NURETTİN TOPÇU İLE “VAR OLMAK”

25 / 01 / 2018

Var olmak; insanın en kadim meselesi. Emaneti yüklenen insan varlıktan varoluşa bir yolcuğa başlamış idi. Düşün dünyası varlık, var oluş, var olmak meselesine dair birçok şey söylemiş. Biz bugün köşemizi Nurettin Topçu’nun Var Olmak kitabına ayıracağız. O yüzden bu yazıda biz susacağız, sözü uzatmadan Var Olmak kitabından aforizmalara bırakacağız.

·  Var Olmak, düşünmek ve hareket etmek demektir… Artık felsefemizin formülünü ortaya koyabiliriz: Hareket ediyorum, düşünüyorum, “Bir”liği seviyorum, o halde varım.

·  İnsan üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: hakikatin, hayrın, güzelliğin.

·  Dua, Allah'la konuşmaktır… Dua, bizde bizden öte bir haldir, insanda insanüstü bir dildir. O, en güzel ruhların dilidir. Dua, rüyaların en gerçeğidir. Hicranda kalanları kavuşturur, ruhları Allah'la tanıştırır, varlığı aslına yaklaştırır. Yeryüzü günahkârların vatanıdır günahsız olanlar dünyaya hiç gelmeyenlerdir

·  Hiç kalbi kırılmadan ölen varsa Yazık ona o hiç yaşamamış demektir.

·  Gözyaşının üç yerde lezzetine doyulmaz: Vuslatta, mağfirette, merhamette…

·  Bizde gizlenmiş bir Allah sesi var; ona kalp diyoruz…

·  Gidiniz insanlar, beni yalnız bırakıp gidiniz, belki yalnızlıkta birlikle selâmeti bulurum…

·  Hür vatandaş yetiştirmek isteyen, nesilleri sürü haline getirmekten korksun. Her sürü esir sürüsüdür. Ancak fert halinde hür olabiliyoruz.

·  Çile aşkın yoldaşıdır.

·  Aşk, ümitsiz varlığımızı sonsuzluğa doğru uçuran kanattır; sonsuzluğun ümididir.

·  İnsanlık sarhoştur, kolay kolay kendine gelemeyecek kadar sarhoş. Onu kendine getirecek hareket, temenni edelim ki, insanlığın tarihinde daima görüldüğü gibi, bir büyük belâ, büyük bir musibet olmasın...

·  Servet, hırslar, muvaffakiyetler, bu da ne? Bir çanak Çirkef için iki it hırlaşıyor. Kazanan bir şey bulmayacak.

·  Önce insan insanın sadece kurdu iken, ihtiraslar silahlanınca insan insanların başına kıyametler koparabiliyor. Ve bütün bunların sebebi, gerçeği bilmeyişimiz, selametin kendi ruh dünyamızdan doğacağını bilmeyişimiz  ”

·  Samimiyetsiz insan, samimi olmadığını bilseydi, belki kurtulurdu.

·  Her şeyi kaybetmek, gerçekten her şeyi kazanmak için bir başlangıçtır. Bırakın o her şeyi kaybetsin, sizden iğreti olarak aldığı her şeyi.

·  Merhamet, Allah'la ansızın vaki olan buluşma halidir.

·  Merhamet, bütün âleme yaygın ilahi bir cevherdir. O sevginin kaynağıdır. Sevgi ise kuvvetin, insanı gerçekten yaşatan bütün kuvvetlerin kaynağı olmuştur.

·  Hiçbir hatıra bir yaradan daha manalı değildir… İnsan hayatında en sürekli hadise ıstıraptır.

·  Gerçek zafer, gerçek saadet, sana zulmedenleri, seni affetmeyenleri bile affedebilmektir.

·  Bilen, kendi varlığından yukarılara tırmanan insandır.

