15 TEMMUZ DARBESİ, BİR TİYATRO MU?

  Üzerinden 6 yıl geçti. O, gece çoğumuz bir hayal gibi gördük. Ancak, zaman geçtikçe bir tiyatro olmadığını anladık. Boğaziçi köprüsü askerler tarafından, kapatılınca, işin aslı ortaya çıktı. Evet, gün  geçtikçe, 15 Temmuzun nasıl bir darbe olduğunu anlmaya başladık. Ankara semalarında, halkın üzerine atılan bombalar ile birçok kişi şehit oldu. Bu darbe ABD 'de planlandı. Ülkemiz de de pratiğe geçildi. FETÖ hala ABD' de malikanesin de. Onun emri ile, harekete geçen hainler! birçok yerde kan kusturdular halkımıza. Bunun en canlı örneği, Ankara da ki Külliye önündeki bomba izleri. Hala kapatılmamış çukur. Hala yanında parçalanmış araba. Ve bu şekilde şehit edilen kişiler için yapılan şehitlik anıtı. Tek tek isimleri, yazılan yiğitlerin isimleri. 15 Temmuz günü, tevafuk olarak denk geldiğimiz bir anı. Şehit resmine sarılıp, dakikalarca hüngür hüngür ağlayan bir anne. "Neden beni de yanına alıp götürmedin. Ben sensiz ne yaparım. Sen, olmadan ben bir ölüyüm. Ali, haydi, kalkta bir sana sarılayım" ... Gibi ağlama senfonisi. Ora da bulunan, bir çok insan gibi biz de, ağlama senfonisine katıldık. Evet, hala tiyatro diyenlere yazıklar olsun. ŞİMDİ, bu sözü rahat söyleyebiliyorlarsa birileri, bu şehitlerin sayesindedir. Şehitlerin kemikleri sızlıyor. Yakınlarının canını yakıyor. Bu ve benzeri söylemler. O halde, 15 Temmuz darbesinin, bir tiyatro olmadığını görmek isteyenler, bir Ankara' ya uğrasınlar. Şehitler abidesini ve bomba izlerini gösteren çukurları bir görsünler. Bu vesile ile, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Kalın selametle...