‘FAKR’ MAKAMI

22 / 06 / 2017

Hayalî, fakr şalına çekenler cism-iuryânı

Anunlafahr ederler, atlas u dîbâyı bilmezler.

  Hayalî.

Fakr. Fakir, muhtaç olma hali. Fakr hali insanın özüne ait olan bir şey… Muhtaç olma.  ‘Fakrım fahrımdır.’diyordu ya Yüce Peygamber. Fakirliği ile övünüyordu, fakirliğini iftihar sebebi görüyordu. Hayatı sahip olma üzerinden algılayan modern insanın, zenginleştikçe ‘yok’sullaşan modelinin karşısında, fakrını, fakirliğini iftihar sebebi gören anlayış. 

Fakr gerçekteihtiyaç demektir, ihtiyaç sahibi, demektir. Fakir ise muhtaç.Sözlükler böyle tanımlar bu kadar mı, değil elbette.  Eskiler, kendi fakirliklerinden söz ettiklerinde, maddi ihtiyaçlarını kastetmezlerdi. Bilâkis mal ve mülkleri olsa da fakirlikten azâde olamayacaklarını bilirlerdi. Çünkü onlar her daim muhtaç bir hâlde bulunduklarını bilirlerdi.Şimdiler de öylemi, insan her şeye yetebileceğini düşünüyor, ben diyor, sadece ben,  benlik davasına düşen insan hiçbir şeye ihtiyacının olmadığını zannediyor, asıl yoksulluğu hiçbir şeye muhtaç olmadığında, kendine yeteceği yanılgısına düştüğünde yaşıyor. “Gerçek şu ki, insan ne zaman kendisini yeterli görse, kimseye muhtaç olmadığını zannetse, kendini tanrılaştırarak azgınlaşmaktadır.”

İftihar edebilmek için fakrımızın farkına varmalıyız ki; haz, arzu ve isteklerden kurtularak, sahip olma hırslarından uzaklaşarak, fakrın huzurunu hissedebilelim.Acziyetimizin ve fakriyetimizin bilincine varmalıyız ki iftihar edeceğimiz bir durum oluşsun. "Fakr" halini Cüneyd Bağdadi gibi anlayıp, "Dünyalara sahip olsan da dünyanın sana sahip olmaması hali" olarak anlayıp yaşamak.

Allah’a muhtaç olduğunun bilincinde olmaktır fakr. Allahtan başka hiçbir şeye ihtiyaç duymamasıdır. Varlığını en yüce varlığa dayandırma. Acziyetinin farkına varma. KuyudakiYusuf’un halidir, ateşe atılan İbrahim’in hali. Balığın karnındaki Yunus’un, Kızıldeniz’de Musa’nın, tufanda Nuh’un halidir fakr hali. Ne gidilebilecek başka kapı vardır ne sığınıla bilecek makam. Muhtaçtır muhtaç olmayana, aczini görür fakrını fark eder.Aczini ve fakrını bilerek mahviyetini anlar, gidecek kapının olmadığını, olamayacağını bilerek tek bir kapıya yönelir. İlahi söz ulaşır insana, muhtaç olduğunu unutmamasını ihtar eder;  “ey insanlar! Siz hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ancak Allah’tır."

Fakr makamıdır istenen. Hayat yolunda varılması gereken makamdır.Fakrını bilerek haddini bilecektir, haddini bilen insan kendini bilecektir… Kendini bilecektir ve de Rabbini. Simurg’a ulaşmak isteyen kuşların geçmek zorunda olduğu vadiler vardı ya. Bu vadilere takılmadan geçmeleri gerekecekti. İstek vadisini, aşk vadisini, marifet vadisini, istiğna vadisini, tevhit vadisini, hayret vadisini geçen kuşların fakr u fena vadisinde acizliğinin ve muhtaç olduğunun bilincine vararak benlikten kurtulması istenilecekti.  Bunları aşabildikleri takdirde ancakSimurg'a ulaşacaklardır.Her vadide bu kutlu topluluktan ayrılanlar ise, dipsiz vadilerin dibinde kendilerini bekleyen acı sona kavuşurlar.

Dünyevileşmenin girdabında bocalayan insanın anlamadığı, anlayamayacağı bir haldir fakr hali. Ruhunu servete, dünyanın nimetlerine satanın bilemeyeceği bir haldirfakr hali. Varlığın başı da sonu da ‘fakr’dir oysa… O yüzden insan özünü kavrayarak; acizliğini, muhtaç olduğunu, fakrını görebilmeli. Yaşadığımız yoksulluklardan bizi kurtaracak olan fakirliğimizin farkına varabilirsek, kendisiyle övünebileceğimiz, iftihar edebileceğimiz fakra ulaşabiliriz.  İnsan muhtaç olduğu kadar, aczini görebildiği kadar, ‘fakr’ini görebildiği kadar beşerden insana yol bulabilecektir. “Allah’ın var neyin yok, Allah’ın yok neyin var”ınhakikatini yaşayabilecektir. Hayali ile başlamıştık onunla bitirelim. Çıplak vücutlarına fakr elbisesini giyinenler atlasıda dibayıda bilmezler, ancak giydikleri fakr elbisesiyle övünürler.