Güzelliği Öteliyoruz

23 / 03 / 2017

Güzellikle aranız nasıl? Evet, soru basit, hayatınızda güzelliğe ne kadar yer veriyorsunuz, hayatın size sunmuş olduğu güzelliklerin farkında mısınız, soruları çoğaltabiliriz. Sorunun muhatabı hepimiziz.  Böyle bir soru sorsam vereceğiniz cevap sizi tatmin edecek mi? Sizi diyorum da aslında hepimizi. Sizi, bizi, hepimizi. Sözün sonunda söyleyeceğimizi başta ifade edelim öyleyse,  hayatın her alanında kötülük daha görünür bir durumda ziragüzelliği öteliyoruz… 

“İnsanın dünyadaki görevi hüsnü muhafaza etmek ve dünyayı güzelleştirmektir.” Böyle diyordu hayatını güzelliğe adamış, Bilge Mimar Turgut CANSEVER.  Dünyayı güzelleştirmek,  böylesine ulvi bir gaye ile hayata bakmak, sanırım aslolan bu,  “dünyayı güzelleştirmek” gibi bir gaye edinmek. En çok ihtiyacımız olan durum bu. Güzeli gaye edinmeden güzele ulaşamayacağız. Özün, fıtratın güzelliği ile insan hayatı güzelleştirme gayesini taşıyacak. Özü güzel kılmadan hayatı güzelleştirmek mümkün olmayacaktır. Bugün çokça teknolojik imkânlara rağmen, ortaya konulan eserlerin kadim kültürümüzdeki muhteşem eserlerin yanında silik kalışının sebebi üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Güzellik özden başlamalı, özün göze gelmiş haline ulaşmalı. Çünkü güzellik, özde olanın göz g(öz)el  görünmesi halidir.

“Bir şey yap güzel olsun...” böyle bir derdimiz olmalı. Bir şeyler yapalım ve güzelliğe hizmet etsin. Dünyanın her yerinde kötülüğün kol gezdiği bir zaman diliminde “dünyayı güzellik kurtaracak” anlayışının dışında bir yol olmadığının bilincinde olmamız gerekiyor.

Güzel eylemeden, güzel olamayacağız, güzelliğe ulaşamayacağız. Eylediğimiz her güzellik bizi daha da güzelleştirecektir. O yüzden güzel eylemeliyiz ki, hayat güzel olsun. İnsan güzellikle buluşabilsin. Evet, amacımız güzellik olmalı ki güzelle buluşabilelim. Muhammed İkbal’i dinleyelim. “Eğer insan içinde amaç ve amaçlarına ulaşmak için bir arzu yaşatmazsa bir avuç topraktan başka bir şey değildir. Keklik ayağa sahip olduğu için güzel yürür zannedilir, oysa o güzel yürüdüğü için o ayaklara sahip olmuştur. Bülbül gagaya sahip olduğu için nağmeleri güzel sanılır, oysa güle en güzel nağmeyi söyleme arzusu onu gagaya malik etmiştir.’

‘Ah, kimselerin vakti yok/ Durup ince şeyleri anlamaya.’ Hayat koşuşturmasının içinde güzellikle karşılaşmak için ne yapıyoruz, Neyi görüyoruz, neyi, duyuyoruz neyi kokluyoruz, neyle karşı karşıyayız. Nasıl bakıyoruz hayata. “Güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen, hayatından lezzet alır.” Güzele, güzelliklere, dünyayı güzelleştirmeye güzeli görebilmeye, güzeli hissedebilmeye ne çok ihtiyacımız var.

Peki, niye güzellikleri göremiyoruz, niçin hayatı güzellikle buluşturamıyoruz? Güzellik yok olmuş değil esasen, biz güzelliği hayatlarımızdan ötelemişiz. Evet, insanlık güzelliği öteliyor ve insan kapatmış kendini güzel olana. Oysa her an yeni bir şe’n üzere olan göklerde ve yerdeki bütün her şey,  her gün kendini bambaşka şaşkınlık verici bir yolla sunuyor bize, ayı, güneşi, yıldızları, doğayı, akan suyu,  ağacı, çiçeği, başımızın üzerinde uçan kuşu, bağrından suyun fışkırdığı taşı, çiçeğe durmuş tohumu fark edemiyoruz.‘Cümle yerde Hak nazır, göz gerektir göresi’ Yeter ki görebilelim, yeter ki güzellik gibi bir gayemiz olsun o zaman güzelliğe ulaşabileceğiz. Dünyaya güzelliğin penceresinden bakabildiğimiz zaman dünyayı, dünyamızı sıradanlıklardan, çirkinliklerden, kötülüklerden kurtarabileceğiz.  Mesele toplumun fertleri olarak her birimizin güzelliği keşfedilmesinde, güzeli görebilmesinde düğümleniyor. Hayatı, eşyayı ve doğayı bize verilmiş olan ve güzelleştirmek görevi yüklenen olarak algılamalıyız. Dünyayı güzelleştirmek üzere kurgulanmayan düşünce bize medeniyet inşasının imkânını sunmayacaktır. Bu her şeyi güzel yönleriyle ve sonuçları itibariyle gören bakış açısının tabii sonucu da elbette güzel olacaktır ve insan hayatına güzellik ve mutluluk olarak yansıyacaktır.

Kemal Sayar ’la bitirelim; güzellikle kalın. “Güzellik her yerdedir ve onu görmek için ruhunuzun ayarlarıyla oynamanız gerekir. Dünya sonsuz güzelliğin bir aynasıdır. Güzellik vasıtasıyla sonsuzluk, gün ışına çıkar. Hüner fark edebilmekte. Görebilmekte. Hissedebilmekte…Etrafımızdaki güzelliği ne kadar algılarsak o kadar yurdumuzda hissederiz kendimizi, var olmaktan o kadar memnun oluruz. Yağmur sesinde, bulut şeklinde, bir bulutun yer değiştirmesinde, bir şiirin dizesinde, bir insanın yüzünde veya sesinde, bir kuşun ötüşünde ve ya bir yaprağın yeşerişinde; bakmayı ve görmeyi bilen için, işitmeyi becerebilen için güzellik her yerde İnsan olarak hepimiz güzelliğe aitiz. Ve En Güzelin gölgeleriyiz.” vakilli@hotmail.com