URFA’YA VALİ GELDİ…

Gazete İpekyol’un Yorum-Forum Yazarlarından Gazeteci Cengiz Aksan, Şanlıurfa’ya Vali olarak atanan Abdullah Erin’le ilgili yazdı. Vali Erin’in Şanlıurfa için ‘biçilmiş kaftan’ olduğunu dile getiren Aksan, Erin’in donanım ve tecrübesine gönderme yaptı. Vali Erin’in farklı bir profile sahip olduğunu belirten Aksan’ın işte o yazısı:

27 / 07 / 2017 10:22

Sanırım Urfalı olan herkes,  “Urfa’ya Paşa geldi” türküsünü keyifle dinler. Türkü ile ilgili farklı hikayelerden bahsedilse de ana konusu Urfa’ya önemli bir kişinin gelişidir. Malum, Urfa’ya yeni bir vali geldi, kendisi ile ilgili kanaat belirtmek için erken olsa da, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir diye bir deyimimiz var. Belki son cümle olarak daha uygun düşer ama Urfa tarihi, onu efsane vali olarak yazacak. 

Gazeteci bir arkadaşım kararname yayınlandığında, birlikte haber takibine gittiği arkadaşına hitaben şöyle bir twit atmıştı: “Hatırlıyor musun Samsat’taki depreme gittiğimizde böyle adamlar Urfa Valisi olmuyor diyerek imrenmiştik Adıyaman’a”

O imrenilen isim, tam da imrenildiği gibi Urfa Valisi oldu. Yeni valimiz Abdullah Erin. Başta dediğim gibi henüz erken belki kanaat belirtmek için ancak Vali Erin, kısa sürede Urfa’da dilden dile konuşulmaya başlandı. Kısa sürede farklı bir profile sahip olduğunu gösterdi. Halkın içinde olmayı seven Vali, kimi zaman kahve ziyaretleri yapıp halkın gerçek gündemine kulak veriyor, kimi zaman da makam aracını durdurup gençlerin sıkıntılarına çözüm buluyor. Kadim medeniyetin şanlı şehri Urfa, kendinden, içinden, sıra dışı bir vali ile tanıştı.

Devlet idaresindeki en kritik görevlerin başında gelir valilik. Vatandaş için Vali, devletin ete kemiğe bürünmüş halidir adeta. Merhameti, babacanlığı ve kucaklayıcılığıyla devletin sıcak yüzüdür ya da tam tersidir. Valinin aslında iki şapkası vardır. Hem devletin en üst düzey temsilcisi olarak devlet adamı şapkası, hem de hem de hükümetin atadığı en üst düzey bürokrat olarak siyasetçi şapkası. Bir vali, ne salt siyasetçi gibi davranabilir ne de salt bürokrat gibi. Başarı, bu iki şapkayı ahenk içinde taşıyabilmektir. Bir yandan devlet ciddiyetine toz kondurmadan halkla kucaklaşmak, öte yandan siyasi dengeleri gözetip kentine en azami hizmeti sunabilmektir marifet. Aslında göründüğünden çok daha zordur valilik. Bütün gözler üzerindedir. Yediden yetmişe herkes hizmet bekler. İktidarıyla muhalefetiyle bütün siyasiler yakın takibe alırlar valiyi. Hata yapma lüksü yoktur. Sıradanlık, rutin içinde boğulma ve bürokratik oligarşiye teslim olmak ise en büyük girdaptır. Halk kendinden olanı, kendi gibi olanı ve sıra dışı olanı sever. Bunu başardığınızda, ‘gök kubbede hoş bir seda’ bırakabilmişsiniz demektir.

Beni bu satırları kaleme almaya iten, Urfa’nın yeni valisi Abdullah Erin’in 15 Temmuz’un yıldönümü nedeniyle yaptığı konuşma oldu. Hem konuşmayı dinlediğimde hem de konuşma metnini okuduğumda, derin bir iman ve tarih şuuruna sahip gerçek bir entelektüelin Urfa’yı yönetecek olmasından büyük mutluluk duydum. Vali beyi, Urfa’ya ve Urfalı’ya daha yakından tanıtmak ta vazife oldu. Göreve başladığı günden bu yana Urfa’da her kesimle tanışmaya, sorun ve önerilerini dinlemeye özen gösteren Vali Erin, hafta sonları da makam kapılarını ziyaretçilerine açarak adeta 7 gün 24 saat görev yapıyor.

Vali beyin en dikkat çeken yönü, bölgenin dinamiklerine hakim; diliyle, inancıyla, yaşayışıyla halktan biri olması. 

Aslında merak eden herkesin özgeçmişi kısaca bir tahlil edip kendisini tanıması mümkün. Oldukça uzun ve başarı hikayeleri ile dolu olan özgeçmişini kısa bir özetle geçmeye çalıştım. 1969 doğumlu, Mardin Savur’un Gölbaşı köyünde doğan Erin, başarılı eğitim hayatının ardından 1992 yılında kaymakam oldu. Staj dönemini ikincilikle tamamlayıp bu başarısı nedeniyle kuraya girmeden seçtiği Burdur Tefenni ilçesinde kaymakamlık görevine başladı. Çeşitli il ve ilçelerde kaymakamlık ve Vali yardımcılığı görevlerinde bulundu. Şırnak Vali Yardımcılığı’nda Habur Gümrük Kapısı’ndan sorumlu olarak görev yaptı. Bu görevi sırasında iki yıl boyunca, ekonomik anlamda bölgenin ve aynı zamanda Mardin’in can damarı olan sınır kapısının iyileştirilmesi, geçişlerin kolaylaştırılması ve ihracatın arttırılmasına yönelik başarılı çalışmalara imza attı ki bu başarıları hala bölgede konuşulur. 4 yıllık bir Mülkiye Başmüfettişliği görevi oldu. Bürokrasideki başarısı onu Dicle Kalkınma Ajansı’nın kurucu genel sekreterliğine atanmasını sağladı. Burda da önemli başarılara imza attı ve DİKA’nın Türkiye’deki en iyi ilk 3 ajans arasında yer almasını sağladı. Ajanslarda görev yapanlar ve DİKA ile bir şekilde teması olanlar hâla Abdullah Erin’i saygı ve methiyelerle anar.

2013 yılı Şubat ayından itibaren 2 yıl boyunca İçişleri Bakan Danışmanlığı görevinde bulundu. DİKA Genel Sekreterliği ve Bakan Danışmanlığı görevleri, adeta valilik için hazırlık dönemi oldu. Haziran 2016’da atandığı Adıyaman Valiliği’nden Temmuz 2017’de Şanlıurfa Valiliği görevine atandı. 

Urfa’nın yeni valisini farklı kılan pek çok özelliği söz konusu. Urfa’da hangi mahalleye, hangi köye gitseniz ya Kürtçe konuşur ya da Arapça. Vali bey ise hem Arapça’yı hem de Kürtçe’yi mahalli olarak ta iyi derecede konuşan biri. Burada pek dışarı yansımayan bir durumu hatırlatmakta da fayda var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı’nın ilk yıllarında, bölgenin dinamiklerini bilen, hassasiyetlerine hakim isimleri bulamamaktan yakındığı, bu nedenle “Güneydoğu’ya Vali olarak atayacak isim bulamıyorum” dediği günlerden geliyoruz. Yaklaşık 40 yıldan bu yana, hem Türkiye’nin hem de bölgenin en önemli sorunlarının başında terörün geldiği bir gerçek. Bu meselenin kangrene dönüşmesinde, bölgenin hassasiyetlerini bilmeyen ve değerlerine saygı duymayan mülki idare amirleri de önemli rol oynadı. Bölge halkına tepeden bakan, salt güvenlikçi yaklaşımlarla terörü yeneceğini zanneden, sosyo ekonomik reçete geliştirmek uzak yöneticilerle Türkiye maalesef uzun yıllar kaybetti. Terör hala can yakıcı sorunların başında gelmeye devam ediyor. Şanlıurfa aynı zamanda Suriye’deki iç savaştan en çok etkilenen illerin başında geliyor.  Bütün bu faktörler göz önüne alındığında, bölgenin evladı Abdullah Erin’in, hem kişisel özellikleri, hem de mesleki başarı ve tecrübeleriyle Urfa Valiliği için ‘biçilmiş kaftan’ olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Nice farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış Peygamberler şehri, Hz İbrahim’in evi Urfa, bir şehirden çok fazlasıdır. Manevi önderleriyle tarihten günümüze ilim ve medeniyet şehri olan Urfa’ya hizmet etmek de pek az faniye nasip olmuş bir payedir. Kaynağını bilmediğim ancak yıllardır yöneticilerle ilgili aklıma kalan şu cümleyle noktalayayım. “Allah (c.c) yücelmesini murad ettiği kulunu halka hizmetkar kılar”