Kurra Molla Ali Bayar ve edebiyatçı Nuri Pakdil’ in vefatları ile Diyarbakır'da gerçekleşen 4'üncü Âlimler Buluşması aynı hafta içinde gerçekleşti. Yoğun ve hızlı gündem değişikliği bu önemli olayları ıskalamamıza ya da yeterince irdelemeden unutmamıza neden olabiliyor.

Birkaç gün önce yaşanan üç olayın önemli yönlerine dikkat çekmeye çalışacağım.

Bu üç olayın içinde alimler var. Onların hayatları, misyonları, faaliyetleri ve bakış açıları üzerinde odaklanmayı çalışacağım. Çünkü, gerek dünyanın; gerekse de bölgemizin ciddi bir dinginliğe ve ilmi mülahazalara ihtiyacı var. Onların sesine, nefesine olan özlemimiz giderek artıyor.

Şanlıurfa’nın önemli alimlerinden, Kurra Molla Ali Bayar 70 yaşında vefat etti.

Ali Bayar Hoca; İlk derslerini babası olan Molla Mahmut Efendi’ den aldı. Daha sonra Şanlıurfa’daki eski Gümrük Hanı Camii İmam Hatibi ve Müderrisi Molla Ahmed’den nahv; kurra Hafız Muhammed’den, Molla Abdulhamid’den, Molla Said Tekinden çeşitli ilim dallarında dersler aldı. İlim yolunda Urfa dışına da çıkan Molla Ali Bayar, Gercüş’te Seyyid Kurra Hafız Hüseyin’den mantık ve Kıraat-ı Seba dersleri aldı.

İbn-i Cezerinin Mukaddimesi, resme dair (Kuranın Yazılış şekline dair), Mevridüz-Zaman, Farsça olan Pend-i Atar ve Şatibiyye metninin tercümeleri Kurra Molla Ali Bayar’ın neşredilmiş başlıca çalışmalarıdır.

Bayar, Hafız Kasım Sezer öncülüğünde kurulan, gençlere yönelik medresede Arapça dersler de verdi…

“Gençler İslami değerlere önem versin”

Vefatından yıllar önce Gazete İpekyol’ a da bir röportaj vermişti Molla Ali. O röportajında, ilim yolundaki serüvenini, köyden başlayarak anlatmakta, uzun olduğu için buraya haber/giriş kısmındaki; gençlere yönelik söylediği kısa bir anekdotu alıyorum. Kendisiyle şahsen tanışmamış olmayı bir kayıp saydığım merhuma Allah’ tan rahmet diliyor, bu şahsiyetlerin ve değerli fikirlerinin gençlik başta olmak üzere insanımızla buluşturulması yolundaki çabaların artmasını temenni ediyorum.

“Gençler İslami değerlere önem versin”

“Hayatını gençlere adayan Kurra Ali Bayar, ırkçılıktan uzak İslami bir gençliğin yetişmesi gerektiğine değinerek, kendisinin İslami değerleri önemseyen bir gençlik yetiştirme hayali olduğunu, ancak sağlık durumunun buna elverişli olmadığını anlattı. Gençlere kendi durumlarını gözden geçirme tavsiyesinde bulunan Kurra Ali Bayar, alimlerin, hocaların ve gençlerin aşkının, sevgisinin, çabasının İslami değerleri önemseyen bir gençlik teşkilatı oluşturmaya yetebileceğini söyledi”

4’üncü Âlimler Buluşması/Önemli Çağrılar

​Başta da belirttiğim gibi alimlerin fikri dokunuşlarına, topluma önderlik etmelerine, tolumu aydınlatmalarına ihtiyacımız var. Çölde suya olan ihtiyaç gibi gerçek alimlere ve önderlere, özellikle bölgemizin ihtiyacı oldukça fazla. Kan revan durumumuz, parçalanmışlığımız, savruluşumuz, dağınıklığımız, ittihada olan ihtiyacımız gerçek alimlere olan ihtiyacımızın göstergesi adeta. Bu bağlamda bir umut ışığı ve iyi bir örneklik teşkil etmesini umarak Diyarbakır’ da gerçekleşen 4. Alimler buluşmasına kısaca değinmek istiyorum.

Bu buluşmayı önemli kılan bir özellik ise bölgesel oluşu. İçinden geçilen sürecin, halkların ve yöneticilerinin bölgesel yakınlaşmasını daha da önemli kıldığı gerçeği aşikardır. Buluşmanın sonuç kısmı şöyle: “Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Hazreti Muhammed Mustafa’ya, ehli beytine, ashabına ve onların yolunu sürdüren tüm müminlere salat ve selam olsun.

