Yalnızlıkta sayıklamalar

09 / 02 / 2017

Giderek siz oluyorsa bütün bir kalabalık 

Yüzünüz yüzlerine benziyorsa, giysiniz giysilerine
Ansızın bir hastanın kendini iyi sanması gibi
Gücünüz yetse de azıcık bağırsanız
Bir yankı: durmadan yalnızsınız
Durmadan yalnızsınız. 

Edip Cansever.

Ezilir ruhu insanın bazen, sığmaz olur dünyaya. Paramparçadır yüreği, sığınacak bir liman arar. Bir inşirah arayışıdır bu. Kendinden kaçma isteği sarar insanı, ne ki kendinden kaçan insanın kendinden başka gidecek bir yeri yoktur. Kendine, kendi evine, sahip olduğu en sağlam limanına, gönlüne sığınacaktır. Kendini bulmak, kendini bilmek, kendini tanımak için yalnızlığa sığınacaktır. Yalnız kalamazsa kendini bulamayacaktır, kendine kulak kesilmesi için yalnız kalacaktır.

Elde bir yalnızlık kalacaktır, yalnız kalacaktır, yalnızlaşacaktır insan. Ve insan yalnızlık olacaktır… Kalabalıklar içinde yalnız kalacaktır. Kurtulmak için karıştıkça insanlara yalnızlığı artacaktır. Yalnızlığa talip olabilmek için kalabalıklardan uzaklaşacaktır.

Çekip gitmek ister ya insan, tanıdık bütün simalardan kaçarak, bildik bütün isimleri unutarak, hayatın telaşından uzaklaşarak çekip gitmek ister ya… Bazen kaçmak ister ya insan. Ama bir soru vardır nereye? Diye. Hayata koşanlara inat, hayattan kaçıştır bazen kurtuluş.  Kaçarak dünyadan dünyasına sığınmak ister. Dünyasını dünyadan kurtarır. Dünyaları olmaz belki ama dünyası olur…

Yürür yağmurun ıslattığı caddelerde. Cadde ıslanır, kendi ıslanır.  ‘Yaneyane’ bir yürüyüşü olur insanın... Yürüdükçe yanar, yandıkça yürür… Yaşamalıdır, yaşamak için yürümelidir, yürümek için azığını alır yanına, tek azığını, yüreğini. Alarak yanan yüreğini azık olarak yanına, yaşamaya yürür… Islatır yağmur, ıslattıkça yağmur, üşür vücudu… Yüreği ısınır… 

Sessizliğe sığınır insan, Konuşmalardan, konuşmalarından, konuşanlardan kaçarak insanın en uzun cümlesine, sessizliğine sığınır. Sukut makamındadır artık hayat. Söz yerini sukuta, uğultu sessizliğe dönüşür. Sukut hüznüdür ruhun… Ve hüzün sukuta teslim olur. Çaresizliğinde yalnızlığın, merhemi olur sukut…

Geceye sığınır ya insan, karanlıklara… Karanlıklar gizler diye mi geceye sığınır insan? Geceye gömülür bazen, bazen gömer geceyi içine, gecenin karanlığında aydınlanır. Gece ışık olur insana, yol bulur gecenin ışığından. Gecenin karanlığında göz pınarlarından dökülen birkaç damla yaşın tonlarca ağırlığıdır, insanı bütün ağırlıklarından kurtaran. Yüklerinden kurtulur insan kuş gibi hafifler. Yalnızlık ferahlatır yüreği, umut olur, huzur olur, sadra şifa olur… 

Gecenin üstüne, hüznün üstüne, yağmurun üstüne, sukutun üstüne yalnızlık sinecektir. Yalnızlık sinecektir, kentin üstüne, Hayatın yalnızlığında var olacaktır insan… Umut olacaktır yalnızlık, olmak için, varmak için, bulmak için yalnız kalacaktır insan. vakilli@hotmail.com