Eflatun’a göre “Toplumlar, filozofların kral, ya da kralların filozof olduğu güne kadar, rahat huzur yüzü görmeyeceklerdir.” İsmet Özel ise Eflatun’dan hareketle “Kral olamadılar diye filozoflara mı kızacağız, ya da filozof olamadılar diye krallara mı kızacağız?” diye sorar. Gerek devlet kuramlarında gerek tüm yönetim organizasyon literatüründe liderlerde bulunması gereken birçok özellik sayılmakla beraber bir ideal olarak  ‘Bilgelerin Yönetimi’ düşüncesi her zaman tartışıla gelmiştir.

Liderliklerini bilgelikleri ile birleştirenlerin tarihe yön vereceklerini ifade etmemiz sanırım yanlış olmayacaktır. İşte karşımızda böyle bir lider var; 19 Ekim 2003 yılında vefat eden, Bosna’nın bilge lideri Aliya İzzet Begoviç. Geçtiğimiz günlerde ölüm yıldönümü dolayısıyla gerek ülkesinde gerek dünyanın birçok yerinde anma toplantıları düzenlen “Aliya” ile ilgili en önemli yakıştırmanın “Bilge Kral” olduğunu bilmekteyiz. Ve yine bilmekteyiz ki; “Bilge Kral” kendisi ile ilgi bu isimlendirmedeki krallıkla hiçbir zaman barışık olmamıştır. Aliya’nın krallığı bir tarafa onu bilge kılan neydi? Aliya’yı anlamak, onu bilge kılan hususlar üzerinde düşünmek ile mümkün olabilecektir. 

O’nun hayatı hangi şart altında olursa olsun hayatın karşısına çıkarmış olduğu durumların “iddialardan vazgeçme” için meşruiyet sağlamadığının kanıtıdır. Boşnak mücahitler sürekli olarak  ‘bizde Sırpların bize uyguladığı zulümlerin aynısını onlara uygulayalım’ diyorlar. ‘Bunu yaparsak onlardan hiçbir farkımız kalmaz, onlar bizim öğretmenimiz değil’ diyebilecek bir bilgeliktir Aliya.

Düşmanının bile, “Aliya bizim düşmanımız olmasına rağmen biz onun adaletinden hiçbir zaman kuşku duymadık” cümlesi, insanların Aliya’ya niçin değer verdiğinin en belirgin göstergelerinden biridir. Adaleti, vicdanı, hikmeti reel şartlara kurban etmeyen bir yaklaşımdır Aliya.

 ‘Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar’diyen bir itidal çağrısıdır Aliya.

‘Katil olmakla kurban olmak arasında seçim yapmak gerekirse biz kurban olmayı seçeceğiz. Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna'nın özünü de zedeliyor’ diyen bir vicdandır Aliya.

Aliya’yı farklı yapan, hepimizin gözünde onu değerli kılan, insanları kendisine hayran bırakan onun hem doğuyu hem batıyı çok iyi bilen bilgi birikiminin yanında belki de düşüncelerinden daha çok şahsiyeti, ilkeleri, adil kişiliği, taşıdığı yüksek ahlak ve karakteridir.

‘İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki, sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah'ın önüne hesap verecektir.’ İfadeleri bize gösteriyor ki, güç zehirlenmesi karşısında bir uyarıdır Aliya.

‘Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına’ diyen bir medeniyet iddiasıdır Aliya.

‘Nehir üzerinde köprüleri yeni baştan inşa etmek için, ilk önce insanların kalbinde inşa etmeliyiz. Biz buna hazırız!’ diyen bir yürek adamıdır Aliya.

‘Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır’ diyen bir adalet arayıcısıdır. Aliya.

‘İnsanı Allah ile yaptığı sözleşme farklı kılıyor!’ diyen, bir Müslüman farkındalığıdır Aliya.

‘İnsan şahsiyetini alçaltan, onu eşyayla bir tutan her şey gayri insanidir’ diyen bir insanca  bakıştır Aliya.

‘Hukuk benim için sadece meslek değil inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefemdir’ diyen bir hak ve hukuk adamıdır Aliya.

‘Ruhumuza, aklımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, küllî iyiliğe katkılarımız’ sorusu ile başlı başına bir cevaptır Aliya.

Ne çok ihtiyacımız var Aliya’nın bilgeliğine. Kolay zamanlarda değil zor zamanlarda da ahlaki olanı, ilkeli olanı öne çıkaran yaklaşımı ile “Bilge Kral” olmayı hak etti. Dedik ya bilge kral lafzına karşıydı bizde onu kendi halkının Aliya için kullandıkları ve bize yabancı olmayan kelime ile analım. Ruhun şad olsun ‘babo.’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.