·  Gözyaşlarıyla bakan, Rabb'ini her şey de aşikâr görür. Eski gördüklerin nasıl da evham ve rüya imişler! Gönül gözlerimiz bin mühürle mühürlemeden rahmet kapısını zorlayalım. Rahmet kapısı elle açılmaz; o kalp ile zorlanır.

·  Hayat ölümle ölüme karşı koyan kuvvetler arasında bir ömürlük mücadeleden başka bir şey değildir.

·  Eğer insanda aşk denizine açılacak güç bulunmazsa, aklın onu bıraktığı kıyılarda çarpan fırtına ile helâk olacaktır. Hayat dediğimiz, işte bu kıyıların fırtınasıdır.

· 
Eğer ben var olmak istediğim değilsem, istediğim, sözle değil, arzu ve tasavvurlarla da değil, fakat bütün kalbimle, bütün kuvvetlerimle, hareketlerimle istediğim değilsem, ben var değilim. Var olmak, istemek ve sevmektir.

·  Günde beş kere yaptığın ibadet, günde on kere başını döndürüp de seni sersem kürenin her tarafından çağırmıyorsa kendini buldun mu zannedersin?

·  Bir milletin fertleri, aynı vücudun organları olduklarını, aynı iradenin emrinde bulunduklarını unuttukları zaman millet yıkılır.

·  Herhalde ölüm, sonsuz dileklerle yüklü hayat kervanının ebediliğe açılan kapısıdır.

·  Kalbi olanın dili yok, dili olanın kalbi yok.

·  Gören gözler için varlığın kendisi rahmettir. Hem o her yerden gelir. Seste duyulur, bakışta barınır, kışta ve baharda canlanır. Esen yelde ve akan suda rahmet mırıldanır.

·  Ölüm, ölüm dedikleri ne büyük düğün, ne büyük sevda çağı imiş meğer! Rabbim, beni aradığım Sevgiliye kavuşturacak düğünümü şenlendir!

·  Gerçek aşkın sahipleri, ne servetin, ne şöhretin veya temaşanın, ne de ilmin ve sanatın âşığıdırlar. Gerçek âşıklar, aşkın âşıklarıdır.

·  Hazlarınla bedenin huzurunu tamamlayayım dersen ruhun yolunu tıkarsın.

·  "Tırmanacağın yer, hem senden çok uzak, hem de sendedir. Oraya gitmek için çile çekmek, yaş akıtmak da yetmiyor. Bekle ki büyük kapı kendiliğinden açılsın. Ama toprağa konan ölü gibi sabretme sakın; toprağa süzülen su gibi sabret.

·  Kendi dışımızda nereye koştuksa gurbette kaldık.

·  Alemin bana yaptığı ne kadar müthiş olursa olsun, benim bana yaptığım daha müthiştir..

·  Bütün varlıkları hayattan şikâyet ettiren tatminsizlikler; sonsuzluğa dalamayışımızdan doğuyor.

·  Dünyamızı hakikatin değil iştahlarımızın gözüyle görüyoruz.

·  Yalnız yaşamasını öğren ki Büyük Yalnıza dost olasın,

·  Bu insanlar arasında kalbim sık bir ormanda dolaşan Kelebek gibi. Ne tarafa uçsa ağaçlara çarpıyor, nasıl kurtulmalı bu darlıktan. Schopenhauer'un da dediği gibi: Belki de bu dünya mümkün dünyaların en fenasıdır. Her ağırlık çeken küre kalbi çekemiyor

·  Senin gönlün sende mi sanıyorsun? Sen seni sen mi sanırsın? Bu kan sana kuvvet olmadığı gün ne yapacaksın? Sen sade deryada bir damlasın. Selâmet istersen deryaya sığın; bütüne teslim ol...

·  Varlığın son huzmesi olan hayatı bile sırası geldiği anda " al emanetini!" diyerek sahibine neşve içinde teslim etmesini bilen, ancak yaşanmaya değer bir hayatın sahibi sayılır.