MİDE BULANDIRICI BİR ZAMAN

Ahlakın, erdemin, haklının yanında olmanın, utanmanın, diğerkamlığın ve her türlü olumlu ve insani hasletin gereksiz görüldüğü mide bulandırıcı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bu yazının gayesi, mide bulandırmak değil, midemizi bulandıranların hedeflerine ve kimler/hangi odaklar olduğuna işaret etmektir. Bu günlerde de devam eden; yok sen getirdin, yok imzalayınca kalkmaz, biz gelirsek ilk işimiz o sözleşmeyi getirmek olacak, seninki benden kara gibi tartışmalarla midenizi bulandırmayı da düşünmüyorum. Ya da ilk bayan başbakanımızın ABD ziyareti veya Clinton ve stajyeri gibi gündemlerle de midenizi bulandırmak istemiyorum. Tüm bunlar, magazin konuları formatında sunulan ve mide bulandırıcı olmalarının yanında daha farklı resimler veriyor olmaları ve ciddi tahribat yaptıkları için kayıtsız kalınamayacak konulardır; mide bulandırıcı olsa da. İstemeyerek de olsa değineceğim bir yazı ile küresel normlar ihdas edenlerin aşağılık resmini göstermeye çalışacağım. Gayemiz, hala ahlaklı olmayı ve utanmayı önemseyen birkaç zihne bir katkı sunabilmek. Esas hedefim; biz Müslümanlara ya da Müslüman olduğunu söyleyen bizlere ve tüm dünyaya, son ayetlerini sunan bozguncu tanrıları yakından tanıtmak. Ama daha önemlisi bu tanrıların, bize tanrılık yapan yerli kullarını tanımak. Gayemiz, Allah’ ı bırakıp bu sahte tanrıların/odakların normlarını, çağdaş değerlerini, proje ve sözleşmelerini, sapkın politikalarını savunan, bunları müslüman yurtlarında normalleştirmek için çabalayan politikacılarımızın, aydınlarımızın, alimlerimizin, aktivistlerimizin, devrimcilerimizin, hak savunucularımızın, hukukçularımızın nasıl da evrensel ahlaki/hukuki kaide ve normlardan saptıklarını görebilmeyi bir miktar daha mümkün kılmaktır. Aslında Hüseyin Vodinalı’ nın “ABD elitlerinin iğrenç kirli çamaşırları: +18’lik yazı” yazısını mideniz kaldırır okursanız her şey anlaşılır ama yine de dikkatten kaçan ve kendi toplumumuza dair bazı bağlantılar kurmak gerekebilir. Yazıda; Epstein (cezaevinde tutulduğu hücrede intihar ettiği söylendi), Trump, Clinton ailesi, Obama, Biden, Bill Gates, Noam Chomsky, Hunter gibi isimlerden ve daha birçok isim ve kirli fiilden, suçlardan, onlarca cinayet ve şüpheli ölümlerden, kazalardan ve tabii ki metotlardan yani şantajdan bahsediliyor. Epstein’ in Yahudi ve Mossad ajanı olması ve daha birçok ismin Mossad ve CİA bağlantılarından bahsediliyor… Biz kendi payımıza bu kirli ve mide bulandırıcı resimden ne çıkaralım ve toplumumuza bir bakış açısı sunalım, neslimizi koruyalım? Gayemiz, tam olmasa da kısmen bazı olayların arka planını görmeye çalışmak. Dünyayı, hangi iğrençlerin, hangi çetelerin yönettiğini görebilmek ve gösterebilmek. Bilimsel ve çağdaş ambalajlarla bizim gibi toplumların, başörtülü ve dindar olduklarını söyleyen ve ehli secde politikacılarımızın eline tutuşturulan, en radikal devrimcilerimizin de hayır diyemediği bu proje ve sözleşmelerin, sen ben kavgasıyla geçiştirilen, basitleştirilen bu iğrençliklerin mucitlerinin bu dayatma ve şantajlarının, toplumumuzdan gizlendiğini görebilmek ve gösterebilmek. Mesela bizdeki FETÖ kaset ve şantaj yöntemleri de aynı. Onlar da CİA, MOSSAD bağlantılı, ilginç benzerlikler. İşin tıpatıp benzerliği, bu şantajlarla siyaset üzerinde etki kurmak. Şimdi; Bu yöntemleri bilmeden bazı politikacıların, medya güçlerinin bazı konularda neye dayalı davrandıklarını anlayamayız. En azından bazı etkilerin/etkenlerin farklı kaynakları olabileceğini tahmin edemeyebiliriz. Mesela eski bir başbakanımızın çak yaptığı Hilary Clinton’ un gerçek yüzünü ve bu çak'ın açılımını yaparken bu hususları bilmemiz gerekebilir. Esas önemli olan, bu dindar bilinen, ehli secde politikacımızın, nasıl olur da hala da savunduğu böylesi bir Ortadoğu politikasını uygulamaya koyabildiği ve çak ile destek ve direktif aldığı Hilary Clinton’ un bunda büyük etkisi. Şimdi soralım; acaba kim daha iğrenç? Bu sapkın ve zorba güruh mu; yoksa bunların sözleşmelerini pak halkımıza dayatanlar, bunların küresel yıkım politikalarını Ortadoğu başta olmak üzere mazlum, Müslüman coğrafyalarda icra edenler, tv’lerimizi izlenemez hale getirenler mi? Yanlış anlaşılmasın, son 20-30 yılda yaşananlarla ilgili olarak tek aktör bu ve benzeri politikacılar değil; hemen her kesimden ve hemen herkes ciddi anlamda sorumludur. Biraz da merak etmemeli aslında, neden daha önce sömürüdür dediğine şimdi sex işçisi diyebilen ve sapkınlığı özgürlük diye sunan ve dayatan bu küresel sapıkların baskılarına boyun eğen dünün devrimcilerinin ve dindarlarının ne halde olduklarını önemseyip önemsemediklerini. Aslında merak etmemeli, "dindarlarımızın" da ne denli acımasız ve ahlaktan uzak politikaları artık normalleştirmelerinin, hangi büyük resmin parçalarından ve hangi büyük projelerin kollarından olduğunu neden artık gizleme gereği bile duymadıklarını. En iğrençle normalleşmeleri, en iğrenç fiilleri normalleştirmeyi ve normal’ in anlamının değiştirildiğini gördük bu çağda. Uzatmayalım, yazıyı okudum, midem bulandı ama şaşırmadım. Acaba diyorum; bu iğrençlikler hakkında bizdeki sen mi ben mi çekişmeleri mi yoksa ABD'de ki sapkınlıklar mı daha fazla mide bulandırıcı? En kötü fiilleri işleyenlerin, üç gün araya girmeden, hiç bir şey olmamış gibi, TV ekranlarında toplumun gözlerinin içine bakabilmelerinden ve bu televizyonlara hükmedebilen ehli secde dindar diye lanse edilenlerden, tüm bunlar karşısında susmaları mı yoksa ABD'de ki sapkınlıklar mı daha çok mide bulandırıcı? Mafya babalarının bazı şahıslarla ilgili ifşa ettikleri hakkında suçlananların sessiz kalmaları mı yoksa ABD'de ki sapkınlıklar mı daha fazla mide bulandırıcı? Selam ve dua ile.