19-20 Ekim 2019 (20-21 Safer 1441) tarihinde gerçekleştirdiğimiz 4. Alimler Toplantımız Allah Azze ve Celle’nin inayetiyle başarıyla tamamlanmıştır. Değerli alimler, önemli şahsiyetler katılım sağladılar. Tebliğlerin sunulmasından ve bunlarla ilgili mülahazalardan sonra aşağıdaki maddeler üzerinde mutabık kalınmıştır: Adalet temelinde çözülmeyen sorunlar emperyalistlerin ümmet coğrafyasına yerleşmelerine zemin hazırlıyor

1- İslam ülkelerinde yaşayan halkların mevcut sorunlarının adalet temelinde çözülememesi nedeniyle sorunlar büyümekte, emperyalistlerin ümmet coğrafyasına yerleşmelerine, aramızdaki ihtilaflardan yararlanarak Müslümanların kanlarını akıtmalarına ve zenginliklerimizi talan etmelerine zemin hazırlamaktadır.

İslam ülkelerinin yöneticileri halkın maslahatını gözetsin

2-İslam ülkelerinin yöneticilerine Allah’ın emir ve nehiylerine riayet edip halklarının maslahatını gözeterek kararlarında dış güçlerin etkisinde kalmadan bağımsız davranmaları çağrısında bulunuyoruz.

Alimler topluma rehberlik etmeli

3-Alimlerin görevi Asr-ı Saadet’te olduğu gibi Allah Teala’nın emirlerine ve Resul-i Ekrem’in sünnetine tutunarak hayatın muhtelif alanlarında topluma rehberlik etmek ve sorunların çözümünde etkin bir katkı sunmaktır.

Alimler ve medreseler sorumluluk üstlenmeli

4-İslam medeniyetinin yeniden eski ihtişamlı günlerine dönmesi için alimler ve medreseler sorumluluk üstlenmeli ve bu konuda projeler üretmelidirler.

Vasat bir toplum için alimler gayret göstermeli

5-Toplumun uçlara savrulmaması ve hem inanç olarak hem amel olarak vasat çizgide kalması için alimler gayret göstermeli; fer’i meselelerdeki tartışmalarla toplumu ayrıştırmamalı bilakis toplumsal barışın tesisinde öncü olmalıdırlar.

Kadın ve aile ifsadına karşı durulmalı

6-Müslüman halkların en önemli ayırıcı vasfı aile dayanışmasıdır. Bundan dolayı ümmetin alimlerine kararlı ve azimli çalışmalarla İslam toplumunun ifsadına özellikle de kadın ve gençlerin ifsadına karşı durmaları çağrısında bulunuyoruz. Alimler, medreselerle beraber gençlerle buluşmalı, beklentilerini karşılamalı ve güçleri nispetinde sorunlarını çözmelidirler.

Medreselerde yeni bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır

7-Medreselerimizin geleneksel yapısı ihmal edilmeden ama günümüz insanının ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak topluma önderlik edecek bir nesil yetiştirmeye elverişli yeni bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Bunun için bir komisyon kurulmalıdır.

Kadınların eğitimi ertelenmemeli

8-Kadınlar, ümmetin önemli parçasını oluşturmaktadırlar. Onların eğitimi, yetiştirilmesi, değerlerinin takdir edilmesi ve Allah Teala’nın onlara verdiği konuma yerleştirilmeleri ertelenemeyecek zorunlu bir vecibedir.

Çocuklar küçük yaşta okumaya ve medreseye yönlendirilmeli

9-Çocuklar küçük yaşta okumaya ve medreseye yönlendirilmeli ve onlar için yaşlarına uygun bir eğitim modeli oluşturulmalıdır. İslami ilimlerin bitirilmesinden sonra öğrenciler ilgilerine ve kabiliyetlerine uygun ihtisas alanlarına yönlendirilmeli ve bu alanlarda uzmanlaşmaları sağlanmalıdır. Bu hedefe ulaşmaları için de onlara lazım olan araç ve imkanlar hazırlanmalıdır.

Yeni iletişim araçlarından istifade edilmeli

10-Yeni iletişim araçları, yaşadığımız çağın zaruri ihtiyaçları haline gelmiştir. Bu sebeple alimler ve medreseler ilgili araçlardan gerektiği şekilde istifade etmelidirler. Bu istifade sağlanırken zararlarından da korunulmalıdır.

İslami davete özel bir önem gösterilmeli

11-İslam’a davet görevi zorunlu dini bir vecibedir. Bu sebeple alimlerin ve medreselerin bu göreve özel bir önem göstermelidirler. Bununla beraber bu davet görevi basiret, hikmet ve güzel öğütlerle yapılmalı ve Allah Teala’nın emir buyurduğu gibi bu alandaki mücadele en güzel şekilde yapılmalıdır.

