HÂL-İ PÜR MELALİMİZ

  İslâm âleminin son yüz yılı; batılılaşmanın, ilahi mesajdan inhiraf etmenin, modernizm adı altında fıtrata yabancılaşmanın, iki arada bir derede kalmanın, Çıplaklık kültürü veya kültürel Çıplaklığa teslim olunmanın tavan yaptığı, beşeri ideolojilerin bolca mürit topladıkları, politik parti ve pürtilerle Ümmet şuurunun kaybolup onun yerine, Milliyetçilik ve ulusçuluk zihniyetinin adeta illete dönüştüğü; maddeten mesafe katetmesine rağmen manen hasta yatağında can çekişmekte olan insan misali, modern sihirli hurafelerin girdabında boğulduğunun yüz yılı olmuştur adeta!...  Demokratik ve Laiklik yöntemlerle, ülke yönetimlerini devralan kadroların; Allah'ın Şeriâtı yerine, batıdan ithal ettikleri kanunları, yönettikleri toplumların yaşamlarının her alanına dayattıkları inkârı mümkün olmayan bir gerçektir...  Genelde tüm İslâm âleminde, özelde ülkemizde son yüz yıldan bu yana; İslâm hukuku başta olmak üzere, İslâmın tüm emirlerinin hayatın/yaşamın dışına itilmekle, insanlar tektipçiliğe mecbur ve mâhkum edilmişlerdir! Öyle ki, nesilden nesile devredilen bu apansız hastalık; dünün şeriatçısını, bugünün Demokratı, Liberali ve Milliyetçisi haline getirmiştir.  Şimdi, yaşadığımız toplumun özellikle; son yirmi senesine baktığınızda, modern deyimle muhafazakâr kadroların iş başında olduklarını görüyor ve biliyoruz. Evet, sağlıktan eğitime, ulaşımdan iletişime, sanayiden ve üretime varıncaya kadar parasal olarak birçok yatırımın yapıldığı inkâr edilmemekle birlikte, amma; en büyük yatırımın insana yapılması lazımken, ne yazık ki bunun yapıldığını söylemek bayağı güçtür? Terör hadiselerini geçtik. Onların olması, haktan sapan dünyanın imtihanı. Peki, bunca üniversite, okul, eğitim ve öğretim kurumlarına ve alınan bunca çaba ve tedbirlere rağmen; neden günden güne, hala madde bağımlısı gençlerin/insanların sayısında azalma olacağı yerde durmadan artmaktadır? Tuvaletlerin pisliği içinde eroninden, bonzaiden, esrardan ve baliden ölen gençlerin sorumlusu kim veya kimlerdir? Allah'ın yasalarının yasaklandığı, Avrupa-i kanunların insanlara zoraki dayatıldığı bir toplumun gençlerinin manevi geleceklerinden ve istikballerinden nasıl söz edilebilir ki?  Bu gün İslâm âleminin hemen her tarafından, yüzlerce belki binlerce; umumhanenin, var olması bir felaket değil midir?Beşeri yasalarla müsaade veriyor diye, hiçbir haramın helal olamayacağı neden unutulmuştur? İslâm âleminin her köşesinde, çocukların ve güçsüz insanların kabuslarla yatıp kalktıkları, ama bir avuç azınlığın saltanat sürdükleri bir dünya da; kalkıp da haktan ve  hukuktan, insan haklarından nasıl bahsedilebilir? Özellikle islâm beldelerinin her köşesinde, belirli aralıklarla, şehir tiyatrolarında, spor salonlarında, şarkıcı ve türkücüleri milletten alınan vergi paralarıyla davet etmenin adı; insanları uyuşturmak ve morfinleştirmekten başka bir şey değildir!  Şarkı ve Türkü, bireysel bazda belki bir kesim insanı motive etse de; toplumsal olarak karın da doyurmaz, zeka da geliştirmez beyin de çalıştırmaz... Bu coğrafya da yaşayan insanların kahır ekseriyeti Müslümandır Müslüman, beyler!... Her Müslümanın Müslümanca yaşama hakkı vardır. Misal olarak, bir Müslümanın, Avrupa kanunlarına göre evlenme mecburiyeti yokken, bu dayatmacılığın nedeni nedir ve kimleri memnun etmek içindir peki?. Peki, bu icraatları yasalarla kanunlarla, insanlara dayatanların; kraldan daha çok kralcı olduklarını göstermiyor da nedir?. Ne demek, kraldan daha çok kralcı olmak?  Dün, islamcı kesim diye adlandırılan cenahın çoğu bu günün; demokratı, liberalı ve modernisti oldukları duruma geldikleri demektir. Bu, Allah'a ve ahiret gününe iman ettiğini iddia eden herkes için; büyük bir tehlike ve korkunç bir fitne demektir... Efendim, fitne ne demektir? Şu ilâhi buyruğa kulak vermek demektir: Kendilerine: ‘Yeryüzünde Fesat Çıkarmayın!’ Denildiği Zaman, ‘Biz Ancak Islah Edicileriz.’ Derler. İyi Bilin ki Asıl Ortalığı İfsat Edenler Kendileridir. Lâkin Anlamazlar.” (Bakara: 11-12)  “Onlara: ‘(Mümin) İnsanların İnandığı Gibi Siz de İnanın!’ Denilince de, ‘Beyinsizlerin İnandığı Gibi mi İnanalım?’ Derler. İyi Bilin ki Asıl Beyinsizler Kendileridir, Fakat Bunu Bilmezler.” (Bakara: 13) Şimdi gelinen noktada, hemen tüm İslâm dünyasında yönetim düzlenmine bakıldığında; baştakilerin çoğunun dert ve gayretleri; Allah'ı razı etmek yerine, Tağuti sistemlerin alanlarını genişletmek ve savunucu zümreyi memnun etmeye çalışmaktan başka bir şey değildir. Dikkat buyurun: "Zina bir fitne değil midir? kumar bir fitne değil midir? faizli sistem ekonomisi bir fitne değil midir? putçuluk bir fitne değilmidir? sihir bir fitne değil midir? insanların şehevi duygularına hitap eden; gerek görsel ve gerkese yazılı her şey bir fitne değil midir? En büyük fitne de, Allah'ın arzında; Allah’a rağmen, ilahi hükümleri rafa kaldırıp onların yerine beşeri kanunları savunmak ve yürürlüğe koymaktır!...  Kısaca, bugün İslâm dünyasında biz Ümmetin, hâl-i pür melalinin fotoğrafı bundan ibarettir! Rabbim sonumuzu hayreylesin... 21 Kasım 2022.