BİR YIL DEĞİL; HER YIL GÖBEKLİTEPE YILI!  

Göbeklitepe Bilinci, Dünya Kupası, Konaklama ve Hijyen  Göbeklitepe bizim Dünya kupamız aslında. Bunun bilincinde miyiz acaba? Urfa, sadece tarım şehri değil; aynı zamanda turizm şehri ve aslında Göbeklitepe ile birlikte Urfa, artık turizm şehri ve turizm şehri olmanın ciddi sorumlulukları var.  Küresel bir krizin yaşandığı zor süreçlerden geçiyoruz. Küresel etkilerden korunmak, yerel enerjilerin ve potansiyellerin farkında olmak ve bu bilinçle makro politikalar eşliğinde hareket etmenin ne anlama geldiğini ve bunun avantajlarını acaba fark etmiş miyiz?  Hele ki turistik/tarihi bir mirasa ve değerlere sahip iseniz; bu, tüm yaşamın etkilenmesi, birçok alanda ona göre bir düzenin inşasını da neredeyse gerekli kılıyor.  Urfa, potansiyel anlamda dünyanın en önemli merkezlerinden biri. Hala da yeni bulgular, devam eden kazılar bu zenginlik denizine işaret ediyor. Tek başına bir Göbeklitepe’nin ne demek olduğunu dahi henüz bilmiyoruz yani bu bilincimiz ve heyecanımız henüz yok. Bu yönde yerel ve kamusal hareketlerin ve çabaların yetersizliğinden de bunu anlamaktayız. Buradaki eksiklik, sadece halk, yerel yöneticiler veya merkezi yönetimden herhangi birine ait değil; genel olarak hepsini kapsayan bir düzensizlik, koordinasyonsuzluk ve plansızlık mevcut. Hiçbir şey yapılmadı denemez tabii ama yapılanlar ne yazık ki çok plansız ve yetersiz.   *   Pandemi ile seyrekleşen ziyaretler yeniden arttı ve bu artış devam edecek. Ama biz, yıllardır konuşulduğu ve geleceği belli olan bir durum hakkında yeterince hazır olamadık. Yerden baharat toplamak, otel yetersizliği, konaklama ve diğer kalemlerde keyfi yüksek fiyatlarla gündeme gelmek üzücü oldu. Hijyen eksikliği, fırsatçılık, ulaşımla ilgili halledilmemiş sıkıntılar, bayan, erkek büyük grupların karşılanabileceği, konuk edilebileceği yeterlilikte yerel misafirhaneler ve daha bir sürü temel gereksinimlerle ilgili olarak sınıfta kaldık, bu nimetin kıymetini yeterince takdir edemedik.   Ciddi bir denetimsizlik ve başıboş bir durum var. Otel yetersiz olunca fiyatların katlanması ne demek? Otel fiyatları, yemek fiyatları hangi kurala göre belirleniyor, denetleme yetkisi kimde, hangi kurumlarda, bunların eleman sıkıntısı mı var?  Hijyen ve fiyatlar gibi temel konular başta olmak üzere ciddi denetim ve tavizsizlik şart.  *   Birkaç yıl önce de bu konulara değinilmiş, çok konuşulmuştu. Onlardan bazıları:  Türkiye'de kazı yapılan noktalar, Şanlıurfa, daha Ağustos ayında yani yıl bitmeden, 2018 yılında hedeflediği 1 milyon turist sayısını geçerek tarihi bir rekora imza atışı, Şanlıurfa’ya önümüzdeki yıllarda daha yoğun turist akımı gerçekleşeceğine dair ön görü ve bu konuda yapılan uyarılar, Göbeklitepe’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesine alınması, 2019 yılının “Göbekliyepe Yılı” olması durumu, inanç turizmi, müzik, mutfak gibi unsurlarla işi götüremeyeceğimize; konaklamadan, ulaşıma; lisan ve bilgi sahibi rehberlerden, hijyene; kamu spotlarından, hediyelik sektöre; sivil ve kamu kurumlarının işbirliğinden; medyaya; yöneticilerden, akademisyenlere uzanan boyutlarıyla konuyu ele almanın gerekliliğine ve daha benzer birçok hususa değinmiştik.  