UA-89691712-1

Cahiliyye diye isimlendirilen İslam öncesi dönemde, insanların çoğu şirk bataklığına batmış ve uzun fetret döneminde; insanlık karanlık bir çağın çıkmazında inlemekteydi. Bununla birlikte, kendilerini bazı peygamberlere nispet eden bir kısım kavim ve aşiretler; putperest oldukları halde, Hanif dinin bazı kalıntılarıyla amel etmekle kendilerini avutup duruyorlardı. Misal olarak, Mekke müşriklerinin gece ve çıplak olarak, Kâbe’yi tavaf etmeleri… Fakat ne yazık ki, işledikleri amel ve savundukları batıl inançları; onları Tevhid inancından uzaklaştırmış ve onları nefislerinin ve şeytanın birer oyuncağı haline getirmeye yetmişti…

O gün, Müşriklerin, Allah vardır ama biz Rahman diye bir ilah tanımayız diye (Aslında Allah’ı inkâr etmenin o günkü taktiğiydi) inkâra kalkışmaları,batıl olan fikir ve düşüncelerinin bu günkü modern karşılığını; Ateizm, Deizm, Budizm vs. gibi batıl ve sapık inanç ve ideolojiler oluşturmaktadır. Yirmi birinci yüzyılın modern çağında, bu gün insanların bir kısmı; hala Allah hakkında suizan ve olumsuz şeyler düşünüyorlar ise; (ki düşünüyorlar) bu, çağlar ve zaman geçse de, cahiliyye’nin karanlık yüzünün ve ilkel düşünce tarzının sistematik bir şekilde, nöbetleşerek sadece kılıf değiştirmesi anlamına geldiğini göstermektedir…

“De ki: “Siz, Allah hakkında bizimle tartışmaya mı giriyorsunuz? Hâlbuki O, (Allah) hem bizim Rabbimizdir hem de sizin Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de sizedir. Biz O’na (c.c) karşı, halis/ihlaslı olan kimseleriz.” (Bakara/139) Evet, dün olduğu gibi bu gün, yarın ve kıyamete kadar; insanlığını kaybetmiş olan bir kısım yaratıklar, iyi niyetli insanların zihinlerini bulandırıp onları şüphelere sevk etmek için; durmadan şeytani fikir ve düşünce tarzları geliştirecekleri kesindir. Önemli olan, Tevhid inancına sahip olan Müslümanların; onların bu kirli tezgâhlarına malzeme ve ortak olmamak için ilmi olarak kendilerini donatıp, ihlasla inandıkları yolda, hiçbir kınayıcının kınamasına da aldırmadan, taviz vermeden yaşamasını başarmaktır.

Zaman geçse de, çağlar değişse de, küfrün karanlık yüzü hiçbir zaman değişmeyecek ve o küfür ki; insanlığı kendi karanlığında boğmak için, değişik isim ve yöntemlerle insanların yoluna daima çıkmıştır, çıkacaktır. “Kafirun suresinde: “Leküm diynüküm veliye-dini.” İlahi ferman gereğince; Tevhidin tekil, küfrün çoğul olarak zikredilmesi; inkâr güruhunun her dönemde kendine has değişik isimleri olsa da, temelde inkâra dayandığı için bu onu (küfrü) asla,genel kabul zeminine çıkarmayacaktır. Bazı zamanlarkesitlerinde bir kısım insanlar üzerinde etkili olmuş olsa da, Hakikate iman etmiş olanların kendi kimlik ve özlerine dönmesiyle; Allah hakkında tartışamaya girenlerin saltanatının yerle yeksan olduğu görülmüştür…

Kur’an’ı Kerim de ehl-i kitap diye isimlendirilen Yahudi ve Nasranîlerin, günümüzdeki uzantılarının, Şirk ’in moderncesini oluşturduğunu hiç kimse inkâr edemez. Çünkü Yahudiler de, Hıristiyanlar da (dinlerinin hükümleri kaldırılmasına rağmen) dinlerini param parça edip, kitaplarını bozdular ve kendilerine göre küfür ve dalalet dolu bir inanç manzumesi meydana getirdiler. Mesela, Hıristiyanların teslis inancını savunma gafletleri, Yahudilerin de Allah’a evlat isnat etmeleri, onları şirk bataklığına sürüklemiştir.

Günümüzde, Ateiz’i, Deizmi, Budizm’i, Hıristiyanlık ve Yahudiliği kale alıp üzerinde uzun uzun tartışmalara girmenin; kayda değer hiçbir tarafı kalmamıştır denilse yeridir. Çünkü söz konusu güruhların bir kısmı Allah vardırama ahiret ve yeniden diriliş yoktur, diğer birisi hiçbiri yok derken bir diğeri ise; Allah var ama bizim yeryüzündeki işimize, saltanatımıza, devlet işimize, Siyasetimize, ekonomimize, yaşam tarzımıza karışmasın diyorlar!... Bakıldığında, mantık aynı mantık ve tüm bu inkâr yollarının vardığı menzil şirktir, inkardır,haddini aşıp Allah hakkında tartışmaya cesaret etmektir. Onun için, Kalem oynatan Müslüman yazar ve mütefekkirlerin; batıl inançların gerçek yüzlerini deşifre etmenin dışında, söz konusugüruha fazladan zaman ayırıp tartışma ortamları oluşturmaları,onlara zaman kaybından ve ömür israfından başka bir şey kazandırmayacağını bilmeleri lazımdır… Günümüzde bazı Akademik ortamlarda, kariyer sahibi olan insanlardan bir kısmının; yeni bir şeymiş gibi Ateizm, Deizm, Budizm vs. inkarcı, şüpheci ve kafa karıştıran ne kadar batıl fikir akımları varsa; hepsi insanlığın yolu üzerinde kurulmuş birer tuzaktır!... Söz konusu tuzaklardan kurtulmanı yolu ise, Allah ve Ahiret günü hakkında tartışma ortamı ve zemini oluşturmaya çalışanlardan uzak durup; onları inkârlarıyla baş başa bırakmaktır… Allaha iman etmiş olan her Müslümana düşen vazife, “Tevhid inancını muhafaza etmesi ve Şehadetini bozmamak için Kur’an’a göre hareket edip yaşamasıdır… Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.