DEPREMZEDELER, DÜNYA KUDÜS GÜNÜ VE KUDÜS MEYDANI

  Depremzedeler Unutulmamalıdır Seçim sürecinin başlaması ve geçim sıkıntıları bir miktar duyarsızlık ve rehavet oluşturdu gibi. Hala depremzedelerin ciddi sorunları var. Lütfen onları unutmayalım.   Onlara yönelik tatmin edici makro bir plan ve kapsamlı bir yol haritası oluşturabilmiş değiliz ve bu yönde bir umut da henüz yok. Çok yazık oluyor, çok… Oysa deprem ve depremzedelerin durumunun gündemimizden düşmemesi ve bu konudaki duyarlılığımızın zayıflamaması, insani sorumluluklarımızın bilincinde olma bakımından bize daha çok yakışan bir durum diye düşünüyorum.   Kudüs Meydanı Birçok mazlum coğrafyada bir haksızlık olduğunda; ehli vicdan ve ehli imandan birçok insan oraya gider zira İslam tek millettir. Bu hep böyle olagelmiştir. Bosna’da işgal ve soykırım başlayınca oraya gittik, Sovyetler Afganistan’ ı işgal edince de oraya gittik ve zamanla gidişlerimizin bağlamı değişti. Bu defa Amerika Afganistan’ ı işgal etti, Irak’ ı da, Suriye’ yi de, Yemen’ i de… Yine gittik ama bu defa kimimiz onların yanında. İsrail’in hedef aldığını biz de hedef aldık… Kudüs, insanlığın şerefidir. Emperyalizmin kirli pençeleri altındadır. Emanetimiz ve namusumuzdur. Ramazan ayının son Cuma’sı Uluslararası Dünya Kudüs Günü. Bugünü anlamlı kılan birçok husus var… Bugünde göstereceğimiz tepki, inşa edeceğimiz bilinç sadece Kudüs için değil; insanlığın Emperyalizm/kürsel kötülük karşısındaki daha güçlü var oluşunun da göstergesi olacak ve onu geriletecektir. Kudüs için ilk dönemlerde gitmiştik, Urfa’ dan da gitmiştik. Sonraki dönemlerde solcu gençlerimiz gitmişti. Ve ondan sonra artık giden olmadı. Zaten gerek de kalmadı. Orayı, zamana zaman İsrail’in erkek teröristlerince yaka paça edilen kadın murabıtlardan, yaşlısına, taş atan gencine, çocuğuna kadar her fert savunuyor. Er ya da geç orada da Allah, nurunu tamamlayacaktır. Bu bağlamda önemli olan ise nerede durduğumuz ve namusumuzu koruma bilincine ne oranda sahip çıkacağımızdır. Dünya Kudüs Günü bu açıdan da önemli bir gün. Taş atılan zamanlardan bugüne gelinene dek birçok katliam yaşandı, işgal genişledi, acılar çoğaldı; direniş ise hiç bitmedi ve umut arttı. Gidenler yine vardı, denizden, olmazsa karadan, olmazsa yer altından gittiler, gittiler, gittiler ve artık bıçak kemiğe dayandığında taş yerine füzelerle durduruyorlar dünya Siyonizmini. İslam coğrafyası hala işgallerden, ihanetlerden, soykırımlardan kurtulmuş değil ancak yaşanan tüm bu süreçlerde başka bazı şeyler oldu. Evrensel nitelikli bir İslam Devrimi gerçekleşti, hükümetlerin ve orduların yap/a/madıklarını Kuvay-i Milliye tarzında halk birliktelikleri yaptı. Birçok alanda önderler, liderler, yetenekler oluştu, gelişti. Bu konular, örnekler tüm işgaller için ve özellikle Kudüs’ ün kurtarılması için konuşulabilir Kudüs Gününde. Naçizane bir önerim ise her şehrimizde bir