IRKÇILIK TEHLİKESİ VE KÜRESEL TERÖRİZM

Günümüzün en büyük terörist yapılanması; devlet olarak ABD;örgüt olarak NATO'dur. Bu kanıtlanmış gerçeği esas almadan uygulanacak tümpolitikalar başarısız olmaya mahkumdur. İkinci dünya savaşından sonra batı tarafından kurulan tümuluslararası kurum ve değerler kıymetsizleşmiş ve araçsallaşmıştır. Buitibarsızlaştırmayı da yine batı, kendi putunu yiyerek gerçekleştirmiştir. Batı, medeniyet söylemi bakımından çökmüş; diğer alanlardakiçöküşü yavaşlatmak için tüm argümanlarıyla daha da saldırganlaşmış vepervasızca çırpınan bir görünüme bürünmüştür. Irkçılık bir nevi ötekileştirmedir. Kendini üstün; ötekini değersiz veya kendine göre alttagörme ve kabullenme anlamını içerir. İnsanoğlunun var oluş serüveninin başlarından beridir varolan bir olgu. Şeytan’ın/İblis’ in, kendini Adem’ den üstün saymasını ve bunedenle asi olmasını ilk ırkçı eylem olarak niteleyenler çoğunlukta. İblis, bunu, ontolojik bir olguya dayandırmıştı: Kendisininateşten; Adem’ in ise topraktan yaratıldığını öne sürerek, ateşin daha değerliolduğunu savunmuştu. Oysa insan, ırkçılıkta İblis’ i geçti. Topraktan yaratılanhemcinsini ötekileştirdi. Onun bahanesi ise özellikle renkti. Siyah ve beyazdiye iki renk icat etti, beyaza iyi dedi, güzel dedi ve bu algıyı hepdestekledi. Hatta o kadar ileri gitti ki, bazı dönemler siyah’ı düşük insanyerine bile koymadı, onu hayvan olarak tanımladı. Batının tarihi, bir anlamda ırkçılığın da tarihisayılabilir. Batı, bu uğurda çok kan döktü. Yaptığı işkenceler, insanlarıhayvan gibi kafeslerde sergileme, köleleştirme, asimilasyon ve katliamlar. Genellikle biri diğerinden geri olmasa da, ABD’nin ırkçılıksicili oldukça trajiktir. Dünyanın dört büyük ırkından biri olan Kızılderililer’ i yokeden bir sicili vardır... Afrika Kıtası’ nı köleleştirmeleri, İsrail eliyle Ortadoğu’da yürüttüğü politikalar hatta teslim olmayı kabul edeceği bilindiği haldeJaponya’ ya hem de iki adet atom bombası atmasının arka planında ırkçıetkenleri görmek mümkün. İslamofobi politikaları da ırkçı yaklaşımlara dayanıyor. Bosna’ da NATO’nun Boşnaklar’ a uyguladığı soykırımın tarihiarka planında da ırkçılık yatmakta. Modern ulusçu devletlerle ırkçılık daha da çeşitlendi veyayıldı. Farklılıklara tahammül azaldı, tek tiplilik ön plana çıktı. Asimilasyonve ötekileştirme yaygınlaştı. Batı tarihinde, ırkçılık ve Faşizm’i meşrulaştırmak içinbilimsel çalışmalar yapıldı. Hitler ve Mussolini de bilinen örneklerdir. ABD’nin aradan geçen yıllara rağmen hala ırkçı izlertaşıdığını zaman zaman medyaya yansıyan olaylarda görmekteyiz. Son olaylardaolduğu gibi. Irkçılık, sadece etnik ırkçılıkla sınırlandırılamaz.Coğrafya, kültür, dil, din/mezhep üzerinden de ötekileştirme ve ırkçılıkyapılmakta. Kendilerini seçilmiş ve özel kabul eden Siyonist Yahudilik,dinsel ırkçılık ve ötekileştirmeye tekabül ediyor denebilir. Irkçılık ve ötekileştirme yasaklayıcı ve inkarcıdır. Oyüzden hak tanımaz. Ötekileştirdiğinin kimliğini tanımaz, farklılık tanımaz.