UA-89691712-1

Amerikan zorbalığı ontolojiktir. Zorbaların, zorbaca kurdukları zorba bir devlet. Haydut, çapulcu, vahşi ve sömürücü…

Amerikan zorbalığının atası batı zorbalığıdır. Adım adım zorbalığa karşı  koyabilecek tüm düşünsel ve fiziksel engelleri, enerjileri yok ederek büyük bir cüret ve küstahlıkla talana, katliama ve işgale başlıyorlar. Artık, fazladan silah, fazladan para harcama gereği de duymuyorlar. Bir üst sistem kurmuşlar, ekonomik, siyasi ve askeri anlamda bir sistem. Küresel çaplı bir sistem. Artık ben yaptım oldu, tarzının en aşağı seviyesini kullanıyorlar.

Kudüs’ü başkent olarak tanımaları da bu tarz bir olaydı. Ben yaptım oldu.

Uyguladıkları ambargolar da öyle. Kullandıkları tehditler; ekonomik olarak mahvederiz gibi…

Lafa gelince; Demokrasi, insan hakları özgürlük; oysa asıl mesele artık belli: küresel hegemonya.

Başını açma eylemi de böyle. Algı oluşturma zorbalığı. İranlı bir kadın olduğu iddia edilen bayanın, bir değneğe başörtüsü takıp sallama görüntüleri de.

Mesela Marzieh Hashemi´ ye yapılanlar. Fehmi Koru’nun 22 Ocak 2019 tarikli yazısından bazı kesitlere göz atalım:” Bir müslüman kadın gazeteci, vatandaşı olduğu ABD’de gözaltında. Sebebini ve uğradığı muameleyi hiç sormayın…

Çok uzak olmayan bir geçmişte, ülkemizin de içinde bulunduğu bölgede yapılan herhangi bir yanlışlığa işaret edildiğinde, birileri, “Ama aynısı Batı ülkelerinde de var” diye itiraz ederdi. İki benzemezi aynıymış gibi göstermeye çalışarak…

Küreselleşen dünyanın dengeleri olumsuzlukta yerleşik hal almaya başladı.

Böyle olmasaydı, Marzieh Hashemi olayı yaşanır mıydı?

Gazeteci, kadın, müslüman ve Amerikalı…

Marzieh Hashemi..

Marzieh Hashemi İran devletinin İngilizce yayın yapan Press-TV televizyon kanalında haber programlarıyla öne çıkan bir gazeteci. İsmi yanıltmasın, kendisi ABD’de New Orleans’ta doğmuş, Amerikan vatandaşı. Afrika kökenli. İran İslam devrimi (1979) sonrasında İslam dünyasına ve İslam’a duyulan ilgiden nasibini almış, o heyecanla müslüman olmuş ve Melanie (soyadı: Franklin) olan ismini Marzieh‘ye çevirmiş…

Kendisiyle yapılan bir röportajda, İran’daki değişimin kendisinin inançlarını ve durduğu yeri sorguladığı bir döneme denk geldiğini, dünyadaki eşitsizlik konusunda duyduğu rahatsızlığa ek olarak bir de inanç bunalımı geçirmekte olduğunu, gözü açılınca çözümü müslüman olmakta gördüğünü anlatmış.

O gün bugündür de müslüman.

Mahjubah dergisi, Marzieh derginin yayın yönetmeni..

Televizyonculuğu yanında ‘Mahjubah’ adlı bir kadın dergisinin de yayın yönetmeni.

Faal biri yani.

İranlı biriyle evli, İran televizyonunda çalışıyor ve İran’da yaşıyor Marzieh Hashemi.

Ailesi ve galiba çocukları ise ABD’de.

Tahmin edilebileceği gibi, o da arada sırada ABD’ye gidiyor.

Yaklaşık bir hafta önce (13 Ocak günü) hasta olan kardeşini ziyaret etmek için doğup büyüdüğü ülkeye gidiyor Marzieh. Missouri’deki Louis Lambert havalimanına vardığında gözaltına alınıyor ve oradan da başkent Washington’a götürülüyor.

Sebep?

İnanmayacaksınız, ama sebebi bilinmiyor. İlgili birimlerin mahkemeye sunduğu belgelere göre, Marzieh Hashemi, ABD’de yürütülen federal bir soruşturmada ‘tanık’ görülüyor. Kendisine herhangi bir ‘suç’ atfedilmiş değil; başkalarının soruşturulduğu bir konuda ‘tanık’ sadece…

Fakat suçlanması için istim arkadan gelecek gibi.

Reuters ajansının sorguladığı bir görevli, Marzieh‘nin program yaptığı Press-TV‘nin ABD yasaları karşısında durumunun ne olduğunun belirlenmesine çalışıldığını söylemiş…

‘Tanık’, ama o çalışma sonucuna göre ‘sanık’ da olabilir.

Dine ve dindarlara saygı vardı, o ne oldu?

