SEHVEN

  —Sığınılacak sakil bir liman —Kullanıldığı anda, her hatayı örten beyaz bir örtü —Hatayı kabul edip “yanlış yaptık” diyebilme erdeminden uzaklaşma aracı —Tutulacak yanı olmadığı halde kibir gösterisi —Kullanıcısından başka inananı olmayan bir sebep —Özür dileme gereksinimini ortadan kaldırdığı düşünülen yoz bir ifade —Çevremizde aklı başında kimse yok demenin kılıfı —Liyakatin uğramadığı mercilerin kalkanı —Hatasız kul olmaz, hatalarımızdan birisi diyememenin dışa vurumu —Aslında hatasız işimiz çok az demenin bir nevi itirafı —Mukaddes sayılan değerlere karşı umarsızlığın bile temizleyicisi —Köseleye dönen yüzlerin en kerih renk tonu —Hesabının sorulmayacağına dair kuvvetli bir ip ucu —Sorumlusunun unutulacağının zannedildiği bir bahane —Sorumlusunun ayan beyan ortada olduğu gerçeğine karşı göz yumma aracı —Sorumlusunun sorunlu olduğuna dair önemli bir ispat —Ne yaparsam yapayım, üzerini yalanla örterim deme biçimi —Tükürdüğünü yalama aşamasındaki mahcubiyetini pişkinliğe vurma vesilesi —Bir adım sonrasını bile görememenin verdiği ezikliği dik tutma çabası —Yetersizliğin izhar olmasına karşı yeterliymiş gibi davranabilme vasıtası   Evet, Maalesef günümüzde suistimale uğrayan birçok kavram gibi “sehven” kavramı da bağlamından koparılmış vaziyettedir.  Bir kurum tarafından bu kavram kullanıldığı zaman anlıyoruz ki; kurumun başı “kurum içinde hesabını sormayacağı bir nane yenildiğini” itiraf etmektedir.   İyi okumalar.