Ötekinin, kendi başına buyruk olma, kendi geleceğine kendi yön vermeeğilimlerini kabullenmez. Kendini en üst otorite kabul eder ve yaşamın şeklini vesınırlarını belirlemeye yetkili görür. Irkçılık, yayılmacı ve işgalcidir, eşitliği asla kabuletmez. Kendini merkeze alır ve dünyanın, kendi ekseninde dönmesini doğalkarşılar, dünyayı yönetmeye kalkışır. Irkçılık güce tapar. Kendinden daha güçlü olana yanaşır, onuotorite kabul eder; zayıfı ezer. Kendine ebedi bir güvenlik ortamı oluşturmakiçin diğerlerinin hepsini gözünü kırpmadan yok edebilir. Irkçılık, ötekiyle arasına sınır çizer, duvar örer ve busınırları kutsar. Barışçı, paylaşımcı ve birliktelikçi değil; ayrımcıdır. Irkçı, yok etmediği ya da edemediğinin kendisine itaatetmesini ve kaderinin kendisi elinde olmasını ister, onu azat etmez, özgürolmasını istemez. Günümüzde, tahrif edilmiş dinsel anlayışlar yaygınlıkkazanmış, bir çeşit despotluk yayılmaya başlamıştır. Birçok ülkede, tek adamlık,üstü kapalı monarşizm yayılmaktadır. Bölgemizde de dine dayandırılmak istenen ırkçılıklakarşılaşmaktayız. Dini bilgisi yüksek olan zatların/kesimlerin de ırkçılıkkarşısında zayıfın değil de; gücün/güçlünün yanında saf tutması fitnelerinçoğalmasına, toplumun ifsadına yol açmaktadır. Irkçı bir sistemde, sınıflılık mevcuttur. Alt sınıflar,sadece kültürel olarak değil; ekonomik olarak da ezilirler. Onlara, sadeceyaşayacak ve üst sınıfa hizmet edecek kadar bir yaşam alanı tahsis edilmiştir,bunun ötesine geçme yolları kapatılır. Modern çağda ortaya çıkan insan hakları sistematiği, teorideher ne kadar “hak” endişesi taşıyor görünse de aslında, küresel ölçekliötekileştirme ve ırkçılığı önlemeyi hedeflememiş, zihni ve tarihialtyapısındaki “öteki”ni kontrol altında tutmaya devam etmiştir. Batının insanhakları anlayışında/kendi ürettiği değerde örtülü bir ötekileştirme vardır. İnsan haklarına kendi uymayıp; ötekine karşı çoğu kez bunusilah olarak kullanması, değişim ve asimilasyon aracı olarak onu işlevselleştirmesi,bu konuda kendini otorite kabul etmesi ve “hak” kavramını sekülerleştirmesibunun göstergesi sayılabilir. Buna rağmen, hemen hemen tüm insan hakları metinlerinde,ötekileştirmenin, ırkçılığın insan haklarına aykırı olarak kabul edilmesinindeğerli olduğunu göz ardı etmemek gerektiğinin de altını çizmekte yarar var. Batının, günümüzde, öteki/Müslüman toplumlara yaptığı;dinsel, ekonomik, siyasi, coğrafi ve etnik ötekileştirme ve saldırıpolitikaları devam etmektedir. Dolayısıyla, küresel emperyalizm ve hegemonyayakarşı verilecek mücadele, hem insan haklarının hem insan olmanın gereğidir. Ötekileştirenlerin kullandığı algı yönetimi ve diğermanipülasyonlar bir yana, günümüzde terörizmi de kullanmaktalar. Hem terörgruplarını kullanmakta hem de devlet olarak terör yapmaktalar. Bu günün terörörgütlerinin çoğu, devletlerdir ve terör grupları da onların askerleridir. Budurumu doğru algılamak, ötekilerin kurtuluş mücadelelerini aydınlatıcı etkilerortaya çıkaracaktır. Sonuç olarak, ırkçılık ve ötekileştirmenin hala devamettiğini, bu günlerde batı ülkelerinde yaşanan terör saldırılarının da anasebebinin bu küresel ölçekli terörden kaynaklandığını, gönümüzde terörün anakaynağının ABD başta olmak üzere batı olduğunu ve dünyanın, istilacı küresel ölçeklive ABD'nin başını çektiği bu terörizmle mücadele etme bilincini bir an önceyakalaması gerektiğini söyleyebiliriz.