı, çok şükür…

Ramazanın gidişi bir hüzne dönüşecektir. Niyâzî Mısrî’de Ramazanın ayının sona ermesinden dolayı hüznünü şu şekilde ifade edecektir. “Yine firkat nârına yandı cihân/Hasretâ gitti mübârek Ramazân.”
Ramazanın onbeşinden sonra okunan “elveda ilahileri” bulunmaktadır Üftade hazretlerinin Ramazaniyesi giden Ramazanın ardından hüzne dönüşecektir. “Ey dostlarım ağlaşalım/oruç ayı gitti yine/ hasret ile inleşelim/oruç ayı gitti yine.”

Ramazan ve oruca dair yazılanlar, inancın hayata dokunuşunun ifadeleridir. Ramazan her yönüyle bir Ramazan Medeniyetine dönüşecektir. Sözü Faruk Nafiz Çamlıbel’in mısralarıyla bağlayalım;

“Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan
Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan.

Zikrimiz Arş'-ı geçip fecre kadar yükselsin

Maveralardan ümîd ettiğimiz ses gelsin.”  vakilli@hotmail.com