SÜRPRİZLER

 

 

Allah’ın yardımı ne zaman sorusunun sorulduğu bir evre yaşanıyor. Elbette yakındır.

 

Sürprizler, ümmetin bir taktiği sanki. Devrimlerde, işgal girişimlerinde ve sıkıntı dönemlerinde hep oldu. Yine olacak inşallah. Hatta bir kısmı oldu bile…

*

Gazze’de soykırım devam ediyor. Ne kadar sıradanlaştı bu klişe değil mi?...

 

Hemen her hafta, her gün hatta her an öyle büyük gelişmeler oluyor ki; bunlara yetişmek ve bunları derin derin tahlil etmek çok da mümkün olmuyor. O yüzden sadece yüzeysel dokunuşlarla geçmek zorunda kalıyoruz bu çok önemli konulara. Ama paylaşılması, dikkate alınması, üzerinde bir nebze de olsa durup düşünülmesi gereken gelişmeler bunlar. İlk etapta akıllara gelen 4 hususu hemen sıralamak mümkün.

 

İsrail’e mal satma polemiği ile başlayabiliriz. Esasına inelim: Siyonizm sıkışınca tüm aparatları devreye girer, her yerdeki tüm düğmelere basılır. İddiam odur ki; Siyonizm, Türkiye gibi Müslüman ülke olarak anılan ülkelerde ve körfez ülkelerinde; akademi, din, siyaset, medya, ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda, ABD ve batıdakinden, hatta İsrail’ deki siyonizmden daha kuvvetli bir tahkimata sahiptir. 7 Ekim başlar başlamaz, ilk olarak cübbelilerden biri; özenle seçtiği kelimelerle “Yahudiye bulaşılmaz” tarzında hemen siyonizme dokunulmaması yönünde beyanda bulunmuştu. Hayır zaten dokunan yok, sadece toplumun, ticaretle, şunla bunla destek olunmasın talebi var. Neticede bir soykırım yapılırken, soykırımcıya dakunmak şöyle dursun; ona mal tedarikini artırarak bu toplumun adını destekçiye, yüzünü karaya çıkarmaya yönelik bir kaygı var. Toplum utanıyor anlaşıldığı kadarıyla.

 

Bizde Siyonizm konusunda her kesimden çok sayıda hünerli var ne yazık ki. Bu hafta bir diğeri ise İsrail’e mal satılabilir deyiverdi. Şaşırmamalı zira en büyük cübbelimiz, en hünerlimiz, Yahudi çocuklar için gözyaşı döktüğünü söylememiş miydi?

*

Diğer önemli gelişme ABD’ nin Gazze’ ye bir liman inşa etme girişimiydi. Yani burada bir üs kurmaya girişti. Gazze’ nin karadan 7 sınır kapısı olduğu halde insani yardım maskesiyle kurmaya çalıştığı Liman/üs dikkatlerden kaçmadı. Bu manevra, muhtemelen büyük oyuncuların radarına takılıverdi ve ardından, bununla da bağlantılı olduğu düşünülebilecek adım geldi: Yemen’in hipersonik füze denemsi yapması ve tabii ki; bir o kadar daha önemlisi bu haberi, Rusya’nın dünyaya duyurması. Önemli bir sürprizdi bu ve daha başka hangi sürprizlerin olacağını hep birlikte göreceğiz.

 

Bu füzeyi, Yemen’in kendi yetenekleriyle mi geliştirdiği, Rusya veya İran’ dan mı tedarik ettiği gibi hususlar da önemli olmakla beraber; bu füzenin Kızıldeniz operasyonlarında Yemen tarafından, özellikle de ABD’ nin uçak gemilerine karşı kullanılıp kullanılmayacağı gibi sorular da bir o kadar önemli. Denklem değiştirme hamlelerinin karşılıklı devam ettiği bir sürece girilmiş denebilir.

