UA-89691712-1

 

    Ramazan-ı Şerif büyük bir rahmet ve manevi kazanç ayıdır. Mümin bu ayda meşru dairede kalmak şartıyla her ne yapsa ibadettir. Gün boyu oruç ile aç susuz kalmak ibadet olduğu gibi, akşam iftar vaktinde gelen ilahi emirle yemek yemek, su içmek yine ibadettir. Kur’an okumak, dinlemek, zikir yapmak, diğer zamanlardan farklı olarak kat kat sevap kazandırır. Ancak ne acıdır ki bu rahmetten, bu manevi kazanç harmanından nasibi olmayanlar da vardır. Bir kutsi söz, az bir amel çok sevap kazandırır ancak bu mübarek aydaki günahların da daha dehşetli olduğu unutulmamalıdır.

Bu ayda hiç bir kazancı olmayanlar ya da kazanmak istemeyenler de en azından ona saygılı olmak zorundadırlar. Çünkü küçük bir saygısızlık bile büyük bir günaha sürükleyebilir. Kendini Müslüman kabul eden hiç kimsenin rahmet ayında rahmetsiz kalmasını ve acı bir akıbete duçar olmasını istemeyiz.

Ramazan orucunu tutmama konusunda Allah tarafından kendilerine ruhsat verilenler vardır. Hastalar, seferi olanlar, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar, emziren anneler ve hamile kadınlar oruç tutmayabilirler, kendilerine ilahî izin verilmiştir. Hanımların hayız ve nifas tabir edilen özel hallerinde oruç tutmaları ise yasaklanmıştır. Onlar zorunlu olarak oruç tutamazlar, sonradan temizlik dönemlerinde kaza ederler. Ancak bütün bunların dahi yeme içme ihtiyaçlarını, oruçluların görmeyeceği kapalı yerlerde karşılamaları gerekir. Oruç tutanları dikkate almadan açıktan açığa yeme-içmeleri, Ramazan-ı Şerif’e saygısızlık olarak değerlendirilmiştir. Bu satırları okuyanların çoğu ve kalabalık ailede yetişmiş olan herkes bilir ki, çocukluğumuzdan beri aile içinde hiç kimsenin açıktan oruç yediğine şahit olmadık. Anneler, ablalar, halalar gelinler herkes aynı evin içinde yaşıyordu. Bu kadınlarımız özel durumlarında oruç tutmadıkları halde, ailenin diğer hiç bir ferdi, bunların oruç yediğini görmemiştir. Bu derce edep, hayâ ve Ramazan-ı Şerif’e saygı vardı. Günümüzde ise bırakın mazeretli olanları, hiç bir mazereti olmadan oruç tutmayanları ve üstelik Allah’a meydan okurcasına açıktan açığa oruç yiyenleri görüyoruz. Zaten mazereti olanlar minnetsizce yiyip içiyor. Hiç bir mazereti olmayan edepsizler ne yazık ki artmıştır.

Şer’î bir mazereti olmaksızın oruç tutmayanlar günah işlemiş olurlar. Bunu açıktan yaparak Ramazan’a saygısızlık yapmaları ise ikinci bir günahı kazandırır. Hiç olmazsa bu ikinci günahtan kurtulmaları mümkündür. “Mazeretsiz olarak oruç tutmamak”la işledikleri günahı gizlemekle ikinci günahtan kurtulmuş olurlar.

Peygamber (ASV) günahı gizlemek gerektiğine işaret etmiştir. Ebu Hüreyre’den (RA) rivayete göre, Resulullah (ASV) şöyle buyurmuştur: «Ümmetimin hepsi affedilmiştir. Yalnız açıktan açığa günah işleyenler müstesna! Açık günahlardan biri de kulun geceleyin bir amel işlemesi, son­ra Allah onu örtbas ettiği halde sabahlamasıdır. Fakat kul: Ey filân! Ben dün şöyle şöyle yaptım, der. Hâlbuki kendisi Allah onu örtbas ettiği halde gecelemişti. İşte Rabbi örtbas ettiği halde geceler, sabahladığı vakit Allah'ın örtbas ettiğini meydana çıkarır.» (Müslim, Zühd ve Rekâik, 52, Hadis no: 7485)

Yöremizde yaşayan Hıristiyanların Ramazan-ı Şerif’e saygılı davrandıklarını, ancak bir kısım Müslümanların saygısız olduklarını gördüm. İsim vermeden bir-iki örnek vereceğim: Vaktiyle bir şehrimizde yazıhanede otobüsün hareket saatini beklerken bana çay getirildiğine şahit oldum. Müessese sahibine “Bu nedir?” diye sordum. “Yolcularımıza çay ikram ediyoruz” dedi. Ben de “Yahu siz Müslüman değil misiniz? Ramazandayız, oruçluyuz bu ne ikramıdır? Yaptığınız saygısızlıktır!” dedim. Adam özür dileyerek: “Ağabey, ilk defa siz oruçlu olduğunuzu söylüyorsunuz, şimdiye kadar reddeden olmadı!” dedi. Yine başka küçük bir şehrimizde çarşı-pazarda Ramazan’a ait hiç bir işaretin bile bulunmadığını gördüm. Lokantalar açık ve perdesiz, kahveler tıklım tıklım dolu, çaylar ve meşrubatlar dolaştırılıyor; fırınlar Ramazan değilmiş gibi açık; öğle saatinde tepsiler, lahmacunlar, ekmekler alınıp götürülüyor; işyerlerinde hatta dükkânların önünde masalar kurulmuş yemekler yeniyordu. Bu derece saygısızlığa çok şaşırdım. Islah olmaları için dua ettim.

Ramazan-ı Şerif’e saygı konusunda Şanlıurfa’nın hakkını teslim etmek lazım. Bir-iki olay dışında açıktan bir saygısızlığa şahit olmadım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.