Kudüs Meydanı’ nın olması. Ancak bunun siyasetten arınmış ve halkın kendi seçimiyle gerçekleştirilmesi. Bu konuda da iş, aslında Urfa’ ya düşer. Madem ilk yıllarda Kudüs’e koşmuşuz, madem her şehrimiz gibi Urfa da Kudüs ile kardeştir, madem Kudüs Şairimiz var (Mehmet Akif İnan, Allah rahmet eylesin) ve madem Rabia Meydanımız var -ve halk ona da sahip çımalı- öyle ise Kudüs Meydanımız neden olmasın? Belki de böylece Kudüs bilincimiz de gelişir ve Kudüs’ün nurlu şafakları daha da yaklaşır. islamianaliz.com yazarlarından Emin Güneş son yazısında şöyle diyor: " bir kardeşim: “ İsrail bizim için bir şey değil ama arkasında Amerika var” diyor. Biz hala Müminlerin de arkasında Kadir-i mutlak olan Allah cc olduğunu cami cemaatine anlatamamışız. Allah’ın cc Amerika’dan daha güçlü olduğunu, müminlerin dostu ve yardımcısı olduğunu dil ile ikrar eden kardeşlerimiz maalesef bunu kalp ile tasdik makamına bir türlü ulaşamıyorlar.   Amerika eninde sonunda İslam coğrafyasından defolacak, İsrail yıkılacak Mescid-i Aksa özgürleşecek bundan zerre kadar şüphemiz yok. Bunu İsrailli eski yeni politikacılar, askeri uzmanlar art arda itiraf ediyorlar. Kendilerini yıkacak gücün adresini ve bu güç karşısından çaresizliklerini ilan ediyorlar. Bizim arzumuz yaşadığımız ülkenin de bu gücün yani direniş cephesinin bir parçası olarak pay sahibi olmasıdır. Biz de bu gururdan ve onurdan nasibimizi alalım!. Ama maalesef… İsrail’i ilk tanıyan ülke olma kara lekesi alnımızda dururken buna bir de Herzog’u Ankara’da alay-ı vala ile ağırlama görüntüleri eklendi. Bu lekenin temizlenmesinin tek yolu ülke olarak direniş cephesinin en etkili ve güçlü paydaşı olmaktır. “İsrail ancak güçten anlar” diyen merhum Erbakan hoca bu olayların kınamakla geçiştirilemeyeceğini savunduğu için 28 Şubat darbesine maruz bırakıldı. Erbakan hocamızın bu düşüncesi İran İslam Cumhuriyeti tarafından hayata geçirilmiş Kudüs Gücü adıyla bir askeri kuvvet oluşturulmuştur. Bu güç sayesinde Gazze kurtarılmış Batı Şeria özgürleşme adımlarını atmaktadır. Bir sonraki adım Filistin’in tamamının işgalden kurtarılmasıdır. " Bu yıl ki Kudüs Günü’ nünden başlayarak, Dünya Kudüs Günü etkinliklerinin çok daha farklı ve aydınlık ufkun daha görünür olduğu bir atmosferde cereyan edeceği netlik kazanmış gibi. Küresel hegemonyanın çatırdama sesleri, mazlumların umudunu artırıyor. Görüş mesafesi çok arttı. Ufukta nurlu günler görülüyor. Bunda, Allah'a hakkıyla tevekkül eden ve direnen mazlumların payı çok büyüktür. Bu yolda çok can feda edildi, çok şehit verildi... Her yer Kudüs, her yer direniş, her yer Filistin diyelim. Rabbim, bizlere Kudüs, Filistin ve küresel hegemonyanın hüküm sürdüğü tüm coğrafyalarda, direnenlerin doğruların, mağdurların ve mazlumların yanında olma bilinci ihsan etsin. Rabbim, bizleri ona tevekkül edenlerden, Küresel ifsada boyun eğmeyenlerden kılsın.   Selam ve dua ile.