ANNEM…

Annemi anlatmaya cümleler, kelimeler yeter mi bilmiyorum. Annem ancak şunu söyleyebilirim ki, Cennetin neden ayakları altına serildiğini annemin son dönemlerinde biraz daha anladım.  Hayatının son yirmi yılını ender kişide var olan “Trigeminal Nevralji” hastalığı ile geçirdi.  Bu hastalık, beyinden gelip yüzde şakak kısmından çıkan üç dal sinirin birbirine değmesi sonucu insanın yüzünde şimşek çakmış, yıldırım düşmüş derecesinde şiddetli ağrılara sebep olan bir durumu oluşturan bir hastalıktır.  Doktorlar, tek çarenin ameliyat olduğunu söylediklerinde tereddüt etmeden kabul etmişti.  “Yeter ki bu dayanılmaz ağrılardan kurtulayım” demişti.   Oysa hayatının büyük bir bölümünü hastalıklarla geçiren annem ağrı ve acılara son derece dayanıklıydı.  Ameliyat için girişimde bulunduk ancak bu kez de kardiyoloji yüksek risk olduğu gerekçesiyle ameliyat izni vermedi. Trigeminal nevralji ağrılarıyla yirmi küsur yıl yaşadı. Bir seferinde onun hastalığını takip eden ve sık sık çare için başvurduğumuz Nöroloji profesörlerinden biri bize “Teyze çok dayanıklıdır, bu hastalıktan muzdarip olan üç hastam balkondan kendini atarak intihar etti.” demişti. O zaman annemin yaşadığı acıların ne kadar fazla olduğunu ve annemin ne kadar yiğit bir kadın olduğunu biraz daha iyi anlamıştım. Dayanılmaz ağrı atakları geldiğinde gözlerinden sicim gibi boşalan yaşları dahi silmesi bile yeni bir sancı atağına sebep oluyordu. Yüzünü yıkaması atakları tetiklediğinden doktor yüzüne su değmemesi gerektiğini söylediğinde o ağrıların artmasını değil, nasıl abdest alacağının telaşına düşmüştü.  Bütün çabalarımıza rağmen abdest almaktan vaz geçmemiş, “ben ibadetimi yapmak zorundayım” dedi ve son ana kadar da hiçbir zaman ibadetinden geri kalmadı.  Annem, Çektiği o kadar acılara rağmen yine de bizi düşünür, her seferinde sorduğumuz “nasılsın” sorusuna “iyiyim kurban, siz iyi olun bana yeter “cevabını verirdi. Annem, bu kadar sıkıntılı nevralji hastalığı ile boğuşurken bu kez de beyni damarlarına pıhtı atması sonucu hayatının son bir ayını bilinci kapalı bir durumda ve yoğun bakım ünitesinde geçirdi. Yoğun bakımda iken birkaç kez onu görmeme müsaade ettiler. Melek gibi uyuyordu. Anneme dokunmama müsaade etmediler. Ben de ayaklarını öpmek istediğimi söyledim. Bana refakat eden hemşire sağ olsun anlayış gösterdi ve buna müsaade etti. Ayaklarını birkaç kez öptüm… Annem, acı, çile, ibadetlerle ve salih amellerle dolu hayatını tamamlayarak Rabb-ı Rahimine kavuştu. Ruhuna binler Fatihalar.  Allah kendisine rahmet etsin. Nur içinde yatsın, makamı cennet olsun. Annem memleketimizden çok uzakta, İzmir’de vefat etti. Sağlığında kardeşlerime de ban da birkaç kez söylediği “Köyünde defnedilme” isteğini yerine getirdik. Annemin aramızdan ayrılışının acısının tarifi imkânsızdır. Bu acılı günlerimizde yanımızda olan, cenazenin naklinde, defin ve taziye işlemlerinde emek ve gayretleri bulunan, uzaktan yakından taziyemize bizzat gelen, telefonla, mesajla veya sosyal medya aracılığıyla acımızı paylaşarak taziyetlerini bildiren yahut vefat haberini duyunca anneme dua eden bütün dost ve akrabalara sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Anneme ve bu vesileyle ahirete intikal eden bütün ehl-i imana Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.