SEBZELERİN TEMİZLENMESİ

Maydanoz, nane, tere, roka, dereotu, marul gibi çiğ olarak tüketilen sebzeler sofraların vazgeçilmez unsurlarındandırlar. Hem sofrada bulunmaları, görüntüleri ve renkleri, hem de lezzetleri ve besin değerleri ile hayatımızda önemli bir yere sahiptirler. İçerdikleri antioksidanlar, vitaminler ve mineraller ile sindirim sistemini düzenleyici, besin maddelerinin ihtiva etme olasılığı olabilen zararlı maddelerin etkilerini giderici ve kanı temizleyici özeliklere sahiptirler. Bunun yanı sıra hastalıklara karşı vücut direncini arttırıcı özellikleri vardır. Şanlıurfa’da”Yeşillik” diye kısaltılarak genellenen bu sebzelerin sofrada bulunması sofradaki renk ahenginin oluşması açısından da tamamlayıcı bir durum oluşturmaktadır. Yeşillikler çiğ olarak tüketildiğinden dolayı temiz bir hale getirilmeleri sağlığımız açısından önemlidir. Birçok şehirde sebze bahçelerinin şehir kanalizasyon şebekesinden gelen lağım suları ile sulanarak sebze yetiştirildiği bilinen bir gerçektir. Bu durumda özellikle maydanoz, nane, dereotu, marul gibi yaprakları yenene sebzelerin çok kötü bir kirliliğe maruz kaldığı ve sağlık açısından tehlikeli bakteriler taşıyabildiği tartışılmazdır. Ispanak, lahana, pırasa gibi pişirilerek tüketilen sebzelerde, zararlı mikroorganizmalar yüksek ısıya maruz kaldığından dolayı yok olmaktadır. Ancak çiğ olarak tüketilen sebzelerde durum farklıdır. Hastalık yapan etkenlerden arındırılmaları için bazı özel önlemler almak gerekir. Bazen sadece yıkamak yeterli olmayabilir. Kanalizasyon suları ile sulanmalarından başka kirlenmelerini sağlayan sebepler de vardır. Taşınırken, pazara getirilirken, tezgâhta dururken ve satılana kadar onları diri tutmak için üzerilerine arada sırada dökülen suyun kirli olması gibi bir dizi olumsuz koşullara maruz kalarak mikrop taşıyan bir duruma gelmektedirler. Özellikle pazarda satılan yeşillikler son derece ilkel şartlarda yıkandıklarına daha doğrusu yıkanmış gibi gösterildiğine şahit oluyoruz. Bazı pazarcıları yeşillikleri yıkadığı su ve içinde yıkadıkları leğenler başlı başına mikrop kaynağı durumunda olabilmektedir. Çiğ olarak tüketilen sebzeleri temizleme bir kaç yöntemle olabilir. Birinci Yöntem: Temiz su ile iyice yıkanmalarının yanı sıra klorlu suda bekletilmeleridir.Ancak, klorlu suda bekletme uygulamasının sakıncalı yönleri vardır. Klor durulanması çok zor bir madde olup bol su ile durulanması durumunda bile klor artığının kalması söz konusu olabilmektedir. Uzmanlar Bu tür kimyasalların vücutta birikerek, ilerleyen yaşlarda kanser riskini arttırdığı yönünde fikir beyan etmektedirler. İkinci Yöntem: Piyasada var olan ve “sanitizer” olarak tabir edilen sebze ve meyve dezenfektanlarının kullanılmasıdır. Bu da etkili bir yöntem olmakla birlikte bu şekildeki ürünler pahalı olabileceğinden dolayı pek de tercih edilmemektedir. Lokanta gibi yemek üretimi yapılan ticari müesseseler için uygun bir tercih olabilir. Üçüncü ve en uygulanabilir yöntem: Sebzelerin bol ve yemiz su ile yıkanmasından sonra bir leğen içine doldurulan suya bir miktar elma veya üzüm sirkesi ekleyerek sebzelerin bu sirkeli suda yaklaşık yarım saat bekletildikten sonra temiz su ile durulayıp tüketilmesidir. Bu metot sağlık açısından en uygun olanıdır. Zira sirkenin içinde asetik asit vardır. Bu özelliğinden dolayı doğal bir dezenfektan olup hastalık yapacak birçok mikroorganizmayı bertaraf etmesinin yanında sebzelerin üzerinde bulunma ihtimali bunan zirai ilaç kalıntılarının giderilmesi yönünde de faydası olmaktadır Ayrıca elma,limon, erik, gibi bazı meyvelerin dayanıklılığını arttırmak amacıyla kabuklarına sürülen ve su ile yıkanarak giderilmeyen parafin (mum) türü kimyasal kalıntılarında sirkeli suda bekletilerek giderilebilir. Mutfakta et ve sebze kesmek için kullanılan tahtalarda sirkeli suyla temiz bir hale getirilebilir. Afiyette kalın samburek47@gmail.com