 

Okuyabildiğim kadarıyla, Gazze ve Refah’a yönelik her incitici adım; Irak, Lübnan ve Yemen’in tempoyu yükseltmesi ile karşılık buluyor. Ancak hipersonik füze hamlesinin ise hem önleyici ve caydırıcı nitelikte olduğu ve özellikle Liman konusuyla bağlantılı olabileceği söylenebilir. Bu durumda Liman -ki 6 ayda bitirilmesi planlanmış- boş bir iş değil. Tüm hukuk kurallarına aykırıdır. Savaşın devamına yönelik bir adımdır. Karşı tarafın o limanı yaptıracağını düşünmüyorum…

*

Batı cephesi, bir yandan açlıkla soykırıma devam ederek ve diplomatik oyunlarla sonuç almaya çalışırken; öte yandan Refah’a yönelik ve hele hele de Hizbullah ile karşılaşma konusunda sersemce dengesizlikler sergiliyor. Bu savaş, aslında bitmiştir ama burnu sürtülen bu müstekbirler yenilgiyi nasıl hazmedecekler?

 

Direnişe, diplomatik hilelerle denklem dayatamayan, Filistinli güçlerden de Hamas ile savaştırmak için yapı oluşturma girişimleri de sonuç vermeyen batı cephesi, direnişin sunduğu şartlara yanaşmayı kendine yediremiyor.

 

Direniş, sahada kazandığı savaşın sonunda masaya mağlup olarak oturma teklifine, tüm halkı ile birlikte direnç gösteriyor.

 

Tam da burada son öneli gelişmeye de değinerek bitirelim.

 

Nasrullah’ın son konuşması. Bu konuşma, gelinen son durumu özetliyor. Ve oldukça önemli zira Lübnan direnişi, İsrail’ i felç etmiş durumda ve zinde. İsrail’in her saldırısına, en az misli kadar cevap vermesi, tehcire tehcir politikasını başarıyla sergilemesi ve olası topyekun bir savaşa karşı da hazır oluşunu kanıtlaması ve her tehdit edildiğinde bunu deklare etmesi ile batı cephesinin karşısında durmaya devam ediyor. Top, batı cephesinin sahasında.

 

Son konuşmasında; savaşta sadece birkaç yüz asker kaybettiğini açıklayan İsrail rejiminin asker ihtiyacını karşılamak için ultra Ortodoks Yahudileri dahi askere almayı gündeme aldığına dikkat çeken Nasrullah;

 

"Gazze'nin kararlılığı mucizeye yakındır ve Gazze direnişi dünyayı hayrete düşürmüştür."

 

 "Milletimizin karşı karşıya olduğu musibetlerden biri de işgal altındaki Filistin'de bu gaspçı varlığın kurulmasıdır ve bu sınavda bu varlığa karşı direnmek bizim sorumluluğumuzdur"

 

"Refah'a gitseniz bile savaşı kaybettiniz; çünkü altı ay boyunca tek bir zafer görüntüsü bile sunamadınız"

 

"Lübnan ve Yemen'deki destek cepheleri devam edecek ve Irak'taki İslami direniş 'İsrail'e insansız hava araçları ve füzeler göndermeye devam edecek"

 

"İsrail ordusu bugün tüm cephelerde yorgun ve bitkin durumda ve ölü sayısı çok büyük ve açıklanandan çok daha fazla"

 

''İsrail asker ve general sıkıntısı çekiyor ve ordu için Haredim'i [ultra-Ortodoks Yahudiler] askere alıyor." 

*

Kimileri, soykırımcıları mal tedariki ile desteklemeye yönelik fetvalarla uğraşırken, Afganistan örneğinde olduğu gibi direnen İslam ümmeti, ABD'yi İslam coğrafyasından çıkarmaya onu kaçmaya mecbur bırakmak için soykırıma ve açlığa mahkum olmaktan şikayet bile etmiyor.

 

ABD ise yeni üsler/yeni limanlar/yeni fetvalar peşinde. Kim bilir belki de bu Liman için gerekli malzemeleri de uzaklardan getirmeyecek. Haram mı?!

 

Şu mübarek Ramazan vaktinde Rabbim, tüm direnenlere kuvvet versin. Müzmin, utanmaz ve münafıkça bir Siyonizm ile karşı karşıya olan toplumlara basiret ihsan etsin.