EY OĞUL

23 / 11 / 2017

Ey oğul hür olmalı bahtın senin,

Hep gümüş, altın mıdır ahdin senin?

Tut ki deryayı boşalttın testiye,
Kısmetinden fazla almaz bil, niye?

Hırslıyı, göz hırsıdır hep incitir,
Pek kanaatkâr sedef, hep incidir. Mevlana.

“Ey oğul” diyebilen babalar vardı ve ‘Ey oğul’a muhatap olabilen evlatlar…Baba: çocuğun hayatı anlamasında, hayatı algılamasında, hayatı yaşayış biçiminde etken olan adamdır.O babalar ki, ancak ey oğul diyebilecektir. Oğullarına söyleyecek sözü olanların hitabıdır. Ey oğul…Söyleyecek sözü,  yapılabilecek nasihati olan adamların hitabıdır. Ey oğul diyebilecek babalar…Ey oğul denilebilecek evlatlar…  Ey oğul!Sonrası içi dolu, hiçbir zaman eskimeyecek nasihatler, unutulmaz. LokmanHekim, İmam Gazali, Şeyh Edebali, ŞairNabi daha nicelerinin ey oğul diyerek yaptıkları kadim nasihatler…

Ey oğul diyecektir,İmam Gazali; aklı olan kimse nefsine demelidir ki: benim sermayem, yalnız ömrümdür. Başka bir şeyim yoktur. Nefesler sayılıdır ve azalmaktadır.  O halde nefeslerini iyi değerlendir… Bütün işlerinde orta yolu tut, çünkü işlerin en hayırlısı orta yoldur. Lüzumsuz lâftan sakın… Bir şeyi veya bir adamı överken aşırıya gitme, tartışmada kendini haklı çıkarmak için inat gösterme. Bir şeyin neticesini iyice düşünüp hesaba katmadan yapmakta acele etme…Başkasını kınayan ve hep kusur söyleyen adamın dostu olmaz…Belâ gelip ikbalden düştüğünde dostluk yüzünü gösteren kardeşi hakiki kardeş ve dost bil ve dostluğunu korumaya çalış. Saadet günlerindeki dosta pek güvenme. Sıkıntılı günlerinde dostluk bağını uzatmıyorsa, onu düşmanların düşmanı bil… Tamahkâr olma. Kalbin katı ve kara olur. Çok mal arttırmak için hasislik etme…

Şair Yusuf Nabi gelecektir, Hayriyye’yi önümüze serecektir.  Oğlu Ebü'1-Hayr Mehmed Çelebi’ye nasihatlerinden oluşan ve kendi dönemi için olduğu kadar günümüz için de şaşmaz ve değişmez dersler ve nasihatlerle dolu olan Hayriyye’yi. Ey oğul, ey babasınıncanı diyecektir,Dünya meşgalesinden önce insan için önemli ve gerekli olan şey budur ki; istediklerinin daima sonunu düşün ve böylece din evi onarılmış olsun. . Cahillik ile ebedî hayattan mahrum olma ve iyi ile kötüyü ilim vasıtasıyla birbirinden ayır… Sana ayrılmış olan rızık elbette seni bulur. Öyleyse açgözlülükten ele geçen yalnızca yüzsuyu dökmektir… Söylediğin az, manası çok olsun… Rüzgâr gibi her yere girip çıkma, güneş gibi de her kapıyı dolaşma…Sakın mertebe ve makam sarhoşu olma.. Vardığın meclis doğru yolda insanlarla dolu olmalıdır, fesat ve kötülük kumkuması olmamalıdır.Mecliste sürekli susup durma; yeri geldikçe dil ol, yeri geldikçe kulak!Borçtan çok sakın... Borç insanı perişan eder, eğer kişi Eflatun kadar akıllı bile olsa, borç onu deliye döndürür…Asla oyuna rağbet etme ki gaflet elinde oyuncak olmayasın…

Bu kez Lokman Hekim çıka gelir kitabın içinden; dünya dipsiz bir deryadır, bu deryada senin gemin dingin bir kalple Allaha iman olsun, geminin donanımı takva ve ibadet, yelkeni tevekkül olsun. Gururlanıp insanlardan yüzünü çevirme. Yeryüzünde kasılarak yürüme. Çünkü Allah büyüklük taslayan ve övünenleri sevmez. Yürüyüşünde mutedil ol. Sesini alçalt. Hikmet ehlinin sohbetlerini dinle. Çünkü Allah kuru toprağı yağmurla nasıl canlandırırsa, ölmüş kalpleri de hikmetli sözlerle öyle diriltir… Dünyada mesut olmak istiyorsan, kendini anla…

Şeyh Edebali gelecektir, devleti ve de insanı yaşatmanın anahtarını sunacaktır. “Ey Oğul!Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Suçlamak bize; katlanmak sana… Acizlik ve yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana…Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana… Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Rabbim sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin… Milletin, irfanın içinde yaşasın. Toplumu yöneten de, diri tutan bu irfandır.Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki âlime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.En büyük zafer nefsini tanımaktır. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir… Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli… Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın...

Kadim nasihatlerin yanında zamane nasihatleri var birde. İyisi mi, hiç girmeyelim... Ey oğul diyebilecek babalar ve ey oğul denilebilecek oğullar için ‘ev’lerimize koşalım.