Buraya kadar olanlar garip, ABD devletinin dışarıya vermeye çalıştığı izlenime hiç uymuyor, ancak yine de 11 Eylül’ün (2001) arkasından kimyası bozulmuş, ‘Yurtseverlik Yasası’ ile demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlama yoluna gitmiş, ülkeyi iki yıldır yöneten Donald Trump‘ın ‘sıkıyönetim’ ilan etmekten söz ettiği bir ülke ABD…

Çok da ters düşmüyor yapılan muamele. Hiç değilse buraya kadar…

Ancak, bir haftadır tutulduğu gözaltı sırasında Marzieh Hashemi‘ye ABD başkentinde tutulduğu mekanda reva görülen muamele anlaşılır gibi değil. Kadına zorla başını açtırmışlar. O yetmemiş, kendisine kısa kollu kıyafet giyme zorunluluğu getirmişler. O da yetmezmiş gibi, içinde mutlaka domuz eti bulunan yemekler vermeye başlamışlar. Sadece kraker yiyormuş bu yüzden Marzieh Hashemi.

Kadın o kadar gündür bu durumda tutuluyor.

Bu bilgiler İngilizce Wikipedia‘da da var.

ABD dışişleri bakanlığı her yıl dünyada din özgürlüğü alanında yaşanan yanlışlıkları raporlaştırır; belki bu yılın raporunda ABD bölümüne de yer verirler, ne dersiniz?

Acaba bir meslektaşlarına uygulanan bu muamele gazetecilik örgütlerinin dikkatini çekti mi?

Çekmiş. Bu tür olaylarda hassas Committee to Protect Journalists örgütü konuyu gündeme taşımış; ama kınama mesajının içerisine “İran da gazetecileri hapse atıyor” cümleciğini de ekleyerek…

Aynı türden cümlecikler, Cemal Kaşıkçı‘nın İstanbul’da cinayete kurban edilmesi ardından konuyu işleyen yabancı gazete haberleri ile yorumlarda da Türkiye için yerini alıyordu.

Meraklı bir gazeteci, Reporters Without Borders ile American Civil Liberties Union gibi insan hakları örgütlerinin ölü sessizliğine büründüğünü kayda geçiriyor.

CNN muhabiri Jim Acosta basın toplantısı sırasında Trump tarafından azarlandığı ve ardından Beyaz Saray akreditasyonunu iptal ettiğinde bütün örgütler ayağa kalkmıştı oysa…

Görebildiğim kadarıyla İslam dünyasından da -İran dışında- etkili bir tepki gelmedi yaşanan bu olaya.

İran şu sıralarda hedef ülke halinde ya, onunla irtibatlı her şey ve herkes her türlü muameleye layık görülüyor olmalı.

Marzieh Hashemi bir gazeteci, bu sebeple hakları var. Doğup büyüdüğü ve vatandaşı olduğu ülkede usulsüz olarak gözaltında tutulduğu gibi, bir müslüman olarak da saygısızlıklara muhatap ediliyor. Bir kadın ayrıca. Hasta bir yakınıyla ilgilenmesi de engelleniyor.

En başta dedim ya, küreselleşmiş dünyamızda yanlışlıklar da yaygınlaşıyor.”

Evet, bunların ülkesine, konsolosluğuna girilmiyor artık. Yani biz müslümanlar, biz mazlumlar giremiyoruz. İnşallah girmemiz de gerekmez. Bakmayın çok güçlü göründüğüne; batı bir anda çöküşü yaşayabilir.

Son zorbalık örneği ise Maduro ve ülkesine: ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'yu ülkenin "geçici devlet başkanı" olarak tanıdığını açıklaması, bu defactoya; Kanada, Brezilya, Paraguay, Kolombiya, Peru, Ekvador, Costa Rika, Şili, Arjantin ve hatta AB’nin destek vermesi. Ne Demokrasi ama. Ne İnsan hakları ama. Ekonomi ile sıkıştır, halkı isyan ettir ve açıktan darbe çağrısı, iç savaş çağrısı yap. Ülke mi yıkılır, yüz binlerce insan mı ölür, insanlar göç mü eder, ne önemi var ki onlar için. Yeter ki maksat Demokrasi olsun!

Bakın Libya’ya, Yemen’e, Irak’a, Suriye’ye. Bu ne Demokrasi. Hala tükürmeyelim mi bu düzene?

Bu düzen, dünya servetinin, yirmi altı kişinin elinde olduğu bir sistem, hala lanetlemeyeli mi? Hala karşılarında olmayalım mı? Hala bir nalına, bir mıhına vuralım?

Allah’a şükür ki; Maduro ve Venezuela halkına, ABD ve Küresel Emperyalizmin bu saldırıları karşısında destek olanlar da oldu. -Hayır, sol değil- Onlar bu ara, her zaman olduğu gibi, baş örtüsü,cinsel özgürlük, Kemalizm gibi konularla meşgul. Çok ta gündemimiz olmamalı. Onlardan, destekleyen varsa da saygı duyarım.

Özellikle İran ve Türkiye’nin desteği çok önemli ve değerliydi. Aynı desteğin Suriye halkını kapsaması gerekliliği/bilinci bu olayla daha bir önem ve anlam kazanıyor.

Artık gücümüz yettiğince, küresel zorbaların, dünyanın neresinde olursa olsun, zorbaca girişimlerinin karşısında olma durumunda olmamız, bizim için hayati ve ertelenemez bir duruma gelmiştir. Hele ki bölgemizdeki senaryolarına.

Sözümü, sosyal medyada ilgimi çeken ve aslında çoook daha önceleri söylememiz gereken bir motto ile sonlandırayım:

"Bazen insan, 'ne oldum' değil, 'ne olacağım' da değil, 'ne oluyor lan' demeli."/

Mehmet Güzel

Rabbim, bizlere bilinç, feraset ve amellerimizi düzetlmeyi nasip etsin.

Selam ve dua ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.