Gençlerin batıya göç etmesini önüne geçilmeli

12-İslam dünyasında yaşanan savaşların yanı sıra adaletsizlik, ekonomik yetersizlik ve mahrum edici bir haksızlık sebebiyle gençlerimiz batıya göç etmektedirler. Ülkelerimizde toplumsal barışı tesis ederek, zulmü ortadan kaldırarak ve gençlere iş imkanları oluşturarak herkesi bu göçün önüne geçmek için mücadeleye çağırıyoruz. Bu mücadele verilmeli ki gençlerimizin batı düşüncesine kaymaları engellenip fikren sapmaları önlenmiş olsun.

Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.”

(Fatih Akgül, Ramazan Casuk- Gıyasettin Tetik- İLKHA)

https://ilkha.com/guncel/4uncu-limler-bulusmasi-onemli-cagrilarla-son-buldu-106869

Yedi Güzel Adam’ın ağabeyi: Nuri Pakdil’ in vefatı

“gençlerimize ve geleceğimize hep umutla bakıyorum.”

Güzel adamları yitirince toplum, daha bir hüzünleniyor, daha bir sahipsiz kaldığını fark ediyor. Nuri Pakdil de bu anlamda iz bırakmış aydınlardan sayılabilir. Onu önemli kılan, sanat ve edebiyattan ziyade; duruşu ve tavrıdır. Esasen kendini devrimci ve mücadeleci şekilde deklare etmesi, bu tavrın en saygın kısmını teşkil eder.

Pakdil ile ilgili olarak; fikirlerinin ana gövdesi sayılabilecek kısa kesitleri dikkatlerinize sunmakla yetineceğim.“Cumhuriyet döneminde, insanımız ve tarihi birikimi arasındaki bağlantı koptu. Halkın inançları dışında, halka karşı bir edebiyat oluştu. Tüm düşün, sanat ve edebiyat mirasına yabancılaşmış, 1923’ten öncesini yok sayan bir ‘koşullandırma’ yeni kuşakların boynuna bir darağacı ipi gibi geçirilmek istendi. Edebiyat dergisi, bu koşullandırmayla uyuşturulan yeni kuşaklarla iletişim kurmak için yayımlandı. Edebiyat’ın çizgisi köktenci bir çizgiydi. Muhalifti, Edebiyat’ta yazan arkadaşlar, uygarlığımızı canlandırma gereğinin bilinci içinde yazıyorlardı. Bu çalışmalar, geriye dönüş değil; aksine çağı, geleceği uygarlık yaklaşımıyla saptama, yorumlama ve ulusumuzun konumunu belirleme eylemiydi.

Nuri Pakdil, Batılılaşmaya ve Batı taklitçiliğine karşıdır. Batı’nın edebi değerlerinin, düşünce hareketlerinin okunması, incelenmesi taraftarıyım. Nitekim ben özellikle Rus ve Fransız edebiyatının bütün büyük eserlerini hassasiyetle okumuş bir insanım. Fransızcadan çeviriler de yaptım.

İnsanı anlamaya, insanı yorumlamaya çalışan yazarlara ilgi duyuyorum. Bir yazarı, bir şairi takip edebilmem için, önce o yazarın, o şairin diline özen göstermesi gerekir. İnsanı anlamaya, yorumlamaya çalışması, ele aldığı konuları uygarlık bağlamında değerlendirmesi gerekir.

Bir yazar ya da şair çalışmalarında toplumsal sorunların hepsine yoğun biçimde eğilmelidir; tüm toplumsal olaylara ve insan ilişkilerine yoğun ilgi göstermelidir. Çağının tanığı olan sanatçı, önce savaşları körükleyen kara-siyasa haydutlarına karşı koymalı, kara-siyasayı besleyen, insanı sömüren kirli mülkiyet ile hesaplaşmalıdır. Şiir, oyun, deneme, öykü, roman, bütün türler, mutlaka yeryüzünün şimdiki veçhesini değiştirmeye yönelik olmalıdır; içerik çok ağırlıklı, çok dayanıklı, çok devrimci öğelerle donatılmalıdır.

Bugün dünyanın her tarafında, Batılı ve Batıcı iktidarların ürünü olan kan ve gözyaşı vardır. Kan ve gözyaşı, ancak İslamcı iktidarlar döneminde sona erecektir. Bu gerçekler emperyalistlerin propagandaları ile örtülmeye çalışılmaktadır. İslamcı iktidar, eşitlik ve adalet temelinde hareket eder. Allah’ın koyduğu yasaları esas alır. Yönetimdekiler mutlak güç sahibi değildir. Onları bağlayıcı ilkeler vardır. İnsanlar eşittir.

