Hukuk; Kamu Vicdanıdır

23 / 02 / 2017

“Düşmanlarımıza bile adaletten başka borcumuz yok!” Aliya İzzetbegoviç.

“Bir tek kişiye yapılan bir haksızlık, Bütün  topluma yapılan bir tehdittir.”  Montesquieu

15 Temmuz’da bu Millet; Millete rağmen; millete karşı olanların, milleti hedef alanların, milleti sindirme girişimlerinin karşısında ölümü göze alan soylu bir direniş ruhu ortaya koymuş idi. Oluşan bu muhteşem Millet ruhunun berhava edilmemesi, bu duygu yoğunluğunun diri tutulabilmesi, devletin millet ile yekvücut görüntüsü, en az ortaya konulan bu soylu direniş kadar önemli bir durum olarak karşımızda durmaktadır.   

O yüzden 15 Temmuz sonrası “Her Şeye Rağmen Adalet” demiş idik. Gelinen süreçte, terör örgütleri ile mücadele kapsamında ortaya konulan durum, oluşan mağduriyetler, ilgisiz ve masum kişilerin ihraç edilmesi tam da bu noktada kamu vicdanını zedelemeye yönelik bir tavır olma yolunda ilerleme göstermektedir.  Evet, tekrar ifade ediyoruz; her şeye rağmen adalet, her şeye rağmen hukuk duygusu ile hareket edilmelidir. Hukuk işletilirken; haksızlıklar ve mağduriyetler oluşturacak millet vicdanını yaralayacak bir durum ortaya çıkaracak bir süreç tam da bu zor günlerde her an pusuda bekleyen, milletin birlikteliğini bozmak isteyen şer odağı terör örgütleri ve bunların ardındaki zihniyetin istediği durumdur. Bu noktada “düşmanlarımıza bile adaletten başka borcumuz yok!” bilge yaklaşımını ve “zulüm bizdense ben bizden değilim” tavrını ortaya koymak gerekiyor.

Unutulmamalıdır ki; hukuk kamu vicdanıdır. Hukuken ortaya konulan tavrın kamu vicdanında mahkûm olmaması gerekir. Bu bağlamda; hukukun uygulayıcıları kamu vicdanını zedelemeyecek bir vicdanı ortaya koymak durumundadırlar. Elbette ki, millete kast eden, milleti bölmek isteyen şer odağı terör örgütleri ile bağlantısı olanlar en ağır cezalara çarptırılmalıdır. 15 Temmuz darbe girişimin ardında milletin üzerine ateş açanların don katında görüntüleri kamu vicdanında yer bulmuş idi. Çünkü onlar milletin üzerine bomba yağdırmışlardı ve her tür cezayı hak ediyorlardı. Ancak gelinen süreçte masum olduğu konusunda toplumun geniş kanaatinin bulunduğu insanların ihraç listelerinde yer alması kamu vicdanını zedeleyecek bir duruma dönüşmüştür. Onun için, adaleti esas alan, mağduriyetlere sebep olmadan ortaya konulacak bir mücadele, milletin bu sürece desteğinin ve bu birlik ruhunun devamını sağlayacaktır.  Değilse oluşacak durum; tam da darbecilerin istediği korku toplumunun oluşmasına hizmet edecektir.  

Ayrıca kamu vicdanında yer bulmayacak uygulamalar; bizce güçlü bir Türkiye’nin önünün açılması imkânını sağlayacak referandum sürecini de olumsuz etkileyebilecek bir tablo olarak karşımızda durmaktadır.  Bu konuda hükümetin acil adımlar atması gerekmektedir. Adalet duygusunu incitici uygulamalardan uzak durulması gerekiyor.

Ne diyordu Hazreti Ali; “Devletin dini adalettir.” Bir Müslüman olarak unutmamalıyız ki, adalet duygusunun incitildiği yerde, kamu vicdanının yara aldığı toplumlarda; hiç kimse ayağının altındaki yerden, başını üstündeki gökten emin olamayacaktır. Allah; bizden adil olmamızı ister, adalete uygun davranmamızı ister. Hiçbir fikir, hiçbir siyasi düşünce, hiçbir ideoloji, makam, mevki hâsılı hiç bir şey hukuktan ve adaletten daha önemli değildir. Çünkü “küfürle ayakta durur bir millet ancak zulümle ayakta duramaz.  Bunu da hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Biz yapmakta olduklarımızdan, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan, söylediklerimizden, söylememiz gerekirken söylemediklerimizden dolayı hesaba çekileceğiz. Mesele hayatın her alanında adalet ve hukuk içerisinde hareket edebilmektir. Bilge Kral Aliya ile başlamıştık yine onunla bitirelim; “Düşmanına benzediğin zaman, savaşmanın anlamı kalmaz.” vakilli@hotmail.com