VAKİT VE SIHHAT EN PAHALI İKİ DEĞER

Hakikatten,ne kadar düşündük bunu acaba, en pahalı şeyin ne olduğunu? Mesela her hangi bir kimseye sorsak, dünyanın en pahalı şeyi nedir diye? Muhtemelen alacağımız cevaplar farklı farklı olacaklardır. Mesela en pahalı şeylerin; kiminegöre lüks villalar, kiminegöre yolasıfır işhanları veya restoranlar, kiminegöre kuyumcu dükkânları, kiminegöre makam, kiminegöre yüksek lisanslı diplomalar vs. Çok farklı ve belki de en çok kısır döngünün mahkûmu olmuşbu gibi sathi cevapları almış oluruz… Peki, ya sınırlı bir vakte kadar, bize emanetolarak verilmiş olan, vakit ve sıhhat denilen değerlerimizin fiyatı ne kadar? Bu paha biçilemez olan değerlerimizin, satıldığı veya dağıtıldığı başka her hangi bir yerinolduğu görülmüş müdür şimdiye kadar? Hayır! Öyledir de,lakin insanoğlu olarak, en çok yanıldığımız hususun;en değerlilerimizolan vakit ve sıhhat konusundaki yanıldığımızı unuttuğumuzu unutmamamızdır. Fil-hakika, Muhbir-i Sadık Nebiyy-i Muhterem (s.a.v): “Yarın mahşer meydanında, İnanoğlu’nun boş vakit ve ömrünü nerelerde harcadığı konusunda; hesaba çekileceğini, ta asırlar öncesinden bize haber vermemiş miydi? Vakit ve sıhhat, insanın iki en paha biçilemez değerleri… Biri ömür sermayesi, diğeri zaman denilen vakit! Vakit nakittir sözü, belki de bunun için telaffuz edilmektedir çoğu kere… Abdullah İbn-i Abbas (r.a)’ın rivayetiyle, Peygamber Efendimiz (s.a.v):’in şöyle buyurdu: “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunlar konusunda aldanmıştır. Kıymetini takdir edip onları değerlendirmekten mahrumdur. Bu iki önemli nimet: sağlık ve boş vakittir.(Buhari, Rikak. Tirmizi, Zühd) Yirmi birinci yüz yılda, insanlar tarafından, israfı en çok yapılan şeylerin başında, Sıhhat ve boş zamanın geldiği denilse; mübalağa olmaz sanırım! Günümüzde, sıhhat nimetini içki, sigara ve diğer alkolik şeylerle tahrip eden insanların zararlı birer insan haline gelmesinin baş müsebbiplerinin; en evvela ebeveynlerinin olduğu bir gerçek. Çocuğu dünyaya getirip, biraz yetiştirdikten sonra; sokaklara salan, dinini anlatmayan, haram helal nedir öğretmeyen anne ve babalar; onlarda en az kötülüklerin yolunu açan zihniyetler kadar suçlu ve cürüm sahibidirler… Gece geç saatlere kadar, internet salonlarında, kumar masalarında, meyhane ve diğer loş mekânların izbe köşelerinde; zamanlarını katleden nesillerden, sağlıklı bir toplumun oluşması nasıl beklenebilir ki? Allah’ın (c.c) vermiş olduğu sıhhat ve zamanlarını, beyhude şeyler uğrunda, hovardaca israf ve heder eden nesillerin; geri dönüşü olmayan felaketlere doğru hızla, gittiğinin alameti değildir de ya nedir? Evet, sıhhat ve boş zaman deyip geçmemek lazım… İnsanı dünya hayatında ayakta tutan ve zinde kılan; bu iki nimetten başka ne vardır ki insan için? Bu iki nimetini kıymetini bilmeden, ulu orta yerlerde tüketenlerin işlemiş oldukları beyhude ve kısır amelleri; şimdi olduğu gibi, gelecekte de onları çok kötü sonuçlara götüreceği muhakkaktır! Çünkü, Efendimiz (s.a.v): “Kıymetini bilip değerlendirmekten mahrum” diye isimlendirdiği iki şeyin, sıhhat ve boş zaman olduğunu beyan buyurmuşlardır. Hayatın en pahalı iki değeri olan, sıhhat ve boş zaman; modern zamanların en ucuz iki metaı haline geldi ne yazık ki! Gece geç saatlere kadar, boş ve faydasız tartışmalarla, laklakalarla, gıybet ve dedikodu meclislerini oluşturmanın; bir de zaman ve sıhhatlerini boşa harcayanlar için, felaketlerin ve tehlikelerin en büyüğü olduğundan bihaberyaşar insan… “Ağızların mühürlenip, el ve ayakların aleyhimize şahitlik edecekleri”(Yasin/65)o çetin günde; dünyada boşa harcadığımız zaman ve sıhhat’ tan tutun da, tüm yapıp ettiklerimizin hesabını vereceğimizi neden unutmaktayız acaba?. Peki, başta genç nesil olmak üzere, insanlarımız bu gün daha çok neişlerle meşgul; hangi şeyler uğrunda ömür ve zamanlarını tüketmektedirler? Hatırlatmak adına: “Şayet bir memlekette, spor arenaları, kumarhaneler, içki mekânları, gece kulüpleri, dans ve zevk-i şeytani tatminyerleri; insan (Survior gibi) ve at (ganyan) yarışları, Stat vealanları tıka basa dolduruyorsa; sıhhat ve boş zaman denilen iki nimetin,gayesiz insanlar tarafından nasıl katledildiğini, anlamak için yeterli bir delil değil midir?. Nesil ne hale gelmiştir bakar mısınız? Her gün beş vakit, minarelerden kurtuluşa çağıran müezzinlerin, insanları Allah’a davet ettiklerine, toplumun yüzde kaçının icabet ettiklerine bir bakın, “Kullukta, erdemlikte, manevi olgunlukta, zamanı değerlendirmekte; hakikatin neresinde olduğumuz, kendiliğinden anlaşılacaktır… “Allah’ın Resulü (s.a.v)’in: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilmemizi bakın nasıl öğütlemişlerdir: “İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin, hastalıktan evvel sıhhatin, fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın, meşguliyetten evvel boş zamanın ve ölüm gelmeden hayatın kıymetini bil, bunların hakkını ver.” (Hâkim) Kanaatimce, bu beş şey konusunda, başta nefsim olmak üzere; birçoğumuzun sınavı iyi geçmediği kanaatindeyim… Rabbimiz! Ömür ve zaman sermayemizi, faydalı ve müspet şeylerle harcamayı cümlemize nasip eyle… Dua ile. 12 Kasım 2018.