“HİÇLİKTEN “H/İÇ”E

05 / 04 / 2018

Arapçada iki, Türkçede üç harf, hat ustalarının belkide en çok yazdığı kelimelerden,  Neyzen’in boynunda asılı levha, edep yahu denilerek edeple girilen tekkelerin çıkış kapısında ki uyarı; HİÇ. “Hiç” yokluk mudur, değil elbette,  hep olmak için hiç olmak… Varda yok olmak. Zira var nedir ki, varlığımız bir tek varın tezahürüdür. Yaratıcının büyüklüğü karşısında haddimizi bilmektir hiçlik… Hiçlik mertebesi, büyüklüğün karşısında küçüklüğünü bilmektir. Mutlak varın karşısında yok olmak…Yoklukta var olmak.. Hiçlikte hep olmak.. Sukutta ses olmak… Ayrılıkta vuslata ulaşmak...

Ne diyordu Fuzuli; “Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı/Garâzım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı.” (Dünyada beladan gayrı hâsılımız yok madem aşkın yolunda yok olup gitmekten başka bir hedefim yok.) Her şey benim, benden başka hiçbir şey yok diyen Allah karşısında insan kalu bela diyerek hiçliğinin farkında olduğunu beyan etmiştir. Aşkın olanda yok olmaya dair söz vermiştir…

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin? ”“Hiç” demiş Hoca “hiç kimseyim.”Dudak büküp önemsemediklerini görünce sormuş: “Sen kimsin? ”“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın? ” diye sormuş Nasreddin Hoca.“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam...“Daha sonra? ..” diye üstelemiş Hoca.“Vezir” demiş adam.“Daha daha sonra neolacaksın? ”“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”“Peki ondan sonra? ”Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: “Hiç.”“Daha niye kabarıyorsun be adam ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: ‘hiçlik makamı’ında! ”İnsanın ulaşabildiği en yüksek makamdır hiçlik makamı.

Evet her şey hiçe varıyor. Hayat, elde etmek istediklerimizle, hedeflerimizle sonuçta ortada hiçin dışında bir şey kalmıyor. Nedir hiçlik; Sartre varlığın hiçlik olduğunu söylüyor, Tolstoy Hiçlik makamı asillerin makamıdır diyor. Bir de Mevlana var ; “bizim varlığımız da yokluktur.” Diyor. ve devam ediyor “Kendini hiçe saymazsan hiçlikten kurtulamazsın. Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil HİÇ’lik bilincidir” Son olarak Sadık Yalsızuçanlar’ı dinleyelim; kendini hiç edersen hep olursun. Bir damlaysan, kendini, varlığını görmek, bulmak istiyorsan denize düş ki, hepe kavuşasın. Kendini kaybet ki var olasın, hep olasın.”

Nereye varmak istiyoruz?  Hiç olmak yoklukmudur? Yada nihilist felsefede olduğu gibi herşeyin, bütün gerçeklerin, bütün inançlarıninkârı, yaşanılan boşluk ve anlamsızlık hali ile bizim bahsettiğimiz hiç olmak aynı noktaya mı varıyor? Burada hat ustalarına soracağız, hattatlar için niçin “Hiç” en önemli ser levhalardan biridir; iç yolculuğunda hiç olan insanın macerasını anlatır H/İÇ. İnsan ‘hiç’i yazınca kendini buluyor, bu yazının içinde esasında hiç olmak, yok olmak değil, belki acizliğini fark edip belli bir yere sığınmak. Kendini hiç edersen hep olursun. Yani kişinin yaşamı ve dünyadaki çok sayıda (kesret) varlığın yok olacağını bilmesi, inanması ve bunu bir hal olarak yaşaması ve neticesinde bu çokluğu terk edip bir (Vahdet) olan Allah'a ulaşması halidir.Var olmak için yok olmak. Elbette bahsettiğimiz durum; nihilist felsefenin ortaya koyduğu mutlak anlamda yokluk ve hiçlik anlayışı ile hayatı kendine kapatmak değil. Anlamsızlığın boşluğunda kaybolmak değil. Zira ezeli ve ebedi vacibü'l vücud olan Allah, mutlak yokluk kavramına müsaade etmez. Mesele;aczını bilmekte, fakrını bilmekte, hiçliğini farkedip haddini bilmekte. Hiçte hepi bulabilmekte. Hiçlikten kurtulabilmek için “H/İÇ”e ulaşabilmekte