NASIL GİDİYOR/SUN?

  “În revâ v’ân nâ-revâ dânî velîk To revâ yâ nâ-revâyî bîn to nîk”   Bu, yerinde, doğru; şu, yerinde değil, eğri... Bunu biliyorsun; ama sen kendin doğru musun, eğri misin? Bir de kendine bak! Mevlânâ   İnsan nereye giderse gitsin,  kendisi ile birlikte, taşıdıkları ile duyguları ile yaklaşımı ile birlikte gider. İyilik de kötülük de; güzellik de çirkinlik de insanın yanında taşıdığıdır. Neyi taşıyorsanız onunla karşılaşırsınız, güzellikle karşılaşmak istiyorsanız güzelliği, iyilikle buluşmak istiyorsanız iyiliği azık kılmak durumundasınız. Yaklaşımımız, bakışımız, görüşümüz hâsılı nazarımız bağlamında bir manzaradır karşılaşacağımız.  Onun için nasıl gidiyor sorusu, esasen “nasıl gidiyorum” sorusuna vereceğimiz cevabın doğrultusunda sahih bir yanıta ulaşacaktır. Ben nasıl gidiyorsam, nasıl bakıyorsam nasıl görüyorsam nasıl duyuyorsam nasıl bir yürüyüş üzerine isem; yaşamın beni karşılaştıracağı hal görüşüm, duruşum, yürüyüşüm doğrultusunda olacaktır.   Bakışımız görüşümüzü, görüşümüz duruşumuzu, duruşumuz halimizi ortaya koyar... Nereden ve nasıl bakıyorsak ya da nokta-i nazarımız neyse ona uygun bir manzaraya ulaşıyoruz... Bu böyledir; bakış açısını düzeltmeyenlerin bakış acısı çekmeleri bitmeyecektir. İyilikle, güzellikle, doğrulukla bakan kişi; iyi, güzel ve doğru ile karşılaşacaktır. Yürüyüşümüzü, yaklaşımımızı güzelliğe ayarlamak gerekecek.  B/aşk/a bir dünya için yolumuzu ve yönümüzü aşka çevirmemiz gerekecek. Yok, b/aşk/a bir yol..   Unutma azizim! Baktın mı aşkla bakacaksın. Aşkla bakmazsan başkalaşman muhakkak olacak bunu bil. Bakış açını aşka ayarlamazsan, Bakış acısı çekeceksin unutma. Aşkla yaşayacaksın, aşkla olacaksın, Aşkla dolacaksın, aşk olacaksın... Evet azizim! Bırak dışarılarda oyalanmayı kendine bak. Kimsenin yanlışı seni temize çıkarmaz. Kimsenin ayıbı senin ayıbını örtmez. Kimsenin sorumsuzluğu senin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Unutma! Sen, önce, her şeyden önce kendinden sorumlusun. Ve iyi bil ki, başkasının hastalığı sana şifa olmaz.   Sonra bir ayet gelir ve modernizmin hasta ruhlarına seslenir. ''Ey imana ermiş olanlar! Siz yalnız kendinizden, kendi üzerinizdeki yükümlülüklerinizden sorumlusunuz.  Siz doğru yolda iseniz sapkınlığa düşenler size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah´a olacaktır. İşte o zaman Allah, size hayatta yapmış olduğunuz her şeyi haber verecektir. (Maide 105) “Sen kimsin?" "Nereye gidiyorsun?" Hayatı sorgulayan insanın dönüp dolaşıp ulaşacağı yer,  insanın kendisine geri dönmesi, yani kendi yürüyüşünü, kendi yolunu, kendi yönünü ezcümle kendini bilmesidir.   "Ey Yolcu! Allah katında benim yerim ve kıymetim nedir diye zaman zaman kendini sorgula; bırak dışarıya bakmayı kendine bak, kendine yönel. Ne yapıyorsun, nerede duruyorsun, neye hizmet ediyorsun, ne istiyorsun? Unutma! Senin O’ndan istediğin şeylerin en hayırlısı O’nun senden istediğidir..." (Sözü Yola Koymak; Hikem-i Atâiyye'den İlhamla)   Dedik ya nasıl gidiyor sorusu ben nasıl gidiyorum sorusu ile ilgili. Her şeyden ve herkesten önce kendimizle ilgilidir. Onun için kendine bak dışarılarda oyalanmayı bırak diyoruz.  Dışarı ile ve başkaları ile uğraşmadan dönüp kendimize, kendi yürüyüşümüze bakmak durumundayız. Nasıl görüyorsanız öyle görünürsünüz, nasıl bakarsanız öyle bakılır, nasıl duyarsanız öyle duyulur, nasıl yaklaşırsanız öyle yaklaşılırsınız. İyisi mi sözü daha fazla uzatmadan yazımızın başlığından hareketle; Nasıl gidiyor, sorusunu; her birimiz aynayı dışarılardan kendimize çevirerek daha doğru bir soru haline getirelim ve her birimiz kendi yaklaşımımıza göre cevap verelim: Nasıl gidiyorum?