KİTABA SIĞINMAK

28 / 09 / 2017

Okumak en soylu eylemidir insanın. Ve okuyarak uzaklaşırız yakınlığından bunaldığımız her şeyden. Yüreğimizin sıkışıklığından, zihnimizin bulanıklığından, hayatın kalabalıklarından kaçmak için kitaba sığınırız. Hayatın ruhumuzda açtığı yaralara merhem ararız; merhem olur kitap. Kimsesizliğimizde kimsedir kitap, karanlığımızda ışık, sıkıntımızda huzurdur. Hemhal oluruz kitapla; yüreğimizi ferahlatır, zihnimizi açar, yol olur, yoldaş olur, arkadaş olur kitap…

“İnsanlar kıyıcıydılar kitaplara kaçtım.” Böyle diyordu Cemil Meriç. Sadece insanlar mı, elbette değil. Bakın işte hayatın kendisi, yaşadığımız günler; her yandan siyaset akıyor üzerimize, stratejiler, siyasi hesaplar, haberler, gündemdekiler, görebildiklerimiz, göremediklerimiz… Hepsi kıyıyor insana. Ve biz bu kadar kıyıcı arasında ne yapacağız, nereye sığınacağız..?

Kitaba sığınmalı insan, kitabın gölgesine, kitabın huzuruna varmalı, kitaba kaçmalı insan. Her kitap biraz kaçıştır,  biraz gitmektir,başka âlemlere açılmaktır. Tanıdık bütün simalardan uzaklaşarak başka dünyaları tanımaktır, bildik her şeyi bir tarafa bırakarak yeni bilmelere yelken açmaktır.

Bilgiye araçtır, zihne ilaçtır, zekâya harçtır okumak. Düşünmeye yoldur, karanlıktan çıkabilmek için ışıktır okumak. Huzurdur, sükûnettir ve en asil eğlencedir okumak. Var olmanın anlamını aramaktır, bilgi ile d/olmaktır. Okumak hayatın merkezine kitabı koymaktır, bazen yangındır, bazen yangından kurtuluş. Kapısı her zaman açık dosttur kitap.

Bir de Fatma Barbarosoğlu’nu dinleyelim. “Her kitap bir davettir. Nereye gitmek istiyorsanız oraya davet eder. Sığınaktır, saklanmak istediğimizden koruyor. Aynadır sizi gösterip muhafaza eder.”Küçük dünyamızın sıkıntılarından alır götürür kitap bizi başka dünyalara. Her kitapla başka dünyalara temas ederiz, her kitap başka bir âlemle tanışmamızı sağlar.

Herkesin huzur anlayışı farklıdır elbet. Ancak bir kitabın bize sunduğu sükûnet ve huzur bambaşka bir şeydir ve hiçbir yerde bulamadığımızdır.

Kitap bir arınma çabasıdır, yaşamın tüm kirlenmişliğine ve kirletme saldırısına karşı, bizi kendimizi, içimizi onarma faaliyetidir okumak.  Dağınık halimize bir düzendir, kaosta hayatlarımıza bir ahenktir, bozukluğa karmaşaya karışmama çabasıdır okumak.

Okumak hayatı keşif çabasıdır, ölmemek için olma çabası, var olmanın anlamının peşinde bir yürüyüştür, bilgi ile d/olmaktır, bilince ulaşabilmektir, hayatın merkezine kitabı koymaktır okumak. Bazen kaçıştır, bazen arayış,  bazen yangındır, bazen yangından kurtuluş. Ve İnsana can veren kandır kitap, size hiçbir zaman kapısını kapatmayacak dosttur kitap.

Her kitap yeni bir başlangıçtır, sımsıcak bir merhabadır hayata. Özgürlük, özü gürleştirmektir, Güzelliktir kitap, var olmaktır, var olmak için, kendini aramaktır. “Okuyun” diyordu Ali Şeriati; “Okuyun çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akacaktır.” Kitabın okunmadığı yerlerde, kitabın merkezde olmadığı topraklarda insanlar birbirlerinin canlarını okuyacaktır.

Kitaba dokunmalı, kitap gölgesi değmeli insana ve kitap dokunmalı hayata. Evet, kitaba sığınmalı insan, kitaba kaçmalı, kitaba dokunmalı, kitabı hayatın merkezine koymalı… Kitapla hem dem olmalı, hemhal olmalı. Hâsılı kitap hayatın merkezinde olmalı. Kitabı keşfetmeli, kitapla keşfetmeli, kitapla keşfolmalı ve kitaba sığınmalı insan…vakilli@hotmail.com