Yine 1000 ve daha fazla insanın, büyük gruplar halinde yapılan ziyaretlerin hakkını verebilecek altyapı ve tesislerin gerekliliğine, bunun, tamamen özel sektöre bırakılamayacağına; yerel yönetimlerin, barınma ve ulaşım başta olmak üzere altyapıya ağırlık vermeleri gerektiğine,  Turizmin, Urfa için, siyaset üstü bir öneme sahip olduğu unutulmaması gerektiğine değinmiştik.  Urfa merkezdeki insanların ve özellikle öğrencilerimizin, Göbeklitepe hakkında, orayı ziyaret ederek bilgilendirilmeleri önemine, dünyanın ilgisini buraya çekmenin önemine uygun planlara, tur organizasyonları, tanıtım ve diğer hususlarda, ildeki yerel kurumların yalnız bırakılmaması gerektiğine,  Turizmde, Urfa’yı ve Göbeklitepe’yi merkeze alarak; Urfa ve çevresi, Harran, Siverek, Halfeti başta olmak üzere, Diyarbakır, Mardin gibi illeri de kapsayan bölgesel tanıtım ve turlarla ilgili de konseptler düşünülmesi gerektiğine, Bu bağlamda; Siverek'te bulunan ve Asur dönemine ait 3 bin yıllık tapınak, Takoran Vadisi, Siverek Kalesi gibi daha birçok tarihi unsuru da kapsayan projeleri hayata geçirmenin faydalı olacağına, tüm bunları yapabilmemiz için, turizmle ilgili bilincimizi geliştirmemiz, planlı ve şeffaf bir işbirliği içerisinde olmamız, makro politikalara yönelmemiz gerektiğine vurgu yapmıştık. https://www.gazeteipekyol.com/makale/9296559/isa-dervisoglu/gobeklitepe-yili  Altyapı ve trafiği kilitleyen bir kambur olan Tugayın şehir merkezinden mutlaka taşınması gerektiği ve bunun geciktirilmemesi gerektiğine işaret etmiştik: “Bu günlerde 20. Zırhlı Tugay’ın taşınarak, yerinin millet bahçesi olarak değerlendirilmesi konusu gündeme taşınmıştır. Yine hatırlatayım; kesinlikle Tugay taşınmalı ve kesinlikle Tugay alanı, bazı yol ve genişletme gibi durumlar hariç- millet bahçesi yapılsa bile- tamamen yeşillendirilmelidir. (Ne yazık ki her türlü hazırlık yapılıp yer tahsis edildiği halde bu gerçekleşmedi ve şimdilerde, tüm şehrin ve yetkililerin sessizliği eşliğinde beton blokların yükseldiğine şahit oluyoruz.) Karakoyun Deresi’nin ıslahı ile ilgili çalışmalar da uzadıkça uzadı. Güzel bir şekilde dizayn edilerek baraj suyunun içerisinden geçirmesine yönelik çalışmalar, mümkünse gündeme alınmalıdır. Karakoyun Deresi’nin kanalizasyona ile olan ilişkisi de tamamen kesilmelidir. www.gazeteipekyol.com/makale/9283581/isa-dervisoglu/daha-guzel-urfa   *  https://www.gazeteipekyol.com/ haber/10354709/dunya-kupasinda-gobeklitepe-sergilenecek  Tanıtımlar bundan sonra da artarak yapılacak, Unesco Dünya Mirasına girmek büyük bir olay. Bu aşıldı. Şimdi de yukarıdaki linkteki habere göre, Dünya Kupası gibi dünyanın gözüne kulağına hitap edilen bir zeminde tanıtım yapılacak ve tüm bunlar; Urfa’ ya insan selini, turist akınını, belki de katlayarak artıracaktır.   *   Öyle İse Ne Yapmalı?  İşte bu liste uzun ve aslında burada iki soru olmalı. Ne ve nasıl?  Üniversiteden belediyelere, STK’lardan esnafa, turizm öğrencilerinden konaklama elemanlarına, taksi şoförlerinden şehir içi ulaşım elemanlarına toplumun tüm kurum ve kesimlerinin yapacağı işler ve kazanacağı donanımlar, geliştireceği davranışlar var elbette. Hepimiz eksiklerimizi tamamlamalıyız. Gelen misafirlerin nasıl karşılanacağı, nezaket, bilgi, donanım, bir miktar yabancı dil, hijyen gibi temel unsurlar önemli.    