İNSANIN KIŞ HALİ

“Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! Uyandırmayın beni, uyanamam. Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, Allah aşkına, gök, deniz aşkına Yağsın kar üstümüze buram buram... Buğulandıkça yüzü her aynanın Beyaz dokusunda bu saf rüyanın Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış Sırf unutmak için, unutmak ey kış! Büyük yalnızlığını dünyanın.” Ahmet Muhip DIRANAS Bir mevsim ne kadar etkiler insanı, ya da ne kadar değişir insan mevsimlerin değişmesiyle? Tıpkı mevsimler gibi insanda farklı iklimleri yaşıyor. İnsan da mevsimler gibidir. Mesela bir bahar gibi şen ve şakrak olur mutluluğa çağırır. Bazen hazanda dalından kopmuş bir yaprak olur hüzne bürünür. Bazen yaz gibi sıcaktır rehavete kapılır. Ve Kış olur karanlığa sessizliğe ve yalnızlığa gömülür… Nedir kış, yalnızlık mıdır, sessizlik midir, karanlık mıdır, hüzün müdür… Huzur mudur yoksa huzursuzluk mu, umut mudur, umutsuzluk mu? Evet, kış her şeyden önce soğuktur. Biraz üşümektir kış, biraz acı ve elbette sızıdır… Kış olur, insan kışa dönüşür, zaman mekân ve doğa, yer ve gök baştanbaşa kışa bürünür. Aylardan kıştır ve insan kışa bırakır kendini... İnsanın kış hali daha bir düşüncelidir, daha bir yorgundur, daha bir depresiftir, daha bir gözü yaşlıdır mesela… Kış gelir, yoksulluk bıçak gibi keser insanın yüzünü. Soğuktur hava, sobada yakılacak bir parça odun, üste giyilecek bir kışlık elbise ya da ne bileyim içilebilecek bir sıcak çorba… Yoktur, çünkü kıştır ve kış elbette yoksulluktur. Elin üşür, yüzün üşür, yüreğin üşür. İnsan üşür, hayat üşür; solgun bir yüze bürünür her yer, o yüzden ah mevsimidir. Daha bir karanlıktır, daha bir uzundur gece. Gündüz cimridir kışın, güneş daha bir nazlıdır göstermez kendini. O yüzden kış aydınlığa hasrettir, güne, güneşe hasrettir… Başka bir yalnızlıktır kış, sarar insanı, her tarafından kapatır kendini tüm dünyaya. Mevsimin kasvetine gömülür insan. Daha bir karamsardır, daha bir durgundur, daha bir sessizdir, daha bir tahammülsüzdür mesela. Kışın daha bir hasta hallidir insan, yataktan uyanmak zor gelir hep uyumak ister. Kış insanın kendi içine kapanmasıdır. İçine dışarılardan içerilere, eve, evine, kendi evine, içine yönelmesidir. Zira dışarısı soğuktur, dışarısı kasvettir, dışarısı yağmurdur, dışarısı kardır, dışarısı barandır… O yüzden kış en çok sıcaklığına sığınılacak evidir insanın, evine dönüşüdür, kendine dönüşüdür… Hasrettir kış, sıcaklığa, muhabbete, gönülden gönüle uzanan bir sohbete hasrettir. O yüzden kış biraz da çaydır. Çayın deminde habbe habbe çoğalan muhabbettir… Acının üstüne, karanlığın, hüznün, yoksulluğun üstüne, umutsuzluğun üstüne, hasretin “ah”ın üstüne kış umut olmalıdır, kış huzur olmalıdır, çünkü kış her şeye rağmen bahara açılan bir kapıdır. Onu için insan kışın karamsarlığından, baharın umuduna bir yol bulmalıdır…