Sanatın, edebiyatın işlevi, tüm sömürülere karşı durmaktır. En genel anlamda sanata, edebiyata yakın olmakla ve sanatı, edebiyatı savunmakla ortaya koyabiliriz. İslam baştan sona güzellik demektir. Yüce Allah bir ayette, “Yaptığınız işi güzel yapın; Allah işini güzel yapanları sever.” buyurmaktadır. Ulu Önderimiz, Yüce Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v), “Allah güzeldir, güzel yapılmış olanı sever” buyurmaktadır. Yüce dinimiz, sonsuz güzelliktir, sınırsız estetiktir.

Gençlerimizden mümkün olduğunca hiç kimseyle tartışmamalarını fakat düşünmelerini ve başkalarını da düşündürmelerini istiyorum. Çünkü günümüzde insanlar o kadar yanlış şartlanmalarla parçalanmış durumdalar ki bunları yumuşaklıkla yaklaştırabiliriz birbirine. Bulaşıcı bir hastalıktır, insanın bozulması. Çabuk geçiyor, birinden ötekine bu hastalık. Nasıl geçilir bu salgının önüne? Düşünüyor muyuz? İlk şart düşünmektir. Onun için de ilk işimiz düşünmek olmalıdır. Zaten Kur’an-ı Kerim’de de “Hiç düşünmez misiniz?” ayeti yer almaktadır. Düşünen insan bu niteliği ile her şeye tanık oluyor demektir.

Öncelikle Kutsal Kitabımızı okumalıyız. Kutsal Kitabımız, insana sürekli olarak ruhunun gereksinmelerini duyurmaya çalışır, insanı iç dünyasını yorumlamaya çağırır. Bunun için, Kutsal Kitabımızı okudukça bilincimiz genişler, evrensel boyutlara ulaşır. Evrensel bir görevle yüklü olduğunu anlar insan Kutsal Kitabı her okuyuşunda.

Türkçeye çevrilmiş Batı ve Doğu klasiklerini okumalıyız. Klasik eserler çağların aşınmalarından etkilenmeksizin günümüze değin gelen, hâlâ beğenilen, çağının düşünce yönsemelerini de bir bakıma yansıtan yapıtlardır, klasiklerin okunması onun için gereklidir. Yerli düşünceyi savunan yazarları okumalıyız. Türkiye’nin üzerine çöken yüzyıllık karanlıktan kurtulması için, aydınlık bir Türkiye’nin oluşması için mutlaka okumalıyız.

Benim büyük düşüm, putun ve putçuluğun olmadığı, İslam ideolojisinin egemen olduğu, barış ve esenlik içinde bir Türkiye görmektir. Yeryüzündeki tüm Müslümanların birliğinin sağlandığını görmektir; Kudüs’ün esenliğe çıktığını görmektir. Dünya, tüm yeryüzü, eninde sonunda, İslami düşünceye doğru mutlaka evrilecektir. Başka çaresi kalmamıştır. İslam düşüncesi, hasta dünyayı iyileştirecek tek çaredir. Ben Türkiye’nin, özellikle Ortadoğu için tartışılmaz önemde bir işlevi olduğunu görüyorum ve bu bağlamda gençlerimize ve geleceğimize hep umutla bakıyorum ve önemsiyorum.” “Nuri Pakdil: Yerli Edebiyatın Varoluş Savaşıydı”, Makas dergisi, Nisan-Mayıs 2018, sayı 1. Röportaj: Ezgi Aşık

Bu üç olayda da gençlere dikkat çekilmesi, onlara güvenilmesi ve onların umut olarak görülmesi oldukça değerlidir. Yine alimler buluşmasında kadınlara, kadınların toplumun olumlu bir şekilde oluşmasına olan etkisine, eğitime ve özellikle de medrese eğitimine dikkat çekilmei, üzerinde düşünmeye değer hususlar arasında yer almaktadır.

Elbette ki bu kararlar, ülkeler, toplumlar ve yöneticiler tarafından benimsenip uygulanmayacak ancak bize bir çıkış yolu göstermesi, bu tarz mesajların ön plana çıkarılması ve gündeme getirilmesi, sorunlarımızın çözümünün nerede olduğuna işaret etmesi bakımından önem taşımaktadır Bu yüzden gençlerimizin, bugünün algı yönetimlerinden ve yanlış etkileşimlerinden kurtularak; gerçek kurtuluşa erecek göndermelere yönelik içerikler ve mesajlara açık bir ufka sahip olmaları gereğine işaret edilmesi, bu yolda toplumun her kesimine büyük görevler düştüğünün hatırlatılması oldukça isabetli olmuştur. Zira gençlik de çocuklar da her geçen gün kadim değerlerden uzaklaştırılmaya çalışılıyor.

Rabbim, kan ve gözyaşının hüküm sürdüğü coğrafyamızı alimsiz, sahipsiz ve basiretsiz komasın. Selam ve dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.