Resmi ve özellikle güvenlik ve yönlendirmeye yönelik tabela ve haritalar uygun yerlerde olmalı. Yine turizm alanında eğitim görmüş, turistlere her türlü yardımı yapabilecek, bir şikayet durumunda kolayca ulaşılabilecek yerel ekipler/birimler olmalı.  Gerekli ve yeterli denetimler hem fiyat ve hijyen hem de kalite ve sağlıkla ilgili olmalı ve cezai yaptırımlar ihmal edilmemelidir. Elbette öncelikle bir bilinçlenme seferberliği başlatılmalı ve bu konuda da eğitim, STK’ lar, yerel yönetimler ile medya önemli roller üstlenme durumunda olmalı.   *    Uzadı, biliyorum ama eğitim konusuna da değinmeden olmaz. Mesela Antep'in hijyenle ilgili gündeme geldiğine hiç rastlamadım; bilmiyorum yani en azından ben rastlamadım.  Hijyenle ilgili bir eğitimi, bilinci, hassasiyeti, olmayan birinin denetleme ile düzeleceği söylenemez elbette. Ama bu, denetlemeyi önemsiz kılmaz ve eğitimin önemini ortaya koyar. Neticede misafir/turist karşılamak, onu memnun göndermek bir eğitim meselesi. Bir şehrin, eğer ki turizm şehri ise altyapı sorunu olmaması gerekir. Başta trafik/ulaşım olmak üzere. Bu bağlamda birkaç soruyu gündeme getirmek isterim. Neden bir yağmur yağdığında elektriklerin kesildiği, trafiğin durduğu ve ciddi altyapı sorularının olduğu haldeyiz, Neden turizmde şehir trafiğinin çok önemli olduğu bilindiği halde Tugay'ın, şehrin göbeğinden taşınması gibi çok ciddi, acil ve gerekli olan bir konuyu unutmuşuz ve hiç gündeme getirmiyoruz, Neden hızlı trenin son ihalesinde, en azından Urfa'ya kadar olan kısmı da içermesi mümkün iken; bu konuda kör ve sağır olduk ve hatta bazılarımız medyayı da kullanarak ve manipülasyon yaparak buna karşı durdu, buna engel oldu ve lafa gelince konuşanlar, yerel yetkililer ve siyasetçilerin çoğu da dahil, hiç kimseden bir açıklama, hiçbir STK' dan bir ses duyulmadı?  *  Niye peygamberler şehrine layık olarak bunu bir türlü gerçekleştiremiyoruz,  niye bir özel üniversitemiz bile yok, niye sadece turistler değil; öğrenciler de barınma, ulaşım ve diğer sıkıntılardan muzdarip, niye hep liyakatsızlık, fırsatçılık, hijyen ve benzeri olumsuzluklarla gündeme geliyoruz, niye üzerimizdeki bu; 'elindeki değerlerin hakkını veremeyen bir şehir' yaftasından bir türlü kurtulamıyoruz?  *  Aslıda biraz da dert yanmadır bu yazılanlar. Söylenecek çok şey var ve daha önce de zaman zaman dile getirildi, getirilmekte. Sonuç olarak;  Peygamberler şehri olması, Balıklıgöl ve Dergah çevresinin bile yeterli bir potansiyel olduğu ama Harran, Eyyüpnebi, Takoran Vadisi, Halfeti, Siverek Kalesi, Birecik Kalesi, Göbeklitepe, Karahantepe, muhtemelen diğer arkadaşları ve daha sayamayacağımız bir potansiyelin, bizde yeterince bir heyecan, bir bilinç ve yapılması gerekenleri yapmaya yönlendirme gibi bir hareketlilik oluşturmadığı ortadadır.  Şunu bilelim ki; sahip olduğumuz bu potansiyelin değerini bilmenin henüz neye tekabül ettiğinin farkında değiliz. Zira bunun, turistin, Urfa’ dan pişman olarak değil; memnun olarak ayrılması ile mümkün olduğu unutulmamalı ki, turist, artık her yıl gelecek ve gittikçe sayıları artacak. Elimizdekilerin değerini bilelim, naçizane önerim: Önce bilinç. Ve kendimce bu bilinci bir sloganla ifade edip bitirelim: “Bir Yıl Değil; Her Yıl Göbeklitepe Yılı!”