Bütün insanlarda bir yarış var: mal-mülk biriktirme yarışı. Zengin daha zengin birine göre fakir hissediyor kendini ve bu durumdan kurtulmak için olmadık yollara tevessül ediyor, günlerce mutsuz oluyor, acı çekiyor. Hepsinin ve her şeyin sonu bir parça beyaz kefen oysa. Kabir çukuruna bu beyaz kefen dışında götürebileceği bir şey yok insanın. Bütün mesele ölüm öncesi hayat. Ölüm sonrası hayat müphem ve meçhul çünkü. İliklerine kadar iman ettiğini söyleyenlerin bile tek meselesi ve tek çabası ölüm öncesi hayat.

Allah bir tarafta insanın içine müthiş bir dünya sevgisi ve hırsı koyuyor, diğer tarafta “bu hırsı ve sevgiyi terk et!” diyor. Bütün mukabil istifhamlara rağmen kana susamış, kan dökmeye meyyal bir varlık yaratacaksın, diğer taraftan kan dökmeyi yasaklayacaksın, kasten kan dökeni ebedi bir ateş ile tehdit edeceksin. Ne büyük paradoks! Kan dökmeye, öldürmeye, yok etmeye kodlanmış ve programlanmış bir varlıktan başka ne beklenebilir ki?

Yaşamı tanrısal bir tasarım ve sınav kabul ettiğinizde içinden çıkılmaz sorular takip ediyor birbirini. Bunun tek hal çaresi fideizm. Aksi halde büyük bir rahatlama oluyor. Güçlü zayıfı eziyor, tek gerçek ve geçerli kanun orman kanunu oluyor. Her şeyi, bilhassa toplumsal yaşamdaki her şeyi müşkil hale getiren bütün bu olup bitenin sonsuz merhamet sahibi bir tanrının eseri ve tasarımı olması. İkinci ihtimal insanı rahatlatıyor ama büyük bir saçmalık ile karşı karşıya getiriyor aynı zamanda. Binde bir bile olsa tanrının olmama ihtimali, bütün anlamını tanrı üzerine inşa eden zihinlerin titremesi için kâfi. 

Dindarlık tanrıyı zulümden tenzih etmek için yüzyıllardır çaba sarf ediyor. Ama buna rağmen yine yüzyıllardır “o halde zulmün ve kötülüğün ontik kaynağı nedir?” diye şaşkın şaşkın soruyor kendine. Bugün 12 Eylül. Zulmün vesikası. Tarih binlerce 12 Eylül’ün yaşandığı garip bir sahne. Önemli olan sahnenin içinde yaşananlar değil, sahnenin kendisi. Çünkü her şeyin müsebbibi bu sahne. Bu sahne niçin var, neden var, kim kurdu, neden kurdu?

İnsan zamanla o kadar tanrıyı öne çıkardı ki kendini yok kabul etti. "Tek gerçek varlık tanrıdır" dedi. Oysa insan vardı ve gerçekti. Hatta çok daha gerçek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.