Şanlıurfa’mızyeşil alan bakımından, ağaç sayısı bakımından belki de Türkiye’nin en fakirillerinden birisidir hatta başta gelenidir.

Bundanyıllar yıllar öncesinde, kurak yarı çöl bir iklime sahipken, son 10-15 yıldır, neredeyseyarı ılıman bir iklime sahip bir il olduk çıktık.

Sebebi mi,hepinizce malum.

Ee… Çağlarıda dağları da delip, kutsal Fırat’ı bir o kadar kutsal olan Harran ovasına,yani Âdem AS topraklarına akıttık.

İşte buılımanlık durum ondan.

Yüzlerce kilometreuzunluğundaki, kanallar ve kanaletler sayesinde, Harran’ı, Bozova’yı, Suruç’usu manyağı yaptık. Ceylanpınar’ı, Viranşehir’i, Mardin’i Kızıltepe’yi de yapmaküzere çalışıyoruz.

Öyle kibinyıllardır suya hasret olan bu toprakları doyurma adına 24 saat boyuncatarlamıza su verdik, çok geçmeden yaptığımız bu sululuktan dolayı, yüzlercedönüm araziyi çok kısa bir zaman içersinde, çoraklaştırdık elhamdullilah.

Bir zamanlarEvliya Çelebi’nin:

“Harran’danHalep’e gittim başıma bir katre güneş geçmedi” demesi de ayrıca düşündürücübir durum çünkü Çelebi’nin hangi yolu kastettiği ve hangi yoldan Halep’egittiği de ayrıca tartışmalıdır.

Belki deÇelebi bunu mecazi anlamda kullanmıştır.

Peki, ozamandan bu zamana, hiç mi ağacı sevmeyen kimseler çıkmamış?

İster kabuledelim, ister kabul etmeyelim, insanımız hakikaten ağacı sevmiyor!

Ona karşıbir muhabbet de beslemiyor.

Dahaönceleri “su”dan bahanelerle ağaç dikmediğini iddia eden vatandaşlarımız suyungelmesiyle birlikte öyle çokta dörtnala kalktıklarını söylemek mümkün değil.

Evet, sonyıllarda ilimizde bir ağaç seferberliği başlatıldı, lokal de olsa bazı yerlereağaçlar dikildi, yalnız büyük Urfa coğrafyasında ancak denizde katre misalikaldı ve kalmaya da devam ediyor.

Oysailimizde ağaçlandırma seferberliği hız kesmemeli, bilakis tam hız devametmelidir.

Suyla ilktanışan Harran bölgesi insanının ağaca bakışını çok iyi biliyorum ve bu meyandasizlere bir örnek vermek istiyorum.

Bundanyaklaşık 25 yıl önce Harran’da memurluk yaparken kaymakamlık oluruyla, öğretmenyetersizliğinden dolayı oradaki ortaokula da dışardan derslere giriyordum.Öğrencilerle okulun bahçesine ağaç dikiyorduk, öğrenciler can suyunu ise 100metre uzaktan kovalarla taşımak zorunda kalıyorlardı, daha üç beş ağaçdikilmeden, kaytarmaya başlıyorlardı. Bu işe gönülsüz olduklarını, suya gideningeri gelmediğini görünce, bir iki öğrenciye:

Niye böyledavranıyorsunuz?

 “Örtmenim biz akacidiksek’de, dikmesek’te ağaçzatan kuriyacek, niye yorulelım su getirelim…”

“Niyekuruyacak ki” dedim:

“Su yoğtırörtmenim ondan…”

İşte daha ozamanlar bölge insanımızın, çocuklarımızın ve ailelerinin ağaca bakışınıanlamış ama sebebini yine de suya bağlamıştım.

Mesele ağaçolunca geçenlerde Orman Bölge Müdürlüğünde bir mühendis arkadaş şöyle demişti:

“Ben deUrfalıyım amma Urfa’mız kadar ağaç düşmanı bir yerin olduğunu/olacağınısanmıyorum” dedi.

Niye dedim?

“Geçenlerdetünelin giriş ağzına yakın bir yerde, hazineye ait bir yer vardı, (tabiağaçlandırmaya müsait bir yerdi burası) Orman Bölge olarak ağaçlandıralım dedikköylüler bırakmadı, gelip engel oldular.

Dinlemeyipağaç diksek bile ağacı iflah etmiyorlar, davarlarını bırakıp telef ediyorlar.

Koyun güdençocuklar çobanlar, ağacı çekip sopa olarak kullanıyorlar, yani sizinanlayacağınız bize destek olma yerine, bilakis köstek oluyorlar.

Tabi buörneklerin onlarcasını vermek mümkün” dedi

Hani ağaçdikmemenizin sebebi suyun yokluğuydu?

Hani su olsaher tarafı yeşillendiririz diyordunuz?

Yoksadevletin hazinesi, sizin hazineniz mi oluyor da engel çıkartıyorsunuz?

Evinizin,bahçenizin tarlanızın içersinde gürül gürül Fırat akıyor,

Neden yerekuru bir çubuk dikmiyorsunuz,

Sonrada onunnasılda Allah’ın izniyle dirilip yeşil bir hal aldığını seyretmiyorsunuz?

Hanidininiz/ dinimiz:

“Kıyametinkoptuğunu görsen bile, elinde bir fidan varsa onu dik” diyor,

Neden dininişine gelen kısımların uyguluyor?

İşinegelmeyenlerini uygulamıyorsun hemşerim?

Bu iklim, bucoğrafya, bu şartlar, yoksa bu şehir güzellikleri hak etmiyor mu?

Bizler zatensıcak iklimin insanlarıyız.

Özellikle deTemmuz ve Ağustos aylarında, sıcaklık bu şehirde tavan yapıyor.

Hepiniz debiliyorsunuz yaşıyorsunuz.

Bucoğrafyanın en sıcak iklimine ve sıcaklık ölçümüne sahip bir memleketiz.

Bari kurda,kuşa, insana fayda olma adına, serinleme adına ağaç dikerek, etrafımızıyeşillendirelim, iklimimizi bu sayede birkaç derece serinletelim olmaz mıarkadaşlarım.

Kardeşin,kardeşe düşman olduğu bu coğrafyada, ağaca olan düşmanlığınızı tabi kianlıyorum, ama gelin bu düşmanlığı yok edelim.

Bu önyargıyıkökten yıkalım.

Öylekardeşcesine el ele verelim, bu uçsuz bucaksız Harran Ovasını ve daha birçokovamızı tekrardan yeşertelim.

Artıkacımızı ve sancımız yerine, dikili ağaçlarımız olsun.

Gelin barışve kardeşlik adına işe ağacı ve kuşu sevmekten başlayalım.

Bunlarıseversek belki insanı sevmeyi öğreniriz, birbirimizi sevmeyi öğreniriz